V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekillleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hüküm yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmamış olmasının tam kabul verilmiş olmasına dayalı olduğunu, bu kapsamda ilk kararın kaldırılmasından sonra güncel ücretler esas alınarak hesaplama yapılmamasının adil yargılanma ve hak arama hürriyetine aykırılık teşkil ettiğini, ilk kararda hüküm altına alınan 494.677,60 TL' den aşağı şekilde hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kazazedenin elbisesinin, üzerine dökülen mazot nedeniyle değil, kendisi tarafından üzerine sıkılan sprey nedeniyle alev aldığını, olayın gerçekleşme nedeninin hatalı olarak tespit edilmesi, özellikle kusur oranın belirlenmesi olmak üzere, raporu dayanaksız hale getirmiş bulunduğunu, balata temizliği yapmak üzere kullanıma sunulan sprey kazazede tarafından amacı dışında kullanılarak mazot lekesinin çıkarılması için bizzat kendi üzerine sıkıldığını, davacının eylemi işe illiyet bağının kesildiğini, işverenin önceden tahmini mümkün olmayan, kazazedeye ait hareketin (mazot lekesinin spreyle temizlenmesinin) asli sorumlusu olarak kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kusur rapora itirazın karşılanmadığını, hükme esas alınan 24.10.2022 tarihli hesap raporuna, 12.11.2022 tarihli dilekçeleriyle yapmış oldukları itirazın karşılanmadığını, bilirkişi raporunda hesaplanan 639.159,54 TL sürekli iş göremezlik zararının hatalı olduğunu, dosyaya ilişkin bilgilere göre sürekli iş göremezlik zararının 607.147,91 TL olması gerektiğini, bu itirazın değerlendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleridir. "Dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı kanunun 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 ve 114 üncü maddesi delaletiyle 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55 ve 56 ncı maddeleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleridir. "İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 6331 sayılı Kanun hükümleridir.
3. Değerlendirme
A) Davacı ve davalı vekillerinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Somut olayda davacı vekilinin müvekkili lehine 300.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği İlk Derece Mahkemesince anılan istemin kısmen kabulü ile 130.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verildiği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2023 tarihli kararıyla tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 238.730,00 TL'lik kesinlik sınırı gözetildiğinde manevi tazminat hükmünün kabul ve reddolan kısmının maddi tazminat hükmünden bağımsız ve ayrı nitelikte bir dava olarak kesinlik sınırı altında kalması nedeniyle iş bu hükme yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
B) Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Maddi tazminatın tespiti hususunda kökleşmiş içtihatlara göre davacının davalı nezdindeki çalışması nedeniyle tespit edilen ücret katı bilinen/işlemiş dönem boyunca ve giderek bilinmeyen/işleyecek dönem boyunca sigortalının aktif çalışma devresine uygulanmaktadır. Kaza tarihinden hesap raporunun düzenlendiği tarihe kadar olan dönemi kapsayan bilinen/işlemiş dönem boyunca artırım ve iskontolama uygulanmazken, hesap raporu tarihinden sonrası için yürürlüğe girecek asgari ücretlerin varsayıma dayalı hesabı gerektiğinden, bilinmeyen/işleyecek dönem boyunca yapılacak hesapta kazancın peşin değerinin tespiti açısından "progresif rant(1/kn)" yöntemi olarak adlandırılan sabit oranda artırım ve iskontolamayı öngören hesap formulü benimsenerek hesap yapılması gerekmektedir.
3. Somut olayda 15/08/2019 tarihli hesap raporunda, davacının bakiye ömrünün tespitinde PMF 1931 tablosuna göre davacının olay tarihindeki 15 yaş karşılığı 50 yıl olarak esas alınmış, kazancın tespitinde ise asgari ücret dikkate alınmakla beraber, bilinmeyen/işleyecek dönem hesabında "progresif rant yöntemi" ve raporda benimsenen %10 artırım ve iskontolama (1/kn formulü) oranı ile uyumlu olmayacak şekilde bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılarak, gelir tenzil edilmeksizin maddi tazminat alacağı 645.267,90 TL, SGK gelir ve ödeneklerinin rücuya kabil kısmı olarak dikkate alınan 150.589,60 TL'nin tenzili ile beraber neticeten maddi tazminat alacağı 494.677,60 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı vekili anılan netice tazminat miktarına göre maddi tazminat istemini artırırken, davalı vekili 03.09.2019 tarihli itiraz dilekçesiyle hesap raporunda bakiye ömür tespiti ile bilinmeyen/işleyecek dönem hesabının hatalı olduğuna işaretle itirazlarını ileri sürmüş ve dilekçesi ekinde sunduğu hesap tablosuna göre maddi tazminat alacağının gelir tenzil edilmeden önce 607.796,51 TL olarak hesap edilmesi gerektiğine işaret ettiği anlaşılmıştır.
4. İlk Derece Mahkemesince 18.11.2019 tarihli ilk kararında anılan hesap raporuna itibarla 494.677,60 TL maddi tazminata hükmedilmiş, iş bu kararın davacı vekilince manevi tazminat miktarının azlığı yönünden; davalı vekili tarafından ise hesap raporuna sunduğu itirazların değerlendirilmemiş olması ve manevi tazminat miktarının fazlalığı yönünden istinaf edildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli kararında davalı istinaf itirazları nedeniyle hesap raporunda bakiye ömür tespitinde dikkate alınan tabloya göre bakiye ömrün 15 yaş karşılığı 49,49 yıl olarak esas alınması gerekirken yazılı şekilde 50 yol olarak esas alınması ve davacı istinaf itirazları nedeniyle manevi tazminatın azlığı sebebiyle İlk Derece Mahkemesinin kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine kararı verildiği anlaşılmıştır.
5. Bölge Adliye Mahkemesi kararı üzerine dosyayı yeniden ele alan İlk Derece Mahkemesince hesap bilirkişiden alınan 24.10.2022 tarihli ek raporda bakiye ömür tespitinde itibar edilen tabloya göre düzeltme yapılırken, bilinmeyen/işleyecek dönem hesabında davalı taraf itirazları dikkate alınmadan rapor düzenlenmek suretiyle maddi tazminatın 488.569,94 TL olarak hesap edildiği, davalı vekilinin anılan rapora 12.11.2022 tarihli itiraz dilekçesiyle kök rapora itirazlarını tekrar eder mahiyette itiraz sunduğu anlaşılmıştır.
6. Bu açıklamalar doğrultusunda, mahkemece her ne kadar maddi tazminatın hesabında dairemizce kabul edilen TRH 2010 bakiye ömür tablosuna göre ömür tespiti ve bilinmeyen dönemde artırım ve iskontolama oranı olarak %5 oranın esas alınması, tazminattan yapılan indirimde de tedavi giderinin hesaptan tenzil edilmemesi gerekmekte ise de bu yönlere ilişkin taraf itirazlarının olmaması nedeniyle taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek bozma sebebi yapılamayacağı dikkate alınarak; davalı tarafın itiraz dilekçesi ekinde sunduğu hesap tablosundaki bilinmeyen/işleyecek devre hesabının yukarıda açıklanan içtihatlara uygun olması sebebiyle davalı itirazının yerinde olduğu değerlendirilerek, anılan hesap tablosuna göre belirlenen 607.796,51 TL'den kabule göre rücuya kabil olduğu benimsenen ve davacı itirazı olmadığından davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak kapsamında tenzili gereken 150.589,60 TL'nin tenzili ile neticeten 457.206,91 TL tutarındaki maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde 488.569,94 TL maddi tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
7. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır.
8. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısımları düzeltilerek onanması gerekir.