Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2024/122 · K. 2024/6847
1. Hukuk Dairesi 2024/122 E. , 2024/6847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2717 E., 2023/1586 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/753 E., 2022/533 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda duruşma isteği değerden reddedilerek temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar dava dilekçelerinde; muris dedeleri ...’nun oğlu ...i vekil tayin ettiği, ...in de anılan vekaletname ile murisin maliki olduğu 716 ada 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazları murisin oğlu olan davalı ...’ye temlik ettiğini, Karadenizli olan murisin kızlara mal vermemek için muvazaalı olarak devri yaptırdığını, murisin zengin olduğunu ve taşınmaz satışına ihtiyacı olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişler; aşamada, 29.09.2017 tarihli dilekçe ile davacılar vekili taleplerini davacıların miras paylarına hasretmiş ve mirasçı ...’ın da müdahil olarak yanlarında davaya dahil edilmesini istemiş, mirasçı ...’a ilişkin talep Mahkemece reddedilmiştir.
II. CEVAP
Davalı; murisin, kızı ile diğer çocuklarından daha fazla ilgilendiğini, damadına maddi olarak yardım ettiğini, dükkan alıp sermaye verdiğini, kızından mal kaçırmasını gerektirecek bir durum olmadığını, babalarının ölümünden sonra kendisinin ve diğer kardeşlerinin kız kardeşlerine maddi-manevi desteğini esirgemediklerini, murisin geriye kalan mal varlığının 1985 yılında 23 milyon lira olduğunu, Bağdat Caddesinde miras kalan dükkan ve dairenin ½ paylarını davacıların murisi ve diğer mirasçıların yüksek bedelle sattıklarını, Kadıköy’de iş hanının yarı payının mirasçılara kaldığını ve halen adlarına kayıtlı olduğunu, murisin mal kaçırma kastının olmadığını, murisin 1985 yılında öldüğünü, davacıların annelerinin de gerçekleri bildiği için dava açmadığını, anneleri ölünce hemen eldeki davanın açıldığını, TMK’nın 2. maddesine aykırı davranıldığını, taşınmazı 4.750.000 TL'ye aldığını, babasının her işine koştuğunu, uzun süren hastalığında maddi ve manevi yardımda bulunduğunu, murisin kendisine minnet duyduğunu, kanser hastası olan murisin ameliyatlarını ve tedavisini özel hastanede yaptırdığını, 2 ay özel hastanede yattığını, 1975 yılında taşınmazların toplam değerinin 348.000,00 TL olduğu düşünüldüğünde kendi aldığı bedelin rayiçten düşük olmadığını, bedeller arasındaki farkın muvazaanın delili olmadığını, taşınmazı alım gücünün olduğunu, babası ile birlikte yıllardır müteahhitlik yaptığını, annesi doktor olan eşinin de maddi durumunun iyi olduğunu, babasına diğer kardeşlerinden daha fazla emek verdiğini, murisin, tedavisi için kayınvalidesinden borç alındığını, borcun ödemesinin de kardeşleri ... vasıtasıyla yapıldığını, murise hastalığı süresinde 9 milyon masraf yapıldığını, bunun üzerine murisin, diğer oğlu ...e talimat vererek taşınmazı kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.