V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur ve hesap raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, maddi tazminatın eksik hesaplandığını, davacının kaza tarihinde otoçeker bölümünde net 5.000 TL ücretle çalışırken kazadan sonra LPG bölümüne geçirilip maaşının düşürüldüğünü, ücrette %50 düşüş yapıldığını, bilirkişinin kaza tarihi ücretini günlük 119,15 TL hesaplamasına rağmen harcırahta düşüş olduğunu belirttiğini, davacının kaza tarihindeki ücretine daha sonra iş yerinde yapılan zam ve sosyal hakların ilavesi ile bulunacak ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, SGK raporunda davalının kusurlu bulunduğunu, davacıya %20 kusur isnadını kabul etmediklerini, davacının dikkatsiz davrandığı açıklaması ile %20 kusur verilmesinin hatalı olduğunu, araçların tamamına kazadan sonra korkuluk takıldığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazada kusurları olmadığını, davacının kusurlu olduğunu, davacıya tüm ekipman ve eğitimlerin verildiğini, emniyet kemeri takmayan davacının dikkatsizliği ile kazanın meydana geldiğini, ücretinin hatalı tespit edildiğini, kaza tarihindeki ücretin 3.500 TL olduğunu, harcırahların masraflar için ödendiğini, süreklilik arz etmediğini, sefere gidilmediğinde ödenmediğini, tazminat hesabına eklenmemesi gerektiğini, YHGK ve 21. Hukuk Daire kararları bulunduğunu, PMF 1931 tablosuna göre hesabın hatalı olduğunu, TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini, davacının kaza tarihinden 01.01.2018 tarihine kadar tüm hak edişleri ödenerek iş yerinde çalıştığını, kazanç kaybı yaşamadığını, geçmiş aktif dönem ve raporlu olunan döneme itiraz ettiklerini, davacının maluliyetinin %37,5 olduğunu %100'e göre hesaplamanın hatalı olduğunu, pasif devrenin zarar hesabına dahil edilmesi için maluliyetin %60 üzerinde olması gerektiğini, bun ilişkin Yargıtay 10. Hukuk Daire kararları bulunduğunu, yeniden hesap raporu alınması gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açacağını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maluliyeti nedeniyle maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup, davalı vekilinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraf vekillerinin maddi tazminat miktarlarına yönelik tüm temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur oran ve aidiyetlerinin tespitine dair kabulün dosya kapsamı ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, taraf vekilleri tarafından ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.