V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın yaklaşık 11 yıl sürdüğünü, müteveffanın iş kazası geçirerek öldüğü tarihte müteveffanın eşi müvekkil ... henüz 39 yaşında olup daha çok genç yaşta eşini kaybettiğini, ayrıca üç çocuğuna tek başına bakmak zorunda kaldığı ve bugüne kadar da evlenmediğini, ...'in 19, ...'in 16 ve ...'nin 11 yaşında babalarını kaybettikleri, davacıların yaşları ve de aradan geçen zaman da düşünüldüğünde manevi tazminatların az olduğunu, maddi tazminatın hesabında davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil etmemesi açısından temyiz ettiklerini, şu anda belli ve ileride belli olacak hesap hataları ve varsayım yanlışlıkları ve her türlü noksanlıklardan dolayı yerel Mahkeme kararında aleyhe hususlara itiraz ettiklerini, yine bu davanı kesin çözüme ulaşıncaya kadar yasa değişiklikleri ve diğer olgularda artış nedenleriyle yeniden hesaplanmasına itirazen ileri sürme zorunluluğunun doğduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ... ...'un belediye çalışanı olmayıp, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ... İçeri ... ... A.Ş. Çalışanı olduğunu, ayrıca iddia edildiği gibi İçeri ... ... A.Ş.'nin Belediye bünyesinde kurulmuş bir şirket olmayıp, bağımsız bir tüzel kişiliği olduğunu, Belediyenin bu şirketten bir hizmet alımı da yapmadığını, belediyenin bu şirketin hissedarı olması, bu şirketin borçlarından da sorumlu olması gerektiği manasına gelmediğini, davacı tarafın gerçekten bir tazminat hakkı varsa bu tazminatın ölenin çalıştığı şirketten istenmesi gerektiğini, sigortalının ölüm olayı hastaneden taburcu olduktan 3 hafta kadar sonra meydana gediğinden ölüm ile iş kazası arasında illiyet bağı olmadığını, bu yönde bağıntı kuran Adli Tıp raporunun yerinde olmadığını, manevi tazminatın ıslah ile istenemeyeceği gibi hükmedilen manevi tazminatların da fahiş miktarlarda olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesi" açısından 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, "Tazminat alacaklarının belirlenmesi ve sorumluluk" açısından zararın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı kanunun 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" açısından iş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanun'un 11, 12, 22, 23 ve 26 ıncı maddeleri, "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile ilgili mevzuat hükümleri, "Usuli kazanılmış haklar" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
3. Değerlendirme
a) Maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla taraflar yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, maddi tazminatın hesabının dosya içeriği ile dairemizce belirlenen ilkelere uygun olması gözetilerek temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacılar ve davalı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle maddi tazminat hükmün onanmasına karar verilmiştir
b) Manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, uyulan bozma kararları kapsamında oluşan usuli kazanılmış haklara, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat hükmüyle ilgili aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. 'Usuli kazanılmış hak' olarak tanımlayacağımız bu olgu; Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
3.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
4. Somut olayda; davacılar desteği sigortalı ...’un SGK kayıtlarında ... belediyesi iştiraki olan İçeri ... ... A.Ş.'den bildirimleri olmakla beraber olay tarihinde İçeri ... Belediyesi Su Hizmetlerinde işçi olarak çalıştığı, olay günü olan 16.08.2008 tarihinde belde sınırları içerisindeki Lale Öğrenci Yurdu önünde yol kenarına yapılmakta olan çeşme inşaatına su bağlamak üzere, kepçe ile 4 metre derinlikte kazılmış olan su borusunun bulunduğu kuyuya inen sigortalının kuyu içerisinde çalıştığı sırada, kuyu çevresine iksa yapılmamış olması nedeniyle, kuyunun yanında yer alan asfalt yol dolgu toprağının kuyu içerisine göçmesi ile sigortalının göğsüne kadar toprak altında kaldığı ve çalışanların yardımı ile çıkartıldığı, kazada kemik kırıkları oluştuğu ve hastanede tedavi edilip eve taburcu edildiği ancak Adli Tıp Kurumu raporuna göre bu kazaya bağlantılı olduğu tespit edilen rapora göre 25.08.2008 tarihinde vefat ettiği olayın gerçekleşmesinde hükme esas alınan ve temyiz açamasından geçerek davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği anlaşılan kusur raporuna göre iş kazasının gerçekleşmesinde davalı Belediyenin %100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin bir önceki kararında davacı eş lehine 25.000 TL ve çocuklar lehine 12.500 TL'şer manevi tazminatlara hükmedildiği, Dairece manevi tazminat miktarlarının az olduğuna işaretle karar bozulduğu halde iş bu davada eş lehine 35.000 TL, çocuklar lehine 20.000 TL'şer manevi tazminatlara hükmedildiği halde söz konusu tazminat miktarlarının davacılarda iş kazası sonucu meydana gelen manevi kayıp ve elemi tazmin ile orantılı olmadığı gibi bozma kararıyla amaçlanan sonucun yerine geldiğinden bahsedilemeyeceği manevi tazminatların az az olduğu açıktır.
5. O halde mahkemece yapılacak iş; uyulan bozma kararı, iş kazasının gerçekleşme biçimi, iş kazasının gerçekleşmesinde sigortalının kusuru olmadığı da gözetilerek uygun birer manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
6. Öte yandan dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen ... Belediye Başkanlığının 6360 sayılı Kanun kapsamında tüzel kişiliğinin kaldırılarak ... Belediye Başkanlığına devrolduğunun anlaşılması karşısında Mahkeme kararı başlığında iş bu devrolan belediye başkanlığı yerine tüzel kişiliği ortadan kalkan belediye başkanlığının belirtilmesi de hatalı olmuştur.
7. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve Kanun'a aykırı olup bozma nedenidir.
8. O halde, davacılar ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları dikkate alınarak Mahkemece manevi tazminat istemleriyle ilgili verilen karar bozulmalıdır.