IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin tam kusurlu olduğuna ilişkin tespitin doğru olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kusurlu olanın kadın olduğunu, müvekkile izafe edilen vakıaların somut delillerle ispatlanamadığını, kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini, müvekkili ile hiç ilgilenmediğini, aralarındaki anlaşmazlıkları abartarak komşularına, esnaf komşularına anlatarak müvekkilinin itibarını zedelediğini, bu nedenle müvekkilinin işlerinin azaldığını ve işyerini kapatmak zorunda kaldığını, şu an işsiz olduğunu, buna rağmen nafaka kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, maddî ve manevî tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü, ortak çocukların velâyeti, tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakaları ile maddî ve manevî tazminat yönlerinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; asıl davanın reddi kararına itirazları bulunmadığını, ancak erkeğin tam kusurlu olması ve ekonomik durumu karşısında hükmedilen maddî ve manevî tazminat ve nafaka miktarlarının çok az olduğunu, Mahkemece talep ettikleri tazminat ve nafaka miktarlarının dikkate alınmadığını, bu şartlarda boşanmayı da kabul etmediklerini belirterek kusur belirlemesi, boşanma, maddî ve manevî tazminat ile tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakalarının miktarları yönlerinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin başkalarının yanında kadına bağırıp çağırdığı, hakaret ettiği, ayrıca çocuklarının yanında azarladığı sus, kapat çeneni ben seni dinlemek istemiyorum dediği, asacağım, keseceğim diyerek tehdit ettiği, artık sizi bu evde istemiyorum, gidin, sizin anneniz orospuluk yapıyor dediği, ortak evden çıkmaları için ailesine baskı yaptığı, bu suretle erkeğin kadına psikolojik şiddet uyguladığı, erkeğin kız kardeşinin tarafların evlerine yakın bir yere taşındığında, erkeğin kardeşinde kalmaya, eve gece yarıları gelmeye başladığı, ayrıca evinin ve çocuklarının ihtiyaçlarını yeterince karşılamadığı bu nedenle kadının temizlik işlerine gittiği, böylelikle erkeğin evlilik birliğindeki yükümlülüklerine yerine getirmediği, kadına ekonomik şiddet uyguladığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, kadının da eve geldiğinde aç mısın tok musun diye sormadığı, erkek ile ilgilenmediği, böylece evlilik birliğinin sona ermesinde erkeğin ağır kusurlu, kadının az kusurlu olduğu, tarafların ortak çocuklarının anne yanında kalması nedeniyle alıştığı ortam ve duruşmada annede kalmak istediklerine ilişkin beyanları değerlendirildiğinde çocukların üstün yararı gereği velâyetinin anneye verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, ortak çocuk 18.03.2004 doğumlu Yusuf Ömer'in 18.04.2022 tarihinde ergin olduğu, ergin olduğu tarih itibariyle velâyet hakkının kendiliğinden kalkacağı, kadın vekilinin karşı dava dilekçesinde, ortak çocuklar için toplam aylık 2.000,00 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep etmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesince ortak çocuklar için istenen tedbir nafakası miktarı açıklattırılmadan talep aşılarak, her bir çocuk için aylık ayrı ayrı 700,00 TL'den toplam 2.100,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, ayrıca ortak çocuk Yusuf Ömer'in 18.04.2022 tarihinde ergin olduğu, ergin olduğu tarih itibariyle tedbir nafakası kendiliğinden kalkacağı, iştirak nafakasının da konusuz kaldığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kadının talep miktarı, ortak çocukların ihtiyaçları karşısında tedbir nafakası ve iştirak nafakası miktarlarının fazla olduğu, kadın vekilinin karşı dava dilekçesinde kadın lehine yoksulluk nafakası talebinde bulunmamasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince kadın lehine yoksulluk nafakasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu, tarafların kusur dereceleri, ekonomik ve sosyal durumları, kadının mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmesi, kişilik haklarının ihlal edilmesi karşısında kadın lehine maddî ve manevî tazminata karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmadığı, ancak tazminat miktarlarının hakkaniyet gereğince az olduğu gerekçesi ile erkeğin kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, yoksulluk nafakası, tedbir ve iştirak nafakasına ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulü, kadının kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminatların miktarına ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kusur gerekçesinin düzeltilmesine, erkeğin davasının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuklar 21.04.2005 doğumlu ...ile 11.11.2006 doğumlu... lehine tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla dava tarihinden itibaren aylık 650,00 TL tedbir nafakasına, nafakaların boşanma kararı kesinleştiğinde iştirak nafakası olarak devamına, ortak çocuk 18.03.2004 doğumlu Yusuf Ömer lehine tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla dava tarihinden geçerli olmak ve ergin olduğu 18.03.2022 tarihine kadar devam etmek üzere aylık 650,00 TL tedbir nafakası ile iştirak nafakası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, kadının yoksulluk nafakası talebinde bulunmadığından yoksulluk nafakası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kadın lehine 40.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, tarafların diğer istinaf taleplerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.