Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/112 · K. 2025/83
Hukuk Genel Kurulu 2024/112 E. , 2025/83 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/146 E., 2022/756 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.05.2013 tarihli ve 2013/6888 Esas, 2013/10486 Karar sayılı BOZMA kararı 1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, davacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine bozma kararı kaldırılarak hüküm yeniden bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulunca direnme kararı usulden bozulması üzerine Mahkemece usulî eksikliğin ikmali sonrasında yeniden direnme kararı verilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi 4. Davacı vekili; davalı tarafından sigortalanan müvekkiline ait fabrikada 05.12.2009 tarihinde yangın çıktığını, yangın sonrasında davalı ile müvekkili arasında yapılan görüşmelerde gerekli tamiratın müvekkilince yaptırılması ve sonrasında davalının müvekkiline ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, bu kapsamda müvekkilince gerçekleştirilen tamiratlar için toplam 336.720,08 TL ödenmesine rağmen davalının bunun yalnızca 175.000,00 TL'lik kısmını müvekkiline ödediğini, bakiye bedel yönünden poliçede KDV (Katma Değer Vergisi) klozuna işaret edilerek hasar tutarına KDV ilâvesinin mümkün olmadığının, sigorta bedelinin KDV dahil bedel olarak belirlenmediğinin ve buna göre ödenen avans tutarının tenzili ile bakiye 80.866,20 TL dışında ödenecek tazminat bulunmadığının belirtildiğini, ancak sigorta sözleşmesinin kuruluş aşamasında hazırlanan risk değerlendirme raporu sonucunda belirlenen bina bedeli olan 3.000.000,00 TL’nin sigorta poliçesinde belirlenen bedelle aynı olduğunu ve bu bedele KDV’nin dahil olduğunu, zararın telafisi için piyasadan yapılan alımlara da KDV’nin dahil olduğunu, bu hususun T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğine gönderdiği 26.03.2002 tarihli ve 18953 sayılı cevabî yazısında da açıkça belirtildiğini ileri sürerek 161.720,28 TL'nin 05.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı vekili; sigorta poliçesindeki sigorta bedelinin 3.000.000 TL olduğunu, bu sigorta bedelinin KDV hariç olarak uygun bulunduğunu, poliçede KDV klozu yer aldığından şayet KDV talep edilecekse bedellerin KDV dâhil olarak belirtilmesinin gerektiğini, dava dilekçesinde belirtilen risk analizinin de KDV hariç tutularak yapılan bir değerlendirme olduğunu, bu sebeple eksik sigortanın söz konusu olduğunu, her iki halde de ödenmesi gereken hasar tutarının 255.866,20 TL'ye tekabül ettiğini, bu durumda müvekkilince kabul edilen 80.866,20 TL dışında ödenmesi gereken bir tazminatın bulunmadığını, 80.866,20 TL yönünden ödemeye hazır olduklarını belirterek bakiye miktar yönünden davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı 6. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.06.2011 tarihli ve 2010/446 Esas, 2011/349 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi raporunda şirket zararı olarak belirlenen 275.641,08 TL’den %10 eskime payı olan 19.774,88 TL'nin tenzili sonucu 255.866,20 TL zararın belirlendiği, belirlenen zarara %18 KDV karşılığı 46.055,92 TL eklenmesi sonucu zararın 301.922,12 TL olduğu, davalı tarafından yapılan 175.000,00 TL ödeme gözetilerek bakiye alacağın 126.922,12 TL olduğu, yangın sigortaları genel şartları gözetilerek olay tarihi artı 30 gün ilâvesi sonucu temerrüt tarihinin 07.01.2010 olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 126.922,12 TL’nin 07.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.01.2013 tarihli ve 2011/15564 Esas, 2013/790 Karar sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bunun üzerine davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.05.2013 tarihli ve 2013/6888 Esas, 2013/10486 Karar sayılı kararı ile; “…Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, her ne kadar mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin vermiş olduğu karar Dairemizce, davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazları incelenmeden “davacının dayandığı sigorta poliçesinde, sigortalı olarak dava dışı ... Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yer aldığı, bu nedenle davacının sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığından aktif dava ehliyetinin bulunmadığı” gerekçesiyle bozulmuş ise de, 07.01.2009 tarihli sigorta sözleşmesinde sigortalı olarak anılan şirket yer almakta iken daha sonra 31.01.2009 tarihli zeyilname ile sigortalının davacı olarak değiştirildiği dosya içindeki zeyilnameden anlaşılmakla, davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir. Somut olayda, davalı vekili, tüm savunmalarında davaya konu sigorta poliçesinin KDV’siz olarak düzenlendiğini, yani sigortalı binanın sigorta değerinin KDV’siz olarak belirlendiğini, buna göre hasar tazminatının da KDV’siz olarak hesaplanması gerektiğini savunmuş olup, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesaplanırken KDV de eklenmek suretiyle belirleme yapılmıştır. Oysa, davaya konu sigorta poliçesinin KDV KLOZU başlığı altında aynen “bu poliçe hasar tazminatlarının KDV’siz olarak ödenmesi esasına göre yapılmıştır. Poliçeden doğan hasar tazminatların KDV’li olarak ödenebilmesi için poliçede belirtilen sigorta bedelinin KDV dahil olarak tanzim edilmiş olması halinde hasara konu değerin işletme tarafından satın alındığı ve işletme kayıtlarına geçtiği tarihte tahakkuk etmiş ve ödenmiş KDV tutarını sigorta konusu hasar nedeniyle KDV kanunun 30/d. maddesi kapsamında olması ve KDV indirimine konu edilememesi veya KDV indirimine konu edildiği takdirde bu hususun beyan edilerek vergi dairesine iade edildiğinin belgeler ile doğrulanması halinde sigorta şirketi adına kesilecek bir yansıtma faturası ile indirilemeyen KDV‘nin ödeneceği konusunda mutabık kalınmıştır.” denilmek suretiyle özel şart getirilerek hasar bedelinin KDV’li ödenebilmesi için gerekli hususlar belirtilmiştir. Bu durumda, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak, hasar bedelinin belirlenmek suretiyle, davalının ödemesi gereken bakiye bir bedelin olup olmadığının tesbiti ile sonuca göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekirken, yazılı gerekçe ile bozulduğundan, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 16.01.2003 (Doğrusu 16.01.2013) tarih, 2011/15564 Esas, 2013/790 Karar sayılı bozma kararının tamamen kaldırılarak hükmün açıklanan değişik gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” şeklindeki gerekçeyle karar bozulmuştur. Birinci Direnme Kararı 9. İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.03.2014 tarihli ve 2014/48 Esas, 2014/59 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçeye ek olarak; bilirkişi raporu gözetilip KDV hususunda poliçe genel şartları, özel şartlar ve KDV klozu değerlendirilerek karar verildiği, bilirkişi raporunda 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (KDVK) değerlendirildiği, sigortacı sigortalının gerçek zararını gidermekle yükümlü olduğundan onun KDV mükellefi olup olmadığına veya KDV mükellefi ise hasara konu değerleri işletme tarafından satın alındığına ve işletme kayıtlarına geçtiğine bakılmaksızın zararını KDV ile ödemekle yükümlü olduğu, yapılan inceleme ve değerlendirmede tüm malzeme, işçilik ve bununla ilgili yapılan masraflardan KDV alındığı, gerek fiili durum gerekse KDVK’nın 1. maddesi gereği KDV alınmasının yerinde görüldüğü, ayrıca bozma ilâmında KDV uygulanmasında yanılgı gösterilerek KDV klozu başlığında geçen tüm açıklamaların soyut bir ifadeyle geçiştirildiği, T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığının Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketler Birliğine yazmış olduğu 26.03.2002 tarihli ve 18953 sayılı yazısında da KDV'nin bedel üzerinden ödenmesi gerekeceğine hükmettiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Birinci Direnme Kararının Temyizi 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı 11. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2021 tarihli ve 2017/11-3008 Esas, 2021/1264 Karar sayılı kararı ile; “…18. Bu genel açıklamaların ışığında ön sorun değerlendirildiğinde; davacı nüfus kayıtlarına göre bozma ve direnme kararları öncesinde 02.02.2012 tarihinde vefat ederek dava açıldığı sırada sahip olduğu taraf ehliyetini kaybetmiştir. Ancak mahkemece, davacının vefatı sonrasında taraf teşkilinin sağlanması için herhangi bir usul işlemi yapılmaksızın esas hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. 19. Dava konusunun, müteveffa davacının mirasçılarının haklarını etkileyecek nitelikte ve miras yoluyla intikali mümkün bir malvarlığına ilişkin hakkın kapsamı içerisinde olması nazara alındığında; davacının yargılama sırasında vefatı üzerine HMK’nın 55. maddesinde belirtildiği üzere davacının mirasçıları davadan haberdar edilip taraf teşkili sağlanmaksızın esas hakkında karar verilemez. O hâlde mahkemece, HMK’nın 55. maddesinde gösterilen şekilde müteveffa davacının mirasçılarını tebligat yoluyla davadan haberdar ederek mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması, bunun mümkün olmaması hâlinde tüm mirasçılardan izin alınması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanması sonrasında yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması gerekir. 20. O hâlde, açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere direnme kararının usulden bozulması gerekir…” şeklindeki gerekçeyle direnme kararı usulden bozulmuştur. İkinci Direnme Kararı 12. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.07.2022 tarihli ve 2022/146 Esas, 2022/756 Karar sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen taraf teşkiline dair usuli eksikliklerin giderilmesi sonrasında ilk direnme kararında açıklanan gerekçeyle direnme kararı verilmiştir. İkinci Direnme Kararının Temyizi 13. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.