V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili hükmün tümü yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire’nin 19.12.2022 tarih ve 2022/4242 Esas, 2022/10524 Karar sayılı kararı ile; "... Taraflar arasında, sükna hakkı tesisine ilişkin tapu memurunca resmi şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmamaktadır. Sözleşmeye, boşanma protokolü içinde yer verilmiş, protokol hakim tarafından onaylanmıştır. Boşanma protokolünde yer alan bu anlaşmanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince davacı lehine davalıya ait taşınmaz üzerinde bir oturma hakkı tesisini amaçlayıp amaçlamadığı, başka bir ifade ile taşınmazla ilgili anlaşmanın, intifa hakkı tesisine ilişkin bir sözleşme niteliğinde bulunup bulunmadığı, tarafların sözleşmede kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınarak belirlenmelidir. Davacı, davalıya devredilecek dava konusu taşınmazı kira ödemeksizin ve üçüncü kişilere kiraya verilmeksizin kullanması karşılığı, davalıdan herhangi bir nafaka ve tazminat talebinde bulunmamıştır. Bu bakımdan boşanma protokolünde yer alan taşınmazla ilgili kaydın, davacı lehine oturma hakkı tesisini amaçladığı kabul edilmelidir. Ne var ki oturma hakkı tesisine ilişkin sözleşmenin, resmi şekilde yapılmış olması da geçerlilik şartıdır. Bu noktada çözümü gereken sorun, “hakimin tasdikinin” oturma hakkı tesisine ilişkin sözleşmeye geçerlilik kazandırıp kazandırmayacağıdır. Başka bir ifade ile hakimin tasdikinin “resmi şekil” yerine geçip geçmeyeceğidir. Bir akdin geçerliliğinin resmi şekle tabi tutulmasının sebebi, sözleşmenin tarafları bakımından ağır yükümlülükler taşıyor olmasıdır. Başka bir ifade ile, yasa koyucu taraflar bakımından ağır yükümlülükler getiren, zayıf olan taraf için ekonomik yıkım oluşturabilen, gelişigüzel kararlar verilmemesini gerektiren sözleşmelerin geçerliliği için “resmi şekil” öngörmekle, irade beyanında bulunanların daha dikkatli davranmalarını istemiş demektir. Akdin geçerliliğinin resmi şekle bağlı tutulmasının sebebi bu olunca, boşanma davasında, tarafların boşanma anlaşmasına koydukları “davalıya ait taşınmazdan yararlanmaya” ilişkin sözleşmenin hakim tarafından tasdik edilip (6098 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası) karara bağlanmasıyla, akdin sıhhati için şart olan “resmi şekil” koşulu tahakkuk etmiş sayılmalıdır. O halde, boşanma anlaşmasında yer alan, “davalıya ait taşınmazı davacının oturmasına” ilişkin sözleşme, taahhüdü işlem olarak geçerlidir ve davalı bu borcunu ifa etmediği takdirde, davacı, mahkemeden ifayı isteyebilir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı ...’in dava konusu taşınmazı davacının oturma hakkının kullanılmasına engel olmak maksadı ile muvazaalı olarak taraflar arasında anlaşmalı boşanma protokolü olduğunu, kadının oturma hakkının bulunduğunu bilebilecek konumda olan eniştesi olan diğer davalı ...’e onbeş gün sonra devir ettiği görülmüş olup taşınmazın gerçek bedeli, devirler arasında geçen süre de dikkate alındığında bu hali ile satışın muvazaalı olarak ve kadının sükna hakkını ortadan kaldırmak maksadı ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Anlaşmalı boşanma protokolünde kadının evden kusursuz olarak çıkmak zorunda kalması durumunda buna denk evin kirasının Kamil tarafından karşılanacağı kararlaştırılmış ise de bu koşulun taşınmazın iradesi dışında malikinin elinden çıkması durumunda oluşacağından, iradesi ile ve ayrıca muvazaalı yapılan satışın bu kapsamda değerlendirilmesi kabul edilemez. Hal böyle iken İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptali ile davalı ... adına tesciline, davacı lehine evleninceye kadar geçerli olmak kaydıyla, oturma hakkı tesis edilmesine karar verilmesinin gerektiği..." gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyulan bozma ilamındaki açıklamalar dikkate alınarak, davalı ...’in dava konusu taşınmazı, davacının oturma hakkını kullanmasına engel olmak maksadı ile taraflar arasında anlaşmalı boşanma protokolü olduğunu ve kadının oturma hakkının bulunduğunu bilebilecek konumda olan eniştesi olan diğer davalı ...’e onbeş gün sonra devir etmesinin, taşınmazın gerçek bedeli, devirler arasında geçen süreye göre, satışın muvazaalı olarak ve kadının sükna hakkını ortadan kaldırmak maksadı ile yapıldığının kabul edilmesini zorunlu kıldığı, anlaşmalı boşanma protokolünde kadının evden kusursuz olarak çıkmak zorunda kalması durumunda buna denk evin kirasının ... tarafından karşılanacağı kararlaştırılmış ise de, bu koşulun taşınmazın iradesi dışında malikinin elinden çıkması durumunda oluşacağı, malikin iradesi ile ayrıca muvazaalı yapılan satışın bu kapsamda değerlendirilemeyeceği ,ancak, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış olduğundan, yeniden hüküm tesis edilmesinin gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi gereğince reddi ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle Dairemizin 15.12.2021 tarih, 2021/1214 Esas, 2021/1954 Karar sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış olduğundan yeniden hüküm tesisine; davanın kabulüne, dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi ... Mahallesi, 1771 ada, 20 parsel numaralı 50/100 arsa paylı bağımsız bölüm numara 1'de tapuya kayıtlı taşınmazın muvazaalı satışı nedeniyle dahili davalı Mustafa oğlu 1965 doğumlu ... adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davalı Naim oğlu 1975 doğumlu ... adına tapu kaydına tesciline, İstanblu 15. Aile Mahkemesinin 2018/378 Esas, 2018/988 Karar sayılı kararı uyarınca davacı ... kızı 1977 doğumlu ... adına evleninceye kadar (evlenmediği sürece) geçerli olmak kaydıyla oturma hakkı tesisinin tapu siciline şerh düşülmesine, karar verilmiştir.