Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2023/885 · K. 2025/252
Hukuk Genel Kurulu 2023/885 E. , 2025/252 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/66 E., 2019/96 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.05.2017 tarihli ve 2016/12301 Esas, 2017/7071 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 4. Davacı vekili; müvekkilinin 1992 yılında 5.000.000,00 (E)TL bedelle satın aldığı Ankara ili, Polatlı ilçesi, Poyraz köyü, ... parsel sayılı taşınmazın zilyetliği kendisinde olmasına rağmen davalılarca tapuda devredilmediğini ileri sürerek söz konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline, bu olmadığı takdirde taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, 27.03.2012 tarihli duruşmada tapu iptali ve tescil talebinden vazgeçtiklerini belirterek taşınmazın rayiç değerinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalılar usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, duruşma sırasında davalı ..., ..., ... ve ... ortak murisleri ......'nın kendilerine böyle bir satıştan hiç bahsetmediğini, taşınmazı hiç kullanmadıklarını, bir bedel ödenmiş olsaydı haberlerinin olması gerektiğini belirtmiş, davalı ...'nın vefatı sonrası davaya dâhil edilen mirasçıları davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin İlk Kararı İle İlgili Süreç 6. Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.05.2012 tarihli, 2009/228 Esas, 2012/314 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazı davalılardan satın alan davacının 1992 yılından beri bu yere zilyet olduğu, davalıların tapu devrine yanaşmadığı, tanık beyanlarının satışı doğruladığı, davacının tapu iptal talebinden vazgeçerek taşınmazın rayiç bedelini istediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri olan 38.500,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. 7. Kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 05.02.2013 tarihli, 2012/23599 Esas, 2013/1601 Karar sayılı kararıyla; "…Dosya kapsamından ve dinlenen tanık ifadelerinden davalılar adına tapuda kayıtlı taşınmazın davacıya harici sözleşme ile satıldığı, taşınmazın devrinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda dava konusu ... parseldeki taşınmazın dava tarihindeki değerinin 38.500,00 TL olduğu açıklanmıştır. Davada, geçersiz sözleşme gereğince sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak talep edilmektedir. 818 sayılı BK'nun 61-66 maddeleri (6098 sayılı TBK'nun 77-82 maddeleri) gereğince, geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin malvarlığından, diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi "Denkleştirici adalet" düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Bu şekilde haksız değer kaymalarının önlenmesi sağlanmış olur. Bu bakımdan sebepsiz zenginleşmeye konu geçersiz sözleşme gereğince alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bunun için uzman bilirkişiden rapor alınarak, çeşitli ekonomik etkenlerin, altın ve döviz kurlarındaki artış, maaş artış oranları, ÜFE artış oranları vs. dikkate alınarak bu değerlerin ortalamasının alınması sonucu ulaşacak bedele hükmedilmesi gerekirken, mahkemece; taşınmazın dava tarihindeki değerine karar verilmesi doğru görülmemiştir" şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. Mahkemenin Direnmeye Esas İkinci Kararı 8. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece 05.06.2014 tarihli, 2013/283 Esas, 2014/253 Karar sayılı kararla; bozma ilâmı doğrultusunda satış bedelinin dava tarihinde eriştiği rayiç değerin tespiti yönünde alınan ve hesaplamada sözleşmeye konu taşınmazın rayiç değerini de dikkate alan bilirkişi incelemesi sonunda alınan raporun denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tapu iptal ve tescil talebinin reddi ile 8.660,94 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 9. Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 10. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.05.2017 tarihli ve 2016/12301 Esas, 2017/7071 Karar sayılı kararı ile; "…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Somut olayda, mahkemece; bozmaya uyma kararı verilmiş ise de, bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bozma ilamında işaret edilen güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut verileri tek tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır. Bozma ilamında bu hesaplama yapılırken taşınmazın rayiç değerinin hesaplamaya dâhil edileceği belirtilmediği halde, mahkemece bozma ilamı kapsamı dışına çıkılarak taşınmazın rayiç değerinin de hesaplamaya dâhil edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece, bilirkişiden, yukarıda bahsedilen hususta, taşınmazın rayiç bedeli rapordan çıkartılmak suretiyle geri kalan verilere göre hesaplama için, ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir” şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı 11. Mahkemenin 18.04.2019 tarihli ve 2018/66 Esas, 2019/96 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, uyulan bozma kararında hesaplamada esas alınması gereken ölçütlerin tahdidi olarak sıralanmadığı, enflasyonist ortamda kişilerin repo, altın, döviz gibi menkul yatırım araçları yanında gayrimenkul yatırımlarıyla da paranın değerini korumaya gayret ettikleri gözetildiğinde paranın gerçek alım gücünün tespitinde sözleşmeye konu taşınmazın değerinin de dikkate alınmasının denkleştirici adaleti sağlamaya daha iyi hizmet ettiği konusunda vicdani kanaat oluştuğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 12. Direnme kararı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.