III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karşı davada gecikme cezası yönünden taraflar arasında noterden düzenlenen 27.05.2014 tarihli sözleşmeye göre, inşaatın başlama (imza) tarihinin 27.05.2014 olup, bitiş tarihinin 24 ay sonrası olan 27.05.2016 olduğu, hükme esas alınan 3. bilirkişi heyetinin 21.04.2022 tarihli raporunda da açıklandığı üzere, davacı yüklenicinin iskân ruhsatı için başvurusu sonucunda Selçuklu Belediyesi'nin 16.05.2016 tarihli cevabi yazısına göre 16.05.2016 tarihi itibariyle, davacı yüklenicinin yaptığı binalarda hidroterapi havuzu hariç, binanın tamamlanmış durumda olduğu, taraflar arasındaki 12.09.2012 tarihli sözleşmenin 6.8. maddesine göre, hidroterapi havuzu yapılması davacı yüklenicinin değil, davalı arsa sahibinin yükümlülüğünde olduğundan, davacı yüklenicinin 16.05.2016 tarihi itibariyle binayı tamamlamış olduğu, üzerine düşen bütün yükümlülükleri bu tarih itibariyle yerine getirdiği, yine aynı rapora göre ayrıca, yapı kullanma izin belgesinin alınabilmesi için Tedaş Enerji müsaadesi ile itfaiye raporunun gerekmediği, tam tersine bu belgelerin alınması için yapı kullanım belgesinin alınmasının şart olduğu, dolayısıyla davalı-karşı davacının hidroterapi havuzunu inşaat süresi içeresinde tamamlayamamasının resmi olarak yapı kullanma izin belgesinin alınmasını geciktirdiği, bunun sorumluluğunun davacı-karşı davalı yükleniciye değil, hidroterapi havuzunu yapmakla yükümlü davalı-karşı davacıya ait olduğu, gecikmede davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacının yükümlülüklerini 16.05.2016 tarihi itibariyle tamamlayıp yerine getirmekle inşaatın her iki sözleşmeye göre de süresinde tamamlanmış olduğu geç teslimden dolayı cezai şart isteyemeyeceği,
Karşı davada eksik imalat yönünden ise; ilk ve son raporlarda ve tespit dosyası raporunda , davacının sunduğu uzman görüşünde eksik iş bulunmadığı, davalının sunduğu içerisinde ihtilafa ilişkin bütün branşlardan uzmanın da yer almadığı uzman görüşünün, eksik ifa yönünden yaptığı özellikle binaların eşit olmadığına dayalı değerlendirmelerin kabul edilemeyeceği, her iki binanın tıp merkezi olması halinde dahi farklı sağlık branşlarında hizmet verecek olmaları nedeniyle eşit (ikiz) projelendirmelerinin mümkün olmadığı, davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyetinin eksik imalat bedeli içerisinde değil, davacının %15 inşaat maliyet bedeli içerisinde incelenmesi gerektiği, 2. bilirkişi heyeti raporunda ise eksik ifaya ilişkin tespit bulunmadığı, davacının eksik ifayı ispat edemediği gerekçesiyle karşı davanın reddine,
Asıl davada ise %15 İnşaat maliyeti yönünden; taraflar arasında sonradan noterde düzenlenen 27.05.2014 tarihli sözleşme ile 12.09.2012 tarihli sözleşmenin açıkça yürürlükten kaldırılmamış olması karşısında daha kapsamlı olan 12.09.2012 tarihli sözleşmenin de taraflar yönünden bağlayıcı olduğu, 12.09.2012 tarihli sözleşmeye göre inşaata başlama tarihinin en geç 01.07.2014 olduğundan inşaat başlangıç tarihinin bu tarih olup ilk ve 2.bilirkişi raporunun dava tarihi itibariyle yaptığı hesaplamaların bu nedenle dikkate alınmadığı, davalı tarafın sunduğu uzman görüşü diğer ihtiyaç duyulan branşlardan uzmanların yer almadığından hükme esas alınmadığı, hükme esas alınmayan 1. bilirkişi heyetinin raporuna atıf yapması nedeniyle davacının sunduğu 2 ayrı uzman görüşünün de inşaat maliyet bedeli yönünden hükme esas alınmadığı, 21.04.2022 tarihli 3. bilirkişi heyeti raporunun, dosya kapsamına uygun olduğu, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden, davalının sorumlu olduğu %15 inşaat maliyet bedeli hakem heyeti tarafından tespiti kararlaştırılmış ise de; hakemlerin her üçünün de ayrı ayrı belirlediği maliyetlerin taraflar açısından bağlayıcı olmayacağı, davacının bu alacağının hükme bağlanması için dava açılmasında hukuki yararının bulunduğu, taraflar arasındaki her iki sözleşmede inşaat maliyet bedelinin davacı yüklenicinin ticari defterlerine göre tespit edileceğinin kararlaştırılmadığı, aksine belirlenecek hakemler tarafından sözleşme ve proje ile teknik şartnameye göre belirlenmesinin gerektiği, sözleşmede hakemlerin inşaat işlerinden anlayan kişilerden oluşturulacağının yazıldığı göz önünde bulundurularak ve açıkça bayındırlık birim fiyatlarına da atıf yapılmadığından, tarafların sözleşmedeki amacının, inşaatın serbest piyasa fiyatlarına göre ve gerçek maliyetinin (KDV hariç) hesap edilmesi yönünde olduğu sonucuna varıldığından davalı tarafın bu yöndeki savunmalarına itibar edilmediği, taraflar arasındaki 12.09.2012 tarihli sözleşmeye göre, tarafların %15'lik maliyet bedeli yönünden iradesinin, (inşaata başlamadan önce, en geç) inşaata başlama (01/07/2014) tarihi itibariyle belirlenecek bedel olduğu , 3. bilirkişi heyeti raporuna göre, KDV hariç, %15 inşaat maliyet bedelinin (davalının davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyetinden sorumlu olması halinde) 1.819.266,61 TL, (davalının davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyetinden sorumlu olmaması halinde ise) 1.809.186,47 TL. olduğu, davacı taraf her ne kadar, davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyet bedelinden de davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de; davacının binasındaki -2. kat otopark ihtiyacının, davacının binasının tıp merkezi değil, hastane olmasından kaynaklandığı , 12.09.2012 tarihli sözleşmenin 3. maddesine göre, arsa sahibi olan davalının yazılı onay vermediği projeler uygulamaya geçmeyeceği ve sözleşmeye aykırı olarak değerlendirileceği, tarafların kendilerine ait binalardaki küçük tadilatların ise onaya tabi olmadığı, davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark inşaatı küçük tadilat olarak kabul edilmediği, davacı taraf bu projeye davalının yazılı onay verdiğini de ispat edememiş olduğundan, davacıya ait binadaki -2. kat bodrum otopark maliyetinden davalının sorumlu olmadığı, buna göre inşaata başlama tarihi itibariyle, davalının sorumlu olduğu, KDV hariç %15 inşaat maliyet bedelinin 1.809.186,47 TL olduğu, davalının bu bedele mahsuben davacıya 1.055.000,00 TL ödediğinin taraflar arasında ihtilafsız olduğu, %15 inşaat maliyet bedelinin inşaata başlama tarihi itibariyle tespitinin gerekmesine rağmen, davalının yapacağı ödemelerin ise inşaatın hukuken ve fiilen teslim edileceği tarihe kadar yapılmasının gerekmesi karşısında, davalının yaptığı kısmi ödemelerin güncellenmeden davacının alacağından mahsup edilmesinin gerektiği, davalının bu ödemeleri her ne kadar inşaatın seyrine göre ve hakem heyetinin tespitine göre peyderpey yapması gerekli ise de, hakemlerin bu konuda uzlaşmaları olmadığından davalının inşaat bitim tarihine kadar ödemeleri (bu tarihi geçmeden herhangi bir tarihte) yapabileceği,
Konum farkı bedeli yönünden ise; noterden düzenlenen 27.05.2014 tarihli sözleşmede, 12.09.2012 tarihli sözleşmeden ve konum farkı bedelinden bahsedilmediği, hakem heyetinin bu konuda müşterek bir tespit yapamadığı, 12.09.2012 tarihli sözleşme 9. maddesi gereğince tarafların sözleşmedeki iradesinin, inşaat maliyetinin (en geç) inşaat başlangıç tarihi itibariyle tespitinin kararlaştırılması karşısında, konum farkı bedelinin de yine inşaat başlangıç tarihi itibariyle tespiti yönünde olduğu, 1. ve 2. bilirkişi heyeti rapor ve ek raporlarında konum farkının da inşaata başlama tarihi yerine dava tarihini esas alındığından, konum farkı yönünden de bu raporlara itibar edilmediği, davalının sunduğu uzman görüşünde konum farkı olmayacağı açıklanmasına rağmen, soyut gerekçeler ileri sürüldüğü, binalar için ayrıntılı karşılaştırma yapılmadığı, davacının sunduğu uzman görüşünde hukuki incelemeler yapıldığı, konum farkı yönünden teknik değerlendirmeler içermediği, 2. uzman görüşünün ise arsa değerlerine göre konum farkı tespiti yaptığından, sözleşmeye uygun olmadığı, tespit dosyasına ilişkin 08.11.2016 tarihli raporda konum farkı değerlendirmesinin yapılmadığı, hükme esas alınan 3. bilirkişi heyetinin raporuna göre ise, inşaat başlangıç tarihi itibariyle, her iki bina arasındaki konum farkı bedelinin 1.025.000,00 TL olduğu, davalının binasının konumu nedeniyle 1.025.000,00 TL daha değerli olduğu belirlendiği, bu bedelin de sözleşmeye göre davalıdan tahsilinin gerektiği,
Sözleşme dışı imalat bedelleri yönünden; yapılan 3 ayrı keşif ve alınan 3 ayrı bilirkişi heyeti raporu ve tespit raporu ile ayrıca sunduğu uzman görüşleri ile sözleşme dışı fazladan imalat ve inşaat yaptığını ispat edemediği,
Menfi tespit ve teminat bonosunun iadesi yönünden; karşı davaya ilişkin bölümde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davacı yüklenici tarafından sözleşme konusu inşaatların sözleşmelere göre süresinde ve eksiksiz tamamlaması, davalıdan yukarıda yazılı alacaklarının bulunması, karşı davanın da ispat edilememesi karşısında, 12.09.2012 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya verilen teminat senedinden dolayı, davacının davalıya borçlu olmadığı, davalının elinde bulunan teminat senedinin de davacıya iadesinin gerektiği,
Taraflar arasındaki ilişkinin ticari ilişki olması nedeniyle avans faizi istenebileceği, davacı tarafın, davalı tarafı davadan önce temerrüte düşürdüğünü ispat edemediğinden ve sunulan ihtarnamelerin de içeriği itibariyle temürrüt için yeterli görülmediğinden, alacak talepleri yönünden davalının dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğü, kabul edilen alacağın ıslahla artırılan kısmı yönünden ise ıslah tarihi itibariyle temerrütün gerçekleştiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile %15 maliyet bedeli olarak 1.809.186,47 TL ve konum farkı bedeli olarak 1.025.000,00 TL olmak üzere toplam 2.834.186,47 TL'den, davalının yaptığı 1.055.000,00 TL'lik ödemenin mahsubu sonucu kalan 1.779.186,47 TL'nin, 49.900,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren, kalan 1.729.286,47 TL'lik kısmının ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, teminat bonosunun iadesine, 100 TL'lik sözleşme dışı imalat bedeli talebi ile fazlaya ilişkin %15 inşaat bedeli ve konum farkı bedeli taleplerinin reddine karar verilmiştir.