IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin defalarca yazdığı müzekkerelere rağmen davalı tarafından 2004 ila 2015 yıllarına ait kayıtları dava dosyasına gönderdiği, bilirkişi heyeti tarafından sadece 2004, 2005, 2006, 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ait evraklarla sınırlı olarak 01.04.1990 ile 11.06.2012 tarihleri arası yönünden hizmet tespiti hesabı yapıldığı, dosyalardan bazılarına hiç çalışılmadığı ya da yılda 1 gün ya da 3 gün çalıştığı gibi anlamsız çalışma günleri tespit ve kanaat olarak sunulduğu, dosyada bulunan ve bilirkişi heyeti tarafından dikkate alınmayan diğer deliller, davalı iş yerinin üretim kapasitesi hep birlikte değerlendirildiğinde işçilerin yıllık çalışma gün sayılarının bilirkişi raporlarında belirtilenden çok çok daha fazla olduğu anlaşılacağını, dosyada resmi ve gayri resmi 1980 yılından bu yana faaliyet gösteren davalı iş yerinde her yıl ortalama ne kadar iş yapıldığı, bu işlerin kaç işçi tarafından çalıştırılarak gerçekleştiğine dair davalıdan gelen ve esas alınan belgelerden başka bir çok delil olduğunu, davalıdan gelen belgelerle yetinilmemesi gerçeğe yakın hizmet tespitleri için gerekli olduğunu, yıllarca kayıt dışı işçi çalıştıran, açılan davalarda mahkemece defalarca istenmesine rağmen belge, bilgi göndermeyen davalının bu durumlarından lehine sonuç çıkarılması, sırf kamu kurumu diye yargı tarafından korunup kollanması, kamuya binecek külfet hesabı yapılması, davacının en temel hakkının davalının lütfederek mahkemeye gönderdiği belgelerin insafına bırakılmasının kabul edilemez olduğunu, davalı iş yerine ait 2004 yılından önceki yıllara ait davalı tarafından belge bilgi gönderilmediği, gönderilen belgelerden fidanlık işlerinin 2004, 2005, 2006, 2009, 2010 yıllarında köy tüzel kişiliğine, 2010 ve 2011 yıllarında köyden istekli 4-5 kişi posta başı yapılarak, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında köy kalkınma kooperatifine, 2015 yılında ise ihale ile hizmet alımı suretiyle yaptırıldığının anlaşıldığını, mahkemenin 14.01.2019 tarihli müzekkerelerine Ziraat Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü ile ... ve ...Şube Müdürlüklerinin verdikleri cevaplarda 2010 ve 2011 yıllarında çalışılan yıl içinde posta başlarına yapılan havaleler mevcut olduğunu, posta başı olan Sariye, Sebiha, Döndü ve Sebiha'nın Ziraat Bankası A.Ş. ... Şubesindeki hesaplarına 2010 yılında toplam 145.472.TL, 2011 yılında 125.425.TL. davalı tarafından ödeme yapıldığını, bilirkişi heyetinin fidanlıkta çalışılan yıllık ortalama gün hesaplarken sadece 2004 - 2011 yıllarına ait davalı tarafından eksik gönderilen belgelere sadık kalması dosyada bulunan diğer delilleri değerlendirme dışı tutması yerinde olmadığı, dava konusu edilen yıllara ait davalı evraklarıyla yetinmeyip diğer yıllara ait ödeme miktarlarından hareketle her yıl yapılan ortalama çalışma sürelerinin hesabını yapması gerektiği, dosya içinde bulunan evraklarda 2014 yılında yapılan ödemeler 02.06.2014 ( iki defa), 22.07.2014, 14.08.2014, 16.10.2014 ( iki defa ) ve 11.12.2014 tarihlerinde yapıldığı, 2013 yılında yapılan ödemeler ise 22.05.2013, 01.07.2013, 13.09.2013, 22.10.2013, 11.11.2013 ve 17.12.2013 tarihlerinde yapıldığı, 2012 yılında yapılan ödemeler 14.06.2012 (dört defa ayrı kişilere) 01.08.2012 (dört defa ayrı kişilere) 03.08.2012, 15.10.2012 (üç defa ayrı kişilere) 04.12.2012 ( üç defa ayrı kişilere) ve 20.12.2012 tarihlerinde yapıldığı, mevsim durumuna göre Mart/Nisan aylarında başlanılan çalışmalar Kasım/Aralık aylarına kadar devam ettiği, dinlenen başta davalı eski çalışanı tanıklar, kamu tanıkları, komşu taşınmaz malikleri ve diğer tüm tanıkların ifade ettiği üzere çalışmaların yaz başından karın düştüğü kış başına kadar aralıksız devam ettiği anlaşıldığı, bu nedenle mahkemenin ve bilirkişi heyetinin dinlenen yaklaşık 30'u aşkın tanıktan davalı kadrolu çalışanı bir iki tanığın aleyhe ifadelerine ve ödenek sıkıntısı nedeniyle ödeme tarihlerine itibar edilmemesi gerekçelerine dayanarak yıl içindeki çalışmaların sürekli ve düzenli olmadığı tespit ve kanaatlerine katılmanın mümkün olmadığını, ... SGK Müdürlüğünün 12.10.2016 tarihli cevabi yazısında 2015 yılında davalı işyerinde 130 işçinin 9 ayın tamamında toplam 259 gün çalıştırıldığı belirtildiği, çalışmanın 06.04.2015 tarihinde başladığı, aralıksız 31.12.2015 tarihine kadar devam ettiği, eski muhtar Abdurrahman ... 'den elde edilen evraklarda 24.04.2009 ve 01.04.2010 tarihli karar defterlerinde köy muhtarının fidanlık çalışmaları için yetkilendirildiği, davalı idarece muhtarlığa ödemeler yapıldığı, fatura düzenlendiği, bu evraklarda fidanlık çalışanları arasında köy nüfusuna kayıtlı yaklaşık 120 işçiye imza karşılığı ödeme yapıldığını, dava edilen hizmet süresine dahil olmamakla birlikte 2015 yılında hizmet alımı suretiyle dava konusu iş yerinde yaptırılan işlerde çalıştırılan işçi sayısını bilmek açısından SGK ... Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen 12.10.2016 tarihinde verilen cevapta 1171800 sicil numaralı davalı (Doğanbeyli Orman Fidanlığı) iş yerinde 2015 yılında 130 kişinin 9 ay ve ayda 30 gün çalıştığı bildirildiği, gönderilen cevaptan ve sistemden alınan hizmet dökümlerine göre işçiler davalı iş yerinde 06.04.2015 tarihinde işe başlamış 31.12.2015 tarihinde işten ayrıldığı, yıl içinde toplam 259 gün davalı iş yerinde çalıştığı, bu resmi belgeler davalı iş yerinde kimlerin ne kadar çalıştığına dair delil niteliğinde olduğunu, 1990 yılından 2004 yılına kadar ve 2008 ve 2009 yılları olmak üzere toplam 15 yıl yönünden dava dosyasına hiçbir belge göndermeyen davalının gönderdikleri ile yetinip sonuca gitmenin mümkün olmadığını, yüksek mahkeme kararlarında belirtildiğinin aksine sadece kurum çalışanı bir kaç tanığın ifadesi ile kurum kayıtlarından hareketle bir sonuca gidilemeyeceğini, köy muhtarlığı ve posta başları idaresinde çalışma yapılan yıllara ait çalışmalarla ilgili çok az ya da hiç kayıt gelmediği, 15 yıl yönünden ise hiç kayıt gelmediği dikkate alındığında bize göre dosya bulunan davalı kurum kayıtları dışında diğer her türlü delilin öneminin büyük olduğu, muhtarlığın 2009 yılına ait belgeleri, bankalardan gelen cevabi yazıları, kooperatif üye kayıtları, 2015 yılında SGK'de kayıtlarına geçen çalışmalar, davalının fidanlık yıllık üretim planları, keşif sırasında zapta geçen fidanlık çalışmalarına dair tespitler, keşif sırasında alınan görüntüler ve lehe tanık, kamu tanığı ve komşu parsel maliklerinin ifadelerinin fidanlık çalışanlarının hizmet tespitinde değerlendirilmesi gereken deliller olduğu, sadece davalı tarafından gönderilen belgeler üzerinde yapılan incelemelerle davalı işyerinde yıllarca çalışmış işçiler yönünden ''hiç çalışmamıştır'', senede "1 gün çalıştığı'', "3 gün çalıştığı", "14 gün çalıştığı" şeklindeki tespit ve kanaatlerin gerçeği yansıtmadığı, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Feri Müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davacının, davalıya ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine ilişkin kararda yasal mevzuat hükümleri gözetilmediği, 19231 sayılı resmi Gazete'de yayınlanan 24.09.1989 tarihli Osman Emvalinin İstihsaline Dair Yönetmelik ve 27810 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 27.01.2011 tarihli Ağaçlandırma, Erozyon Kontrolü ve Silvikültür İşlerinde Birim ve Fiyat Usulü ile Hizmet Alımlarına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca da; davacının yaptığı işin 4857 ve 5510 sayılı Kanunlar kapsamında olmadığını, davacının davalı yanında iddia ettiği sürelerde ve iddia ettiği şekilde çalıştığını kanıtlayan herhangi bir belge kurum kayıtlarında mevcut olmadığı, davacının hizmet akdine tabi çalıştığı süreler müvekkil Kuruma bildirilmediği, kurum kayıtlarında bulunmayan çalışma iddiasının aksini ise yazılı belge ile davacının kanıtlaması gerektiği, tanık ifadelerine dayanarak hüküm kurulması yerleşik içtihatlara da aykırı olduğu, davalı ... idaresince, davacının yapmayı taahhüt ettiği iş, köy tüzel kişiliği ve kalkınma kooperatifine verilmekte ve bu tüzel kişiler üzerinden davacı taahhüdünü yerine getirdiği, bu şekilde verilen işler münasebetiyle taraflar arasında teessüs eden ilişki hizmet akdi niteliğinde olmayıp istisna sözleşmesine dayandığı için taraflar arasında işçi - işveren münasebeti bulunmadığı, kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddeleri olduğu düşünüldüğünde bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunu, yerleşik içtihatlarda da bu hususlar temel ilke olarak kabul edildiği, dolayısıyla tüm bilgi ve belgeler ile sair deliller toplanmalı ve iddia olunan çalışma olgusunun fiili olup olmadığı, aralıksız ve kesintisiz olup olmadığı hususları da bu şekilde değerlendirilmesi gerektiği, önceki istinaf kaldırma ilamında belirtilen araştırma, inceleme ve değerlendirmelere yeterince dikkat edilmeden rapor kısmen somut değerlendirmelerden uzak varsayımlara dayalı olarak tanzim edildiği, söz konusu bilirkişi raporundaki varsayımlara dayalı tespitleri kabul etmediklerini, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
3.Davalı ... İdaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerek zamanaşımı gerekse hak düşürücü süreler konusundaki itirazlarının dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasalara aykırı olduğunu, davanın hizmet tespiti davası olup; davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu maddesi olduğu, bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunu, davacının hizmetlerinin geçtiğini ileri sürdüğü işyeri, bir kamu kuruluşu olduğu, kamu kurumunda çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması gerektiği, davacıya ait gerçekleşen çalışmaların tespitine yönelik araştırmada, herhangi bir bildirimi bulunmadığının anlaşıldığı, davalı kurum nezdinde herhangi bir yazılı belge ve kaydın bulunmamış olmasının 506 sayılı Kanunda öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde kesintisiz çalışmanın varlığı açıkça ortaya konulamamış olması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilerek neticeye gidilmesi gerektiği, davacı ile müvekkil arasındaki ilişkinini hizmet sözleşmesi veyahut iş sözleşmesi olmadığını, yüklenici davacının işe giriş-çıkış saatinin denetimi yapılmadığı, davacının hangi saatte gelip gelmeyeceği ile müvekkil ilgilenmediği, müvekkil için geçerli tek bir husus üstlenilen edimin yerine getirilmesi gerektiği, bir an için davacının işçi olarak nitelendirilirsek; müvekkil kamu kurumu olduğu, kamu kurumlarında çalışma saatlerinin belirlendiği, onun dışına çıkılmasının mümkün olmadığı, kadrolu veyahut mevsimlik işçi olması durumunda dahi işçilerin günlük işe giriş çıkışlarını gösteren tutanaklara imza atılarak tutulduğu, müvekkilin davacı üzerinde gözetim ve denetim hakkı bulunmadığı, ona işlemiş olduğu fiilerden dolayı bir yaptırım yapması da söz konusu olmadığı, bu ilişkinin iş sözleşmesinin olmadığının en önemli unusuru ise; davacıyı işe alıp almama hususunda tek taraflı bir hak tanınmadığı, onun yaptığı işin istenilen kriterlere uygun olmaması halinde davacıyı çıkarma,fesih gibi bir hak bulunmadığı, davacı lehine hüküm kurulurken bağımlılık ilişkisinin daha fazla irdelenmesi gerektiğini, müvekkil kamu kurumu olması sebebi ile kadrolu veyahut mevsimlik işçi çalıştırma şartları bakanlık ve genel müdürlük tarafından belirlenen bir husus olduğu, tek taraflı olarak bu şekilde hareket edilmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkemece eksik araştırılan bir diğer hususta ödeme belgelerinde davacının adının bulunduğu ve tanık beyanları ile sabit olduğunu, dosya içerisinde 2004 yılı ve sonrasına ait ödeme belgeleri mevcut olduğu, ancak tespit hükmünde 2004 yılından önceki yıllarında eklenerek hizmet tespiti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, bir an için davacı davasında haklı olduğunu düşünsek dahi müvekkil kamu kurumu olduğunu, kamu kurumunda kayıt esası benimsendiği, ayrıca davacıların yapıtğı işin süresi ve mahiyeti dikkate almadan doğrudan mevsimlik işçiymiş gibi değerlendirme yapılarak bütün ayları kapsayacak şekilde hizmet tespiti yapıldığı, yapılan sözleşmelerin başlangıç ve ödeme yapıldıktan sonra iş bittiği, bu işin niteliği ve durumuna göre 1 ay ya da 3 ay sürebildiği, bu hususun tam anlamı ile irdelenmesi gerektiği, bilirkişilerce sürenin tam anlamı ile tespiti gerektiği, davacıya ne kadar ödeme yapıldığı, hangi yıllar arasında ne kadar çalıştığı gibi hususların açıkça şüpheye yer vermeden tespit edilmesi gerektiği, davalı kurum nezdinde herhangi bir yazılı belge ve kaydın bulunmamış olması, 506 sayılı Kanunda öngörüldüğü şekilde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde kesintisiz çalışmanın varlığı açıkça ortaya konulamamış olması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf vekilleri istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmiştir.