III. GEREKÇE
1.10.05.2007 tarihinde Osmaneli ilçesi, Balçıkhisar Köyü, Leblebi Deresi mevkiinde ceset bulunduğu yönündeki ihbar üzerine başlatılan soruşturmada, ölü muayene ve otopsi işlemi neticesinde maktulün kadın olduğu, cesedin çürümeye yüz tuttuğu, ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği ile yaralamaya bağlı kafatası kemik kırıkları ve beyin harabeti sonucu meydana geldiği anlaşılmış; maktulün Nazime Güler olduğu tespit edilmiş, maktulün 08.04.2007 tarihinde saat 16:00 sıralarında kuaföre gideceğini söyleyerek evden ayrıldığı, daha sonrasında kullandığı 0537 890 .. .. ve 0536 568 .. .. numaralı telefonlardan aranmasına karşılık maktule bir daha ulaşılamadığı, maktul ile cezaevinde bulunan sanık ... arasında gönül ilişkisi olduğu, kolluk araştırmaları ve tanık beyanlarına göre; sanık ...'in, abisi olan sanık ... ile gönül ilişkisi olan maktule süreç içerisinde ilgi duymaya başladığı, maktulden haber alınamayan 08.04.2019 tarihinde ikametinden ayrıldıktan sonra, HTS raporlarından anlaşıldığı üzere
sanık ...'le sürekli olarak irtibatlı olduğu, maktulün kaybolduğu tarihe ilişkin HTS kayıtları incelendiğinde; sanık ...'in kullandığı 0532 413 .. .. nolu telefon hattının, maktul ile 08.04.2007 tarihinde saat 20:29 sıralarında buluşmalarının ertesi günü 09.04.2007 tarihinde muhtemelen 17:00 sıralarında İstanbul'dan hareketle 17:26 sıralarında İzmit Kocaeli güzergahını takiben 19:46 sıralarında Bilecik'e vardığı, telefonunun 20:51 ve 20:57 sıralarında Bilecik Merkez Ahmetpınar Köyü'nden, 21:31 ve 21:34'de aynı il Bayırköy vericilerinden baz aldığı, geceyi muhtemelen bu bölgede geçirdiği, 10.04.2007 tarihinde saat 07:09 sıralarında Sakarya ili Pamukova ilçesinden baz alarak aynı gün İstanbul'a 09:52 sıralarında geri döndüğünün tespit edildiği, keza, maktulün kullandığı 0537 890 .. .. numaralı telefon hattı ile 08.04.2007 tarihinde saat 19:20 sıralarında sanık ...'in arandığı, 19:43 sıralarında Metin tarafından arandığı, 20:37 ve 20:16 sıralarında Metin'in şoförü 0532 284 .. .. numaralı telefon hattı kullanıcısı sanık ... tarafından arandığı, 20:18 ve 20:29 sıralarında sanık ...'i aradığı ve iki şahsın Zuharatbaba-Bakırköy (64517) baz alanında bulundukları, 09.04.2007 tarihinde telefon hattının 12:24 sıralarında Arnavutköy, 12:34 sıralarında Beşiktaş, 12:36 sıralarında Şişli bölgesinde baz aldığı, sanık ...'ın kullandığı 0532 284 .. .. numaralı telefon hattının, sanık ...'in yaklaşık olarak Bilecik'e harekete başladığı zaman dilimine isabet eden 09.04.2007 tarihi saat 16:18'de İstanbul'dan baz vermesinin akabinde 10.04.2007 tarihi 05:10'a kadar kullanılmadığı anlaşılmakla sanık ...'ın da diğer sanık ... ile birlikte hareket ettiği, tanık ...'ın soruşturma aşamasında, 2007 yılı Nisan ayında sanıklar Süleyman ve Metin'in köye yanına uğradıklarını, saatin 21:00-22:00 olduğunu, onları bir gece misafir ettiğini, ertesi gün 07:00 sıralarında ayrıldıklarını beyan ettiği, bu beyanın dosyadaki HTS kayıtları ile uyumlu olduğu, tanık kovuşturma aşamasında ise bu beyanlarından dönerek, sanıkların Bilecik'e gelmediğini ifade etmiş iken, yapılan yasal ihtarat üzerine eski beyanlarının doğru olduğunu, olay tarihinde yanına geldiklerini ancak konaklamadıklarını beyan ettiği, çelişki üzerine kaldıkları hususunu da ikrar ettiği, her ne kadar tanık ... ve sanık ..., Bilecik'ten ayrılmanın ardından Antalya'ya gidildiğine dair beyanda bulunmuş iseler de, bu beyanların HTS kayıtları ile uyumlu olmadıklarının tespit edildiği, tanık ...'ın; maktulün, Murat'ın kardeşinin kendisine sarkıntılık ettiğini söylediği, 08.04.2007 tarihinde saat 12:36'da maktulü aradığında telefonun açıldığı ancak araç içindeymiş gibi geriden sesler geldiğini ifade ettiği, anlaşılmıştır.
2. Sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eksik incelemenin olmadığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık ...'ın üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden;
Sanık ...'in Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre Bölge Adliye Mahkemesinin hüküm tarihinden sonra 28.09.2023 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında,Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle oluşan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
4.Sanık ... hakkında hüküm yönünden; her ne kadar sanıklar Metin ve Süleyman aşamalarda suçlamayı redde yönelik savunmalarda bulunmuş iseler de, maktulün her iki hattı ile son görüşmelerinin bu sanıklar ile yapıldığı ve sanıklar ile maktul arasında baz çakışmasının olduğu, sanıkların maktulün ölüm tarihini öğrenmelerine ve suç tarihinin hemen akabinde yurt dışına gitme sebeplerine dair çelişkili anlatımları, tanık ...'ın suç tarihinde sanıkların maktulün gömülü bulunduğu Bilecik'e gelerek bir gece kaldıkları ve ertesi gün yola çıktıkları yönündeki beyanlarının HTS kayıtları ile örtüşmesi, sanık ...'in Osmaneli'ye Antalya'ya giderken uğradığını beyan etmesine karşın baz bilgilerine göre ertesi gün İstanbul'a döndüğünün tespit edilmesi, tanık ...'in beyanı, maktulün muhtemel ölüm tarihine dair tıbbi tespit ile sanıkların Bilecik'te bulunduklarının anlaşıldığı tarihin aynı döneme isabet etmesi hep birlikte değerlendirildiğinde; sanıkların 08.04.2007 tarihinde maktul ile bir araya gelmelerinin akabinde belirlenemeyen sebebe binaen iştirak halinde maktulü öldürdükleri, maktule ait cesedi Bilecik'e getirerek gömdükleri anlaşıldığından, sanık ...'ın fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmak suretiyle gerçekleşen eylemleri dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi kapsamında müşterek fail olarak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.