İçtihatYargıtay1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi · E. 2023/892 · K. 2024/7061
- Esas No
- 2023/892
- Karar No
- 2024/7061
- Karar Tarihi
- 30.10.2024
Karar Metni
1. Ceza Dairesi 2023/892 E. , 2024/7061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/209 E., 2022/2149 K.
SUÇ : Nitelikli kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2021 tarihli ve 2020/72 Esas, 2021/236 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 17.06.2022 tarihli ve 2022/209 Esas, 2022/2149 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekilinin ve Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanığın nitelikli kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, maktulün ölümüne sebebiyet veren yaralanmasının bitişik atış mesafesinden yapılan ateşli silah yaralanması olduğu ve olay yerinde ele geçirilen tabanca üzerinde yapılan kriminal incelemeler neticesinde sanığa ait herhangi bir iz ve emareye rastlanılmadığı, sanığın yargılamanın başından itibaren ısrarla suçlamayı kabul etmeyerek maktulü öldürmesi için bir sebebi olmadığını, aralarında gönül ilişkisi olduğunu, husumet bulunmadığını beyan ettiği, olay sonrası düzenlenen kroki ve olay yeri inceleme raporu, keşif, maktüle ilişkin ölü muayene tutanağı ile otopsi raporu birlikte değerlendirildiğinde, silahın bitişik şekilde ateşlenmiş olması, maktulün boyu ve merminin isabet ettiği bölgenin yerden yükseklik mesafesi itibari ile maktulün ayakta ateş ettiğinin kabulünün gerektiği, ayakta ateş etme halinde de merminin izlediği yol itibariyle maktulün kendi sağ kulak üstünde ateş etmesinin olay yeri tespitleri ve maktulun başının düştüğü yer olarak kabul edilmesi gereken kan birikintisinin olduğu yer itibari ile olağan dışı bir durum olmadığı, olayın kabul şekli ile çelişmediği, bir başka kişi tarafından maktulün kafasına ateş edildiğine ilişkin bir tespit yapılamadığı, maktulün kendi kafasına ateş etmesi kabulü ile çelişen bir tespitte bulunulmamış olması, Adli Tıp Kurumunda da bu hususun yapılacak yargılama ile aydınlanabileceği, mevcut bulgular itibariyle olayın oluş şeklinin belirlenemeyeceğinin belirtilmiş olması karşısında maktulün kendi kafa bölgesine ateş ettiği, olayın bizzat sanık tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyan herhangi bir delil elde edilemediği, yargılamada tahmine dayalı kanaatlere dayanılamayacağı, ceza yargılamalarındaki amacın gerçeğin hiçbir şüpheye yer bırakılmaksızın ortaya çıkarılması olduğu, davaya konu olayı gerçekleştiren failin sanık olduğuna dair şüphe sınırlarını aşan bir delile tüm araştırmalara rağmen ulaşılamadığı gibi sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 17.06.2022 tarihli ve 2022/209 Esas, 2022/2149 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2024 tarihinde karar verildi.