İçtihatYargıtay12. Hukuk Dairesi
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi · E. 2023/7499 · K. 2024/3407
- Esas No
- 2023/7499
- Karar No
- 2024/3407
- Karar Tarihi
- 04.04.2024
Karar Metni
12. Hukuk Dairesi 2023/7499 E. , 2024/3407 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine avalist borçlu ...’in yasal 5 günlük sürede icra mahkemesine başvurarak imzaya ve borca itiraz ettiği, İlk Derece Mahkemesince, alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle itirazın reddine ve borçlu aleyhine asıl alacağın % 20’si oranında tazminat ile % 10’u oranında para cezasına hükmedilmesine karar verildiği, borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine hükmedildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK’nın 170. maddesinde hüküm altına alınmış olup, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince imza incelemesinin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiği düzenlenmiştir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtayın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarih ve 2017/12-2692 E. - 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Diğer taraftan HMK’nın 282. maddesine göre hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Mahkeme bilirkişi raporunun tatmin edici bir nitelik taşımadığı kanaatine ulaşacak olursa, yani raporda bazı belirsizlikler ya da çelişkiler bulunduğu
kanısına varırsa taraflardan birinin herhangi bir talebi bulunmasa bile bu belirsizliklerin ya da çelişkilerin giderilmesi için kendiliğinden yeni sorular düzenlemek suretiyle aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına yahut raporu tanzim eden bilirkişinin sözlü açıklamalarda bulunmak üzere bir gün tayin ederek duruşmaya davet edilmesine ya da gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar bir inceleme yaptırılmasına karar verebilir.
Somut uyuşmazlıkta; icra hukuk mahkemesince, adli belge inceleme uzmanından alınan 08.7.2021 tarihli bilirkişi raporunda, aval imzasının mevcut mukayese imzalarına atfen, ...’in eli ürünü olduğunun mütalaa edildiği, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince bu rapor hükme esas alınarak karar verildiği, ancak borçlu tarafından istinaf başvuru dilekçesine ek beyanlarını içeren 16.3.2023 tarihli dilekçe ile Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/741 E. sayılı dosyasında görülmekte olan menfi tespit davasında alınan bilirkişi raporunu ibraz ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince alınan raporun, kesin kanaat içermesi nedeniyle yeterli olduğu belirtildikten sonra, borçlu tarafından istinaf aşamasında sunulan ve Asliye Ticaret Mahkemesince alınan raporun değerlendirilmediği görülmüştür.
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/741 E. sayılı dosyasında alınan ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 13.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda; çek ön yüzündeki iki adet imza ile ...’in mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğinin bildirildiği görülmüştür.
Bu durumda, icra mahkemesince alınan 08.7.2021 tarihli bilirkişi raporu ile Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan menfi tespit davasında alınan 13.02.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki oluştuğu görülmekle, her iki rapor da resmi kurumların talebi üzerine alındığından, raporlardan birinin diğerine üstünlüğü kabul edilemez.
Diğer taraftan, HMK’nın 357. maddesinin birinci fıkrasına göre; “…, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz” ise de, aynı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “ … veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan deliller bölge adliye mahkemesince incelenebilir”. Buna göre, yasal süresi içerisinde süre tutum ve gerekçeli istinaf dilekçelerini sunan borçlunun, istinaf dilekçesine ek olarak verdiği 16.3.2023 tarihli dilekçe ekinde ibraz ettiği Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan raporun tarihi 13.02.2023 olmakla, raporun öğrenilme tarihine göre daha önceden sunulmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu Adli Tıp Kurumu raporunun da değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan; 15.07.2018 tarih ve 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 16/2. maddesi gereğince; Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, icra mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporu ile Asliye Ticaret Mahkemesince alınan Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki oluştuğu nazara alınarak, yukarıda açıklanan yöntem ve ilkelere uygun olarak, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan kuşkudan uzak, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 12.7.2023 tarih ve 2021/2954 E. - 2023/1323 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Adana 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 30.9.2021 tarih ve 2020/138 E. - 2021/471 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.04.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.