Yargıtay 5. Ceza Dairesi · E. 2023/8019 · K. 2023/11377
5. Ceza Dairesi 2023/8019 E. , 2023/11377 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/431 Esas, 2023/94 Karar SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : Eylemlerin zincirleme nitelikli zimmete azmettirme suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafiilerinin duruşma isteklerinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşılmakla, incelemenin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak duruşmalı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.07.1999 tarihli ve 1999/52662 Hazırlık, 1999/655 Büro, 1999/81 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (765 sayılı Kanun) 64 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun'un 504 üncü maddesinin birinci fıkrası, 522 nci, 80 inci, 31 inci ve 33 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. B. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2000 tarihli ve 1999/211 Esas, 2000/54 sayılı Kararı ile sanık ... hakkındaki kamu davasının tefrikine, sanık ...'nın yüklenen suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir. C. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 22.11.2000 tarihli ve 2000/7153 Esas, 2000/8517 sayılı Kararı ile bahse konu hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Ç. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.01.2001 tarihli ve 2000/144 Esas, 2001/3 sayılı Kararı ile sanık ...'nın daha önceden tefrik edilen dosyasının aynı mahkemenin 2001/14 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın 2001/14 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. D. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.11.2001 tarihli ve 2001/14 Esas, 2001/272 sayılı Kararı ile sanıkların yüklenen suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiştir. E. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca dosyanın 02.07.2003 tarihinde evrak eksikliği nedeniyle mahalline iadesi sonrasında Yargıtay tarafından verilmiş bir karar bulunmadığı halde İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2003 tarihli ve 2003/360 Esas, 2003/417 sayılı Kararı ile sanıkların yüklenen suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiştir. F. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 03.11.2004 tarihli ve 2004/6442 Esas, 2004/12141 sayılı Kararı ile 19.11.2003 tarihli ve 2003/360 Esas, 2003/417 sayılı Kararın hukuki değerden yoksun olduğunun tespiti ile 02.11.2001 tarihli ve 2001/14 Esas, 2001/272 sayılı Kararın bozulmasına karar verilmiştir. G. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2005 tarihli ve 2005/39 Esas, 2005/207 sayılı Kararı ile sanıkların yüklenen suçtan ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmiştir. Ğ. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 15.06.2006 tarihli ve 2005/10435 Esas, 2006/5515 sayılı Kararı ile söz konusu hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. H. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2007 tarihli ve 2006/293 Esas, 2007/141 sayılı Kararı ile sanıklara yönelik isnadın bankacılık zimmeti suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. I. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 14.02.2008 tarihli ve 2007/8204 Esas, 2008/759 sayılı Kararı ile söz konusu hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. İ. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.06.2009 tarihli ve 2008/174 Esas, 2009/149 sayılı Kararı ile sanıklara yönelik isnadın bankacılık zimmeti suçunu oluşturduğu kabulüyle sanıklar lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay 25'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. J. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 16.06.2010 tarihli ve 2010/4883 Esas, 2010/7005 sayılı Kararı ile anılan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir. K. Sanıkların başvurusu üzerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 24.05.2022 tarihli ... ve .../Türkiye (Başvuru no. 74536/10 ve 75462/10) Kararı ile "Mahkeme, 1 Haziran 2005 (mevcut Ceza Kanunu’nun yürürlüğe giriş tarihi) tarihinden itibaren Ceza Kanunu’nun 40/2 maddesi kapsamında başvuranların yalnızca yardım eden veya azmettiren sıfatıyla mahsus suçtan mahkum edilebilecek olmalarına rağmen yargılamayı yürüten mahkemenin yardım eden veya azmettiren olarak cezai açıdan sorumlu tutulduklarını belirtmemiş olmasına belirleyici bir ağırlık atfetmektedir. Daha da önemlisi, bu son nokta Hükümet tarafından da kabul edilmiştir. Yargıtay da bu önemli noktayı incelememiştir. Dolayısıyla, yerel mahkemelerin Ceza Kanunu’nun 40/2 maddesini etkili şekilde uygulamaması, bir mahsus suç olan zimmet suçu açısından başvuranları asli veya müşterek asli fail olarak mahkum etmek artık mümkün olmadığından cezai sorumluluklarının aynı zamanda hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 7. maddesi ihlal edilmiştir" şeklindeki gerekçe ile hak ihlali kararı vermiştir. L. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2008/174 Esas, 2009/149 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesine oy çokluğuyla karar verilmiştir. M. Yargılamanın yenilenmesi neticesinde, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.02.2023 tarihli ve 2022/431 Esas, 2023/94 sayılı Kararı ile 17.06.2009 tarihli ve 2008/174 Esas, 2009/149 Karar sayılı hükümlerin iptal edilerek, sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 üncü ve 62 nci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca 10 yıl 11 ay 7'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ancak kazanılmış hakları bulunduğundan neticeten 10 yıl 10 ay 25'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve haklarında aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.