VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı site yöneticiliği vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün infaza elverişli olmadığını, davalı ...'in vefat etmiş olması nedeniyle hüküm fıkrasında mirasçıları dahili davalılara yer verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ecrimisil bedelinin müdahaleye konu her bir yer için 43.836,00 TL olarak belirlendiğini, dolayısıyla ecrimisil bedeli olarak hüküm altına alınması gereken toplam bedelin 175.344,00 TL olması gerektiğini, zira harcın 175.344,00 TL üzerinden tamamlanarak davanın işbu bedel üzerinden ıslah edildiğini, buna rağmen davanın tümden kabulüne karar verilip hükmün ecrimisil bedeli yönünden 43.836,00 TL üzerinden kurulduğunu, ecrimisil istemine yönelik hükmün harç, vekâlet ücreti ve yargılama gideri yönünden 175.344,00 TL üzerinden tesis edilmesi gerektiğini, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu nedenle davalıların yargılama giderlerinden müteselsilen sorumluluklarına gidilemeyeceğini, sorumlu oldukları miktarın hüküm fıkrasında ayrı ayrı gösterilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı site yönetiminin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi kök ve ek raporunun taşınmazlar yerinde incelenmeden düzenlendiğini, dava konusu yerlerin içi gezilmeden, içerideki mevcut durum net ve somut şekilde tespit edilmeden, içeride olup olmadığı belli dahi olmayan şeylerin sökülmesine, yıkılmasına gerek olduğuna ve bu yıkımın da fahiş zarara yol açmayacağına kanaat getirmek suretiyle varsayıma dayalı olarak hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, ileride telafisi mümkün olmayan zarara yol açacağını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi ile ecrimisil istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun (634 sayılı Kanun) 16 ncı maddesi uyarınca, kat malikleri ana gayrimenkulün bütün ortak yerlerine, arsa payları oranında, ortak mülkiyet hükümlerine göre malik olurlar.
4. Kat maliklerinden her biri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 693 üncü maddesinin ortak maliklere tanıdığı haktan yararlanarak ortak yerlere el atan üçüncü kişilere karşı el atmanın önlenmesi davasını yalnız başına açabilir. Burada, ortak yere el atan kat maliki değil üçüncü kişi olduğundan 634 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması söz konusu değildir.
5. Kat mülkiyetli ana gayrimenkulün mimari projesine aykırı olacak şekilde, ana gayrimenkulün ortak yerlerinde bağımsız bölüm inşa eden yüklenicinin, tapuya kayıtlı bulunmayan bu bağımsız bölümleri başkasına devretmiş olması onu sorumluluktan ve eski hale getirme davasına muhatap olmaktan kurtarmayacaktır. Kat maliki olmayan, salt bu yerleri kullanmakta olan kişilerin ise ortak yerlerin projesine uygun eski hale getirilmesinden sorumlu tutulamayacağı gözetilip, bu kişilerin ortak yerlere müdahalelerinin önlenmesi ve tahliyesine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekmektedir.
6. Bununla birlikte, ecrimisile konu edilen ana gayrimenkulün ortak yerlerinin gelir getirici nitelikte bir yer olup olmadığı değerlendirilerek buna göre ecrimisil bedeline hükmedilmesi gerekmektedir.
7. Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, öncelikle dava konusu uyuşmazlık yönünden geçerli mimari proje tespit edilip dosya içerisine alındıktan sonra, yeniden oluşturulacak konunun uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alınarak onaylı mimari proje ve ekleri yerinde uygulanmak suretiyle, projeye aykırılıklar tek tek belirlenip, projeye uygun hale getirilmesi için yapılması gerekenler denetlemeye ve infaza elverişli olacak şekilde krokiye bağlanması, müdahale edilen bölümler hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan verilmeden belirlenmesi ve sonucuna uygun 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine göre hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt oluşturmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken; mahallinde keşif yapılmadan varsayıma dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, infazda tereddüt yaratacak biçimde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
8. Kabule göre de yapılmasına hükmedilen işlemlerin yerine getirilmesi için davalı tarafa kararın kesinleşmesinden itibaren uygun bir süre verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.