Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2024/11023 · K. 2025/2305
4. Ceza Dairesi 2024/11023 E. , 2025/2305 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2023/3631 Değişik iş ŞÜPHELİ : ... SUÇ : İmar kirliliğine neden olma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Şüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itiraz üzerine itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 19.09.2024 tarihli ve 94660652-105-10-6315-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101728 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101728 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, somut olayda, ... ili ... ilçesi 107 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde şüpheli tarafından ruhsatsız ve kaçak olarak temeli atılan zemin ve birinci katına taşıyıcı kolonları imal edilen tuğla duvarları örülmüş vaziyette tespit edilen yapı hakkında yapı tatil zaptı düzenlenmek suretiyle mühürlenen bina hakkında başlatılan soruşturma sonunda, suça konu eylemin bina vasfında olmaması ve yapı vasfında olması nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2018 tarihli ve 2015/4-176 esas, 2018/503 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapılması ya da yaptırılması gerektiği, binanın ruhsata tâbi olmasının yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek bulunmadığı, maddede belirtilen "bina" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavramın 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirleneceği, anılan Kanun'un 5. maddesinin ise, "...Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır. ..." şeklinde olduğu hususları ile, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 tarihli ve 2013/4-691 esas, 2014/91 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 184. maddesiyle korunan hukuki değerin, çevrenin korunması olduğu ve bu suçun işlenme sıklığı ve yoğunluğu ile sosyal ve toplumsal bir sorun olması gerçeğine değinildiği hususu birlikte değerlendirildiğinde, Soruşturma dosyası kapsamında alınan fotoğraflı bilirkişi raporu incelendiğinde, şüphelinin ruhsatsız ve hukuka aykırı olarak temeli atılan zemin ve birinci katına taşıyıcı kolonları imal edilen tuğla duvarları örülmüş vaziyette bulunan yapıyı imal etmek suretiyle inşaata başlayıp bitirmek üzere olduğu, inşaata başlanılmasının ve belli bir seviye gelmesinin atılı suçun tamamlanmış suç gibi değerlendirilmesi gerektiği, teşebbüs hükümlerinin somut olayda uygulanma olasılığı bulunmadığı, dolayısıyla şüpheli tarafından yapılan yapının bina vasfını kazandıracak ve imar kirliliğine neden olacak şekilde oluşturulduğu cihetle, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.