IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.03.2017 tarihli ve 2015/17955 Esas, 2017/2959 Karar sayılı kararı ile yüklenicinin hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerektiği, eser sözleşmesi hükümlerine göre, davalı doktorun yükümlülüğünün taahhütlerine, tıbbın gereklerine ve iyiniyet kurallarına uygun şekilde estetik ameliyatı gerçekleştirmek, davacının yükümlülüğünün de bedeli ödemek olduğu, davacının, davalı doktorun yükümlülüklerini yerine getirmediği, taahhütlerine ve tıbbın gereklerine uygun ameliyat yapmadığı, estetik amaçlı ameliyatın başarısız olduğunu iddia ederek davayı açtığı, davanın dayanağının TBK'nın 475. maddesinin oluşturduğu, HUMK'un 275. (HMK'nın 266.) maddesine göre, mahkemenin çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşünün alınması gerektiği, estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı ve yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı teknik bir konu olduğundan, konunun uzmanı plastik cerrahlardan oluşturulacak bir kuruldan rapor alınması, davanın rapor sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiği, hükme esas alınan 13.02.2015 tarihi Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu Raporu'nun TBK'nın 475. maddesine göre değerlendirme yapmaya imkân verecek bilgiler ve açıklamalara yer vermediği, mahkemece, içerisinde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı olan bilirkişi kurulundan davanın çözümüne yardımcı olacak açıklamaları içerir rapor alınmadan, yazılı şekilde verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece yapılacak işin, TBK'nın 475. maddesine göre değerlendirme yapılabilmesi için, davacı da gönderilerek mümkünse Adli Tıp Kurumu'ndan içinde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanlarından oluşturulacak bir heyetten, bu mümkün değilse üniversitelerden seçilecek açıklanan uzmanlardan oluşturulacak bir heyetten estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıpsız olarak ortaya çıkıp çıkmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı hususlarında hükme esas teşkil edecek nitelikte rapor alınması, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulması olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 13.03.2017 tarihli ve 2015/17955 Esas, 2017/2959 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda ... Üniversitesi Hastanesi Adli Rapor Biriminden rapor tanzim edildiği, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporda; davacıdaki skarların abdominoplasti operasyonuna bağlı gelişebilecek olan izler olduğunun belirlendiği bu hali ile bozma öncesi alınan ve içinde Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahının bulunduğu 13.02.2015 tarihli rapor ile uyumlu olduğu, sonuç olarak ceza dosyası kapsamı da dikkate alınarak davacıya yapılan ameliyatlar nedeni ile davalı hekime ve davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir ihmal ya da kusurun bulunmadığı, davalı doktorun işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyattan sonra davacının ameliyat yerinin açılması ve enfeksiyon gelişmesinin yapılan ameliyatların komplikasyonlarından olduğu, davacı hastanın geçireceği ameliyatlar nedeniyle bilgilendirildiği, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
4. Mahkemenin 13.03.2017 tarihli ve 2015/17955 Esas, 2017/2959 Karar sayılı kararına karşı süresinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2020/305 Esas, 2020/3086 Karar sayılı kararı ile mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre 09.05.1960 gün 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozmada belirtilen hususlar yararına olan taraf için usulü kazanılmış hak oluşturacağından uyulan bozma ilamı uyarınca inceleme yapılıp karar verilmesinin zorunlu hale geldiği, mahkeme tarafından bozma ilamına uyulduktan sonra ... Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınmış ise de; uyulan bozma ilamında belirtilen hususlarda gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmediği ve eser sözleşmesi hükümlerine göre yüklenicinin sonuç taahhüdü olup ayıptan sorumluluğu için kusurlu olmasının zorunlu olmadığı değerlendirilmediğinden bozma gereğince inceleme yapıldığı ve raporun hükme yeterli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek mahkemece yapılacak işin; dosyanın İstanbul Mahkemelerine talimat yolu ile gönderilerek Üniversitelerin Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu ve yine eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmediği de gözönünde tutularak bozma ilamında belirtildiği şekilde estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı ve yüklenicinin BK’nın 357/III ile TBK’nın 472. maddesi hükmünce genel ihbar mükellefiyetini yerine getirip getirmediği hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulması gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 29.11.2022 tarihli, 2021/19 Esas, 2022/400 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporları, taraf vekillerinin yazılı ve sözlü beyanları ile Yargıtay ilamları birlikte değerlendirildiğinde; davacıya yapılan liposuction ve apdominoplasti ameliyatlarının endikasyonlarının ve uygulanan ameliyat tekniklerinin tıp kurallarına uygun olduğu, apdominoplasti ameliyatından sonra yara yerinde meydana gelen açılmanın bu ameliyatın komplikasyonlarından olduğu, bu komplikasyonlar hakkında davacı tarafa bilgi verildiği, davacı tarafın ameliyat sonrası kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek operasyondan 1 gün sonra kendi isteğiyle hastaneden taburcu olduğu, ameliyat sonrası meydana gelen komplikasyonun yapılan ameliyatın komplikasyonlarından olduğu, yani her ameliyatta aynı ya da benzer komplikasyonların yaşanabileceği, her cerrahi işlem sonrasında kesilen ve dikilen yerde iz kaldığı ancak bu durumun kişilerde farklılık göstereceği, bu komplikasyonun meydana gelmesinin eserin ayıplı olduğunu göstermeyeceği, aksi halde raporda belirtildiği üzere tüm cerrahi işlemlerin uygulanamaz hale geleceği, ameliyat sonrası meydana gelen komplikasyon sonrasında davalının tedaviye devam ettiği ancak davacının kendi isteğiyle doktor değiştirdiği, estetik amaçlı ameliyatın tıbbin gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapıldığı, yapılan işlemin ayıpsız olduğu, yapılan işlem amacına ulaşmadı ise de, ameliyat sonrası olabilecek riskler ve komplikasyonlar hakkında davacıya bilgi verildiği ve belirtilen komplikasyonun da davacıya bildirilen bu komplikasyonlardan olduğu, bu komplikasyonun her cerrahi işlemde yaşanabileceği, davalının bu komplikasyonun meydana gelmesinde ihmali ya da kasti bir eylemi bulunmadığı, komplikasyonun cerrahi işlemin tıpta bilinen bir neticesi olduğu, kaldı ki davacının ameliyat sonrası uygulanması gereken ve cerrahi işlem kadar önemli olan "V" şekli yatış pozisyonunu uygulamadığı, bu sebeplerle davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.