III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 19.12.2019 tarih ve 2018/1048 Esas, 2019/983 Karar sayılı kararı ile dinlenen taraf tanıklarının ve ortak tanıkların beyanlarından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadına atfedilebilecek bir kusur olmadığı, erkeğin, kadının kanser hastalığı geçirdiği dönem içerisinde eşine karşı yeterince ilgili olmadığı, erkeğin küfürlü konuşması ve eşini aşağılayıcı sözler sarf etmesi nedeniyle evlilik birliğinin devamının sekteye uğradığı, kadının dava açmakta haklı olduğu, ortak çocuğun velâyetinin davacı anneye bırakılmasına, çocuk için bir miktar nafaka taktirine, erkeğin kusur durumu gözetilerek kadın lehine hakkaniyet ilkesi de göz önüne alınarak bir miktar nafaka ve tazminat taktirine, davacı kadının eşinin soy ismini kullanmasına dair talebinin ise bu durumun erkeğe herhangi bir zarar vermeyeceği, davacı kadının çocuğu ile aynı soy ismi taşımasında hukuki yararın bulunduğu kanaatine varılmakla talebinin bu yönden kabulüne karar verildiği gerekçesi ile erkeğin davasının reddine, kadının boşanma davasının kısmen kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk için aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve 20.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına, kadın yararına 25.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminata, kadının boşandığı eşinin soyismini kullanmaya devam etmesine dair talebinin kabulüne, eşinin "İlhan" olan soyisminin kullanmasına izin verilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından hükmün tamamı yönünden, davalı davacı kadın vekili tarafından nafaka ve tazminat miktarı yönünden istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 22.09.2021 tarih ve 2019/456 Esas, 2021/1530 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 15.03.2018 tarihli ön inceleme duruşmasında sadece asıl dosya ile ilgili ön inceleme yapılarak uyuşmazlık konuları tespit edildiği, birleşen 2018/535 Esas sayılı dosya yönünden ön inceleme yapılıp, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları, vakıalar tespit edilmediği, kadın tarafından açılan birleşen davada, dilekçeler teatisi tamamlanmadan ve ön inceleme duruşması yapılmadan dosyanın birleştirildiği, birleştirme kararından sonra da bu eksikliğin tamamlanmadığı gibi, taraflara birleşen davaya ilişkin olmak üzere delil sunma imkanı tanınmadan kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulüne karar verildiği, bu hususun erkeğin savunma hakkını kısıtlayan ve adil yargılanma hakkını etkileyen önemli bir usul hatası olduğu, kabule göre de; davalı-davacı kadının eşinin soyadını kullanmasına izin verilmesi isteğinin boşanmanın eki niteliğinde olmadığı, ayrı bir dava olup, maktu harca tabi olduğu, bu sebeple, mahkemece davalı-davacıya bu istekle ilgili olarak harcı ikmal etmesi için süre verilmesi, harcın ikmali halinde davaya devam edilmesi, harcın ikmal edilmemesi halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken, işbu talep yönünden harcın tamamlanması için süre vermeden, yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle, erkek vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına, usule uygun şekilde yargılama yapılıp sonucu uyarınca karar verilmek üzere dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile evlilik birliği içerisinde davacı-davalı erkeğin eşine olan davranışlarını hangi tarihte ne şekilde yapıldığı somut olarak dava dilekçesinde belirtilmediği, ilgili talebin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı anlaşılamadığı, kadının da ağır derecede onurunun kırılmasına yol açacak nitelikte iddiaların bulunmadığı gözetilerek 4721 sayılı Kanun'un 162 inci maddesi uyarınca açılan davanın reddine karar verildiği, tanıkların anlatımları, tarafların beyanları, tüm bilgi ve belgeler ile davalı-davacı kadına ait hastahane kayıtları ve whatsapp mesaj kayıtları incelendiğinde; davacı-davalı erkeğin, davalı-davacı kadının kanser hastalığı geçirdiği dönem içerisinde eşine karşı yeterince ilgili olmadığı, erkeğin evlilik sorumluluğunun tam anlamıyla üstlenmediği, eşinin fiziki görüntüsü hakkında incitici ve aşağılayıcı sözler sarf ettiği, genel anlamda davacı-davalı erkeğin küfürlü konuştuğu ve davacı-davalı erkeğin ekonomik gelire sahip olmasına rağmen eşine karşı elinin sıkı olduğu, birliğin temelinden sarsılmasında davacı-davalı erkeğin tam kusurlu olduğu, davalı-davacı kadının ise kusursuz olduğu, kadın lehine tarafların evli kaldığı süre dikkate alınarak 30.000,00 TL maddî, 30.000,00 TL manevî tazminat taktirine, ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, çocuk ve babası arasında belli günler içerisinde kişisel ilişki düzenlenmesine, tarafların gelir durumu çocuğun yaşı dikkate alınarak çocuk lehine 1.000,00 TL tedbir, 1.750,00 TL iştirak nafakası verilmesine, kadının emeklilik maaşı olduğu görülse dahi hastalık durumu dikkate alınarak 1.000,00 TL tedbir, 500,00 TL yoksulluk nafakası hükmedilmesine karar verildiği, davalı-davacı kadının eşinin soy ismini kullanmasına dair talebinin ise; bu durumun erkeğe herhangi bir zarar vermeyeceği, tarafların sosyal statüleri, ortak çocuğun okula gidiyor olması, okulda ve sosyal hayatında annesinden farklı soy isim kullanmasının psikolojisini olumsuz etkileyebileceği, bu sebeple davalı-davacı kadının eşinin soy ismini kullanmasına ilişkin talebinin kabulüne karar verildiği gerekçesi ile erkeğin davasının reddine, kadının 4721 sayılı Kanun'un 162 inci maddesine dayalı davasının reddine, kadının boşanma davasının kısmen kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk için aylık 1.000,00 TL tedbir ve 1.750,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve 500,00 TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına 30.000,00 TL maddî, 30.000,00 TL manevî tazminata, kadının boşandığı eşinin soyismini kullanmaya devam etmesine dair talebinin kabulüne, eşinin "İlhan" olan soyisminin kullanmasına izin verilmesine karar verilmiştir.