V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Davalı Hazine temsilcisi; davanın hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, görev, yetki ve husumet itirazlarının bulunduğunu, çekişmeli taşınmazın kadastro sırasında tespit harici bırakılmasının o yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğuna delalet olduğunu, bu nitelikteki taşınmazların ise zilyetlikle kazanılamayacağını, somut olayda zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tapuya tescili isteğine ilişkindir.
1. Davacı, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapulama sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın adına tescili isteğiyle dava açmıştır. Mahallinde yapılan keşif ve birleşik kroki incelendiğinde iddiaya konu taşınmazın ırmak yatağı nedeniyle tescil harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
2. Bilindiği üzere, bir yerin zilyetlikle edinilebilmesi için taşınmaz malın çekişmesiz ve aralıksız, ekonomik amaca uygun şekilde en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla kullanılması gerekmektedir. Bu cümleden olmak üzere, zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak dava açan iddia sahibinin, lehine iktisap koşullarının oluştuğunu somut ve bilimsel verilere uygun delillerle ispat etmesi gerekecektir. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Kanun'un 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.
3. Somut olayda, çekişmeli taşınmaz ırmak yatağı niteliğiyle tespit harici bırakıldığına göre ancak imar-ihya ve ekonomik amaca uygun zilyetlik yoluyla iktisabı mümkündür. Mahkemece, olayda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne hükmedilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Mahallinde keşif günü taşınmaz başında alınan görüntüler incelendiğinde taşınmazın yer yer sazlık vaziyette olduğu, taban suyu seviyesinin yüksek olduğu, zeminin alüvyal tabaka ile kaplı olduğu, ırmak yatağı ile çekişmeli taşınmaz arasında yer yer kot farkının çok düştüğü anlaşılmaktadır. Diğer yandan jeoloji mühendisleri tarafından hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç bölümünde taşınmazın ırmak yatağından kazanılmadığı, aktif ırmak yatağına dahil olmadığı bildirilmiş ise de rapor içeriğinde taşınmazın bulunduğu alanın taşkına maruz kalabileceğinin belirtildiği, bu haliyle raporun kendi içerisinde çelişkili olduğu, taşınmazın niteliği hususunda tereddüt oluştuğu anlaşılmaktadır. Tüm bunlardan bağımsız olmak üzere taşınmazın bitişiğinde akarsu yer aldığı halde, taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre konumu belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
4. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu sahayı kapsayan topografik haritalar ile hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ve temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede İdarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi olup olmadığı, var ise İdarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin davacıya tebliğ edilip edilmediği araştırılmalı ve kıyı-kenar çizgisini gösterir haritanın bir sureti dosyasına eklenmeli, İdarece kıyı-kenar çizgisi belirleme çalışması yapılmadığının tespiti halinde ise 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi kıyı-kenar çizgisi Mahkemece usulüne uygun şekilde tespit edilmeli, bu tespit yapılırken 13.03.1972 tarih ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanan kıyı şeridinin nasıl tespit edileceğine dair kural ve yöntemler ile 17.04.1990 tarih, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlar ve 9. maddesi hükmü göz önünde tutulmalı, bu şekilde dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişisi, 3621 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan üç jeoloji mühendisi ile ziraat ve harita mühendislerinden oluşturulacak beş kişilik uzman bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır.
5. Yapılacak keşif sırasında öncelikle, varsa İdarece belirlenen kıyı-kenar çizgisine göre çekişmeli taşınmazın konumu tespit edilmeli ve harita üzerinde bu konum gösterilmeli, İdarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması halinde ise yukarıda belirtilen esaslara uygun olarak kıyı-kenar çizgisi saptanarak çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, ırmak ile çekişmeli taşınmaz arasında inşa edildiği anlaşılan setlerin hangi tarihte yapıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; ziraat bilirkişisinden çekişmeli taşınmazın eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, öncesinin imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte başlanıp tamamlandığı, ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihten beri hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü ve çekişmeli taşınmazın kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, bilimsel verilere dayalı, önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeleyen ve sınırındaki taşınmazlarla mukayese edilecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmaz ve çevresinin yakın plan fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz sınırları kabaca işaretlettirilmeli; harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden dosya kapsamında yer alan stereoskopik hava fotoğrafları ile topografik haritalar, memleket haritaları ve uydu görüntülerinin incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz ile komşusu ırmağın konumunu, taşınmaz üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, sunulan raporda çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve uydu fotoğrafları üzerindeki konumu gösterilmeli; fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları teknik raporlar ile denetlenmeli, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.