III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2021 tarih ve 2020/163 Esas, 2021/336 Karar sayılı kararıyla; davacıların muris ...'ın oğulları, davalının ise eşi olduğu, murisin tesis kadastrosu çalışmaları yapılmadan önce 26.01.2004 tarihinde vefat ettiği, tesis kadastrosu çalışmalarının ise 15.09.2009 tarihinde kesinleştiği, murisin, kendi sağlığında 5 oğlu ve kendisini kapsayacak nitelikte taşınmaz taksimi yaptığı, her bir oğluna taşınmaz verdiği, kendisi ve davacıların öz annesi olan ...'ın kullanımı için de taşınmaz bıraktığı, hatta murisin vefatı sonrasında bu taşınmazların ... tarafından kullanıldığı, bu hususun davacı tanığı olarak dinlenen kadastro tespitinde bilirkişi olan ..., davacı tanığı ... ile tanık olarak dinlenen davacıların diğer kardeşleri tarafından da belirtildiği, tarafların ortak tanığı ...'ın babasının kendisi için ayırdığı taşınmazları anneleri sağ kalana kadar annesine kim bakarsa annesi ile birlikte kullanacağını tüm çocuklarına söylediğini, annesi adına tescil edilen taşınmazların annesinin güvencesi olduğunu belirttiği, murisin eşinden önce vefat edeceğini bilmesi mümkün olmadığından yaptığı paylaşımda taşınmazları kendi ve eşi davalı için ayırdığının kabul edilmesi gerekeceği, murisin vefatından 5 yıl sonra yapılan tesis kadastrosunda da davalı adına tescil yapılmasının murisin iradesine ve paylaşımına uygun olduğu, kaldı ki davacıların anne ve babadan gelecek miras paylarının aynı olduğu, murisin vefatından sonra kadastro tespitine kadar dava konusu taşınmazların murisin eşi tarafından kullanımına devam edildiği, hiç bir oğlunun itirazının olmadığı, tesis kadastrosunun kesinleşmesinin son gününde davanın açıldığı, davacıların babalarının yapmış olduğu paylaşım gereği taşınmaz almalarına rağmen annelerine karşı miras payları talepli dava açmalarının Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereği hakkın açıkça kötüye kullanımı olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içerisinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 09.03.2022 tarih ve 2022/133 Esas, 2022/233 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 143 ada 34 parsel, 143 ada 35 parsel, 216 ada 20 parsel, 217 ada 6 parsel, 243 ada 47, 48, 66 ve 77 parsellerde davalı dışında pay sahipleri bulunması nedeniyle davacıların dava dışı maliklere yönelik bir davasının bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve bu beyana göre davada taraf koşulunun değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olmadığı açıklanarak davacı tarafa öncelikle çekişmeli 143 ada 34 parsel, 143 ada 35 parsel, 216 ada 20 parsel, 217 ada 6 parsel, 243 ada 47, 48, 66 ve 77 parsellerde davalı dışında pay sahibi olan kişilerin paylarına yönelik talepleri olup olmadığının sorulması, varsa davacı tarafa davalarını bu kişilere yöneltmesi için süre ve imkan tanınarak taraf koşulunun sağlanması, bundan sonra mahallinde keşif yapılarak taşınmazların kök muris tarafından davalıya kadastrodan önce verilip verilmediği (bağışlanıp bağışlanmadığı), bağış yapıldı ise ne zaman yapıldığı, taşınmazın zilyetliğinin devredilip devredilmediği, taşınmazın bağıştan sonra kimin zilyetliğinde olduğu, kullanan başka kişiyse taşınmazları davalı adına mı yoksa başkası adına mı kullandığı mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorularak maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılmış, dosya Mahkemesine gönderilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davacıların muris ...'ın oğulları, davalının ise eşi olduğu, murisin tesis kadastrosu çalışmaları yapılmadan önce vefat ettiği, murisin sağlığında 5 oğlu ve kendisini kapsayacak nitelikte taşınmaz taksimi yaptığı, her bir oğluna taşınmaz verdiği, murisin sağlığında kendisi ve davacıların öz annesi olan eşi davalı ...'ın kullanımı için de taşınmaz bıraktığı, muris ...'ın vefatından sonra kadastrodan önceki dönemde bu taşınmazların davalı eşi ... tarafından kullanıldığı, muris tarafından yapılan paylaşımda taşınmazların zilyetliğinin teslim edildiği, eşi ile kendi hayatını güvence altına almak amacı ile ayırdığı taşınmazların kendinin ve eşinin kullanımında olduğu, eşinin vefatından sonra bu taşınmazların oğulları arasında paylaşılacağını tüm çocuklarının bildiği, murisin eşinden önce vefat edeceğini bilmesi mümkün olmadığından yaptığı paylaşımda taşınmazları kendi ve eşi davalı için ayırdığının kabul edilmesi gerekeceği, murisin vefatından 5 yıl sonra yapılan tesis kadastrosunda da davalı adına tescil yapılmasının murisin iradesine ve paylaşımına uygun olduğu, kaldı ki davacıların anne ve babadan gelecek miras paylarının aynı olduğu, murisin vefatından sonra kadastro tespitine kadar olan süreçte dava konusu taşınmazların murisin eşi tarafından kullanımına devam edildiği, hiç bir oğlunun itirazının bulunmadığı ve davacıların babalarının yapmış olduğu paylaşım gereği taşınmaz almalarına rağmen annelerine karşı miras payları talepli dava açmalarının hakkın açıkça kötüye kullanımı olacağı kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.