İçtihatYargıtay8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2023/927 · K. 2025/997
- Esas No
- 2023/927
- Karar No
- 2025/997
- Karar Tarihi
- 10.02.2025
Karar Metni
8. Ceza Dairesi 2023/927 E. , 2025/997 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/862 Esas, 2022/949 Karar
SUÇLAR : Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik
HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz talebinin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece Mahkemesi Kararı
Saray (Tekirdağ) Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.01.2021 tarihli ve 2019/639 Esas, 2021/9 Karar sayılı kararı ile sanığın kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125/1, 125/3-a-son, 125/4, 62, 52/1-2. maddeleri uyarınca 7.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 20 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir. Sanığın; halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan ise, 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2.c., 43/2-1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine, 2 yıl denetim süresi tayinine ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 06.07.2022 tarihli ve 2022/862 Esas, 2022/949 Karar sayılı kararı ile şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 279/1-b maddesi gereğince doğrudan suçtan zarar görmediği şeklindeki gerekçeyle reddine karar verilmiştir. Aynı hükümle; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 303/1-h maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 07.09.2022 tarihli ve 2022/862 Esas, 2022/949 Karar sayılı ek kararıyla şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Şikayetçi vekilinin temyiz istemi;
Her iki suçtan da daha fazla ceza tayin edilmesi gerektiğine, ayrıca ek kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz istemi ise;
Sanığın suç işleme kastının bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve cezanın fazla tayin edildiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre; sanığın, "Facebook" ve "Twitter" isimli sosyal medya hesaplarından olay tarihinde İçişleri Bakanı olarak görevini ifa eden suçtan zarar gören ...'yu kast eder şekilde ''Karşındaki hem bizim oranın lafıyla suyu bozuk (kontr gerilla soylusu) hem de insan değil'' şeklinde yorum yazısı yazması olayına; ayrıca "karanlık gider gezi kalır, gezi bu ülkede alçaklığı öylesine damgaladı ki hala aynı panik ile aynı tipte yalanlar uyduruyorlar. Bkz. bira şişeleri ile camiiye girdiler, benim türbanlı bacımın üzerine \*\*, ezanı protesto ettiler", "bunun için terzi ... gerekmez, gezi ruhu yeter", "...'a duruma el kol yerel seçimleri iptal et, bugün büyükşehirlerin başına valileri getir, bir daha seçim yaptırma, kısacası büyük darbeni yap diyor.", "zulmünüzün sınırı ayarı yok mu sizin diyeceğim ama bütün \*\*\* gibisiniz ne sınırınız ne ayarınız var, ayar vermedikçe ayara gelmeyeceksiniz belli" şeklinde yorum yazması olayına ilişkin olarak;
Tebliğname'de suç tarihlerinin sanığın yargılamaya konu edilen paylaşımları yaptığı "11.03.2019 ve 22.04.2019" tarihleri olarak yazılması gerekirken "22.04.2019" olarak yazıldığı tespit edilerek inceleme yapılmıştır.
1. Şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin davaya katılma hakkı bulunmadığından dolayı verilen temyiz isteminin reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 07.09.2022 tarihli ek kararında usul ve kanuna aykırı bir hususun bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde ise;
Dairemizin 05.12.2024 tarihli ve 2023/2443 Esas, 2024/9373 Karar sayılı kararında izah edildiği üzere; 5271 sayılı Kanun'un 225. maddesi "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklindedir. Bu yasal düzenleme gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. İddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında düzenlenen Saray (Tekirdağ) Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1086 soruşturma sayılı ve 05.08.2019 tarihli iddianamesinde; soruşturma aşamasında düzenlenen 25 sayfalık araştırma raporuna atıf yapıldığı, bu raporda sanığın birbirinden farklı paylaşımlarının bulunduğu ancak sanığın hangi eyleminin ve hangi ifadelerinin hangi suçu oluşturduğu ayrı ayrı izah edilmeden dava açıldığı ve bu iddianame üzerine yapılan yargılama ile sanık hakkında mahkumiyete hükmolunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla; sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 170/3. maddesine uygun şekilde ve sanığın hangi eyleminden dolayı hangi suçun oluştuğu ayrı ayrı izah edilerek iddianame düzenlendikten sonra kamu davası açılması için suç ihbarında bulunulması ve dava açıldığı takdirde ve akabinde birleştirme kararı verilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Şikayetçi İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
"Değerlendirme ve Gerekçe" bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle temyiz isteminin reddine ilişkin 07.09.2022 tarihli ek kararda usul ve kanuna aykırı bir husus bulunmadığından ek kararın Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde ise;
"Değerlendirme ve Gerekçe" bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 06.07.2022 tarihli ve 2022/862 Esas, 2022/949 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Saray (Tekirdağ) Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.