V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hüküm kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verildiğini, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca Özel Dairece verilen bozma kararı sonrası yargılama yapmakla görevli mahkemenin Bölge Adliye Mahkemesi olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Özel Dairece verilen birinci bozma kararından sonra davaya bakma görevinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinde mi yoksa Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21., 341 ilâ 373. maddeleri
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
2. Ülkemizde iki dereceli yargı sistemi uygulanmakta iken, 2004 yılında kabul edilen ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun ve HMK ile istinaf kanun yolu hükümlerinin düzenlenmesi, bu düzenlemeye uygun olarak 20.07.2016 tarihinde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlaması ile üç dereceli yargı sistemine geçilmiş bulunmaktadır.
3. Bir davanın, talepler ve belirtilen sebeplerle sınırlı olarak, bir üst derece yargı yerince, yeniden görülmesini, gerekiyorsa yeniden hükme bağlanmasını amaçlayan kanun yoluna istinaf denir. Hemen belirtilmelidir ki istinafta, davanın bir üst derece yargı yerince, tüm boyutları itibari ile değil; sadece tarafların talepleri ve ileri sürmüş oldukları sebeplerle sınırlı bir biçimde ikinci kez ele alınıp görülür.
4. Gerek Türk hukukunda gerekse mukayeseli hukukta, istinaf kanun yolu incelemesi somut olay adaletinin sağlanması ihtiyacı üzerine doğmuş ve uygulanmaya başlanmıştır. Hukuk yargılamasında istinaf; ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş kararlarının, hem maddi vakıa incelemesi yapan hem de hukukîlik denetimi yapma yetkisi bulunan daha üst dereceli mahkemece tekrar incelenmesini, taleplerle belirlenen sınırlar içerisinde ikinci kez görülerek, hatalı hâllerin düzeltilmesi suretiyle karara bağlanmasını istemek olarak tanımlanabilir. İstinaf kavramı, incelemenin içeriği itibari ile dar ve geniş anlamda istinaf olarak ikiye ayrılır. Türk hukuk sisteminde kanun koyucu tercihini dar anlamda istinaf sisteminden yana kullanmıştır. Buna göre; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın denetlenmesi anlamında sadece gerekli ve itiraz konusu edilen hususlarda inceleme yapılarak bir karar verilir.
5. İstinaf kanun yolu, HMK'nın sekizinci kısmının birinci bölümünün 341 ilâ 360. maddeleri arasında, temyiz kanun yolu da ikinci bölümünün 361 ilâ 373. maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır.
6. İstinaf incelemesinin kapsamı ise 6100 sayılı Kanun'un 355. maddesi ile düzenlenmiş olup buna göre inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu kendiliğinden gözetir. Buna göre; bölge adliye mahkemesi, incelemesini istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapmak zorundadır. Temyiz incelemesinden farklı olarak, bölge adliye mahkemesinde yapılacak incelemede tarafların ileri sürdüğü sebeplerle bağlı kalınmasının nedeni, bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesinin kararının kanuna aykırılığını tespit etmesi hâlinde, çoğu zaman yeniden yargılama yaparak yeni bir karar verebilmesidir. Tercih edilen istinaf sisteminde, ilk derecedeki yargılama tümüyle tekrarlanmamaktadır. Bu sebeple, istinaf sebepleri ile sınırlı tutulmuştur. Zira, istinaf incelemesi ilk derece mahkemesi kararını denetleyerek ondan sonra yapılan yargılama özelliği taşımaktadır. Bununla beraber, kamu düzenini ilgilendiren hususlarda bölge adliye mahkemesi istemle bağlı olmaksızın resen inceleme yapar.
7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 357. maddesinin Yapılamayacak işlemler başlığı altında "...bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz..." düzenlemesi ile bölge adliye mahkemesinde karşı dava açılamayacağı, davaya müdahale talebinde bulunulamayacağı, ıslah ve HMK'nın 166/1. maddesi saklı kalmak şartıyla birleştirme talebinde bulunamayacağı, resen dikkate alınması gereken durumlar dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenmeyeceği ve yeni delillere dayanılmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla istinaf kanun yolunda tamamen yeni bir yargılama yapıldığını söylemek mümkün değildir. Asıl amaçlanan ilk derece mahkemesi kararını hukuki ve maddi yönden denetleyerek eksiklikleri gidermek ve hataları düzeltmektir. İlk derece yargılamasının usulüne uygunluğu, vakıa tespitlerinin doğru olup olmadığı, hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı denetlenmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 24.01.2024 tarihli ve 2023/11-848 Esas, 2024/4 Karar sayılı Kararı).
8. Öte yandan uyuşmazlığın çözümü için HMK'nın yargı yeri belirlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin açıklanması da gerekir.
9. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21. maddesine göre yargı yeri belirlenmesini gerektiren sebepler;
a) Davaya bakmakla görevli ve yetkili mahkemenin davaya bakmasına herhangi bir engel çıkarsa.
b) İki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesi konusunda bir tereddüt ortaya çıkarsa.
c) İki mahkeme de görevsizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse.
ç) Kesin yetki hâllerinde, iki mahkeme de yetkisizlik kararı verir ve bu kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse şeklinde belirtilmiştir.
10. Görev ve yetki kuralları Kanun'da düzenlenmiş olmasına rağmen bazı hâllerde davaya hangi mahkemenin bakacağı konusunda tereddüt ortaya çıkabilir veya davaya bakan mahkemenin bu davaya bakmasına engeller bulunabilir. Böyle bir durumda davaya hangi mahkemenin bakacağının belirlenmesi gerekir. Bunun için yargı yeri (merci) tayini yoluna gidilerek yetkili ve görevli mahkeme belirlenir (Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Medenî Usûl Hukuku, Cilt I, İstanbul 2017, s. 332).
11. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 22. maddesine göre, yetkili mahkemenin bir davaya bakmasına herhangi bir engel bulunduğu yahut iki mahkeme arasında yargı çevrelerinin sınırlarının belirlenmesinde tereddüt ortaya çıktığı takdirde, yetkili mahkemenin tayininde, ilk derece mahkemeleri için bölge adliye mahkemelerine, bölge adliye mahkemeleri için Yargıtaya başvurulur. İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.
12. Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar. Böyle bir durumda üst mahkeme yani duruma göre bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay görevli veya yetkili mahkemeyi göstermişse, artık doğrudan o mahkemede davanın görülmesi gerekir. Başka bir anlatımla yargı yeri belirlenmesi üzerine gösterilen mahkeme tekrar görevsizlik veya yetkisizlik kararı yani direnme kararı veremez (L. Şanal Görgün, Levent Börü, Mehmet Kodakoğlu, Medenî Usûl Hukuku, Ankara 2024, s. 171,172, Hukuk Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli ve 2021/(13)3-765 Esas, 2021/1323 Karar sayılı kararı).
13. Tüm bu maddi ve hukukî olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili 03.07.2009 tarihli dava dilekçesiyle, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında müvekkili şirket alacağının iflas masasına kaydı için yaptıkları başvurunun iflas idaresince reddine karar verildiğini ileri sürerek alacağın davalı müflis şirketin iflas masasına kaydına karar verilmesini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince 05.07.2019 tarihli ve 2019/376 Esas, 2019/623 Karar sayılı kararı ile, davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmeden, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden davanın açılması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 26.02.2020 tarihli ve 2020/372 Esas, 2020/378 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesinin kayıt kabul davaları yönünden aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmadığı, alacağın kayıt kabul istemine konu olabilecek müflis borçlarından olmayıp, iflastan sonra doğan ve müflisin genel hükümlere göre sorumlu olduğu bir alacak niteliğinde bulunduğu, buna göre İlk Derece Mahkemesinin somut uyuşmazlığın arabuluculuk dava şartı kapsamında kaldığı yönündeki kabulünün sonucu itibariyle doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
14. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın Özel Dairece bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 17.05.2022 tarihli ve 2022/723 Esas, 2022/810 Karar sayılı kararı ile; Özel Dairenin bozma kararına uyulduktan sonra, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararın dosya üzerinden verildiği, dava dilekçesinin dahi tebliğ edilmediği, uyuşmazlığın esası yönünden İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken ve dava dilekçesinin tebliği ile başlayan dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat aşamalarının yapılmadığı, def'ilerin incelenmediği, İlk Derece Mahkemesinde henüz yargılama yapılmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.
15. İlk Derece Mahkemesince 27.10.2022 tarihli ve 2022/424 Esas., 2022/702 Karar sayılı kararı ile mahkemece verilen ilk kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğu ve Özel Dairece verilen bozma kararının da Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik olduğu gerekçesiyle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de 08.03.2023 tarihli ve 2023/503 Esas, 2023/459 Karar sayılı kararı ile yargılama yapma yetki ve görevinin İlk Derece Mahkemesince olduğu gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesini müteakip talep hâlinde dosyanın yetkili ve görevli Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, kararın taraflardan birince kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde dosyanın HMK'nın 21/1-c maddesi uyarınca yargı yeri belirlenmesi için Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
16. Bölge Adliye Mahkemesince verilen görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararın da temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davacı vekili 20.03.2023 tarihli dilekçesiyle, görevli mahkemenin belirlenmesi için dosyanın Yargıtay 6. Hukuk Dairesine gönderilmesini talep etmiş, Özel Dairece 12.06.2023 tarihli ve 2023/1638 Esas, 2023/2323 Karar sayılı kararı ile, Bölge Adliye Mahkemesince verilen görevsizlik kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen görevsizlik kararının bozulmasına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince önceki karar gerekçesi yanında, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik bir temyiz başvurusu bulunmadığı ve dosyanın merci tayini için gönderildiği hâlde Özel Dairece temyiz incelemesi yapıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
17. Az yukarıda açıklandığı üzere bölge adliye mahkemelerinin temel görevi, ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyip karara bağlamak olup, kanun ile açıkça düzenlenmedikçe bölge adliye mahkemelerine doğrudan dava açılması mümkün değildir. HMK'nın Yapılamayacak işlemler başlıklı 357/1. maddesine göre de bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamayacağı, davaya müdahale talebinde bulunulamayacağı, davanın ıslahı ve 166. maddenin 1. fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesinin istenemeyeceği, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği ve yeni delillere dayanılamayacağı dikkate alındığında, bölge adliye mahkemesinde ilk derece mahkemesince yapılmayan ilk derece yargılama aşamalarının yapılmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
18. Somut olayda her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2020/372 Esas, 2020/378 Karar sayılı ilk kararında, İlk Derece Mahkemesinin kararı düzeltilerek yeniden karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında, uyuşmazlığın esası yönünden ilk derece mahkemesince yapılması gereken dava dilekçesinin tebliği ile başlayan dilekçeler teatisi, ön inceleme ve tahkikat aşamalarının yapılmadığı, davalı tarafın olası ilk itirazlarının, def'ilerin incelenmediği ve dosya üzerinden karar verildiği anlaşılmaktadır.
19. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılabilmesi öncelikle ilk derece mahkemesince usulüne uygun şekilde yargılama yapılarak karar verilmiş olması gerekir. Bölge adliye mahkemelerinin temel görevinin adlî yargı ilk derece mahkemelerince yapılan yargılama sonucu verilen ve kesin olmayan hüküm ve kararlara karşı yapılacak başvuruları inceleyerek karara bağlamaktır. İlk derece mahkemesince yapılmayan işlemlerin bölge adliye mahkemesince yapılması HMK'nın üç aşamalı yargılama sistematiğine uygun olmadığı gibi ilk derece yargılamasının yapılmamış olması sonucunu doğurur.
20. Bununla birlikte İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesince ayrı ayrı verilen görevsizlik kararlarının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dava dosyası yargı yeri belirlenmesi için Özel Daireye gönderilmiş ve Özel Dairece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince verilen görevsizlik kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmediği, yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi talep edildiği hâlde Özel Dairece temyiz talebi varmış gibi değerlendirme yapılarak bozma kararı verilmesi yerinde değildir.
21. Az yukarıda açıklandığı üzere, ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı bulunması ve bu kapsamda yargı yerinin belirlenmesi HMK'da düzenlenmemiş, yasa koyucu ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığının çıkmasını mümkün görmemiştir. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesince verilen 17.05.2022 tarihli ve 2022/723 Esas, 2022/810 Karar sayılı kararı ile, HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararından sonra İlk Derece Mahkemesince yargılamaya kaldığı yerden devam edilerek karar verilmesi gerekirken görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde değildir.
22. Hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli ve 2022/424 Esas, 2022/702 Karar sayılı görevsizlik kararının, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli ve 2023/503 Esas, 2023/459 Karar sayılı görevsizlik kararının, Özel Dairenin 12.06.2023 tarihli ve 2023/1638 Esas, 2023/2323 Karar sayılı bozma kararının ve Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının kaldırılmasına, dosyanın incelenmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
23. O hâlde yargılamanın kaldığı yerden devam edilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.