III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin18.07.2018 tarihlı 2017/241 Esas 2018/222 Karar
Sayılı kararı ile; evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların bir araya gelme ihtimallerinin olmadığı, uzun zamandır ayrı yaşadıkları, davalı tarafın İstanbul'da, davacı tarafın da Kastamonu ili ...'de ilçesinde yaşadığı, aralarındaki mesafenin epeyce uzak olduğu, tarafların aileleri arasında da nifak olduğu, aile ilişkilerine tarafların ailelerinin müdahalesi söz konusu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin davacı anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, 04.07.2018 tarihli ara kararla, ıslah yolu ile dava konusu olmayan talebin davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı, ıslah isteminin talebin arttırılması durumunda geçerli olacağı gerekçesiyle davacının ıslah dilekçesinin reddine karar verilmiştir
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili; gerekçe, kişisel ilişki, nafakalar, tazminatlar, ziynet eşyası alacağı yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri yönünde karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.08.2020 tarihli karar ile; " Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi "Taraflar cevaba cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise, ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön önceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir veya değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır" hükmünü içermektedir. Islah ile davacı tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi olmaksızın iddiasını genişletebilir ya da değiştirebilir. Bu durumda ıslahın, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olduğu kanunun düzenlemesinden açıkça anlaşılmaktadır. O halde ,davacı tarafından verilen ıslah dilekçesi süresinde olduğundan ve ıslah ile davacı dava sebebini dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebileceğinden ilk derece mahkemesince davacı tarafça verilen 03.07.2018 havale tarihli ıslah dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken ıslah dilekçesinin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında bu haliyle delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğu derecesinde yargılama işlemlerinin eksik bırakıldığı anlaşıldığından kararın istinaf denetimini yapma olanağı bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince yapılacak iş;vardığı yargıyı içerir ve denetlenebilir gerekçe ve hüküm oluşturmak olmalıdır...." şeklindeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesince verilen boşanma, velayet, harç, yargılama gideri, vekâlet ücretine ilişkin hüküm istinaf edilmeksizin kesinleştiğinden kesinleşen konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına davacının istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi Kararının gerekçe, kusur belirlemesi, kişisel ilişki, nafakalar, tazminatlar ve ziynet eşyası alacağı yönünden kaldırılmasına, ve dosyanın kusur belirlemesi, kişisel ilişki, nafakalar, tazminatlar ve ziynet eşyası alacağı hakkında bir karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine ve kaldırma sebebine göre sair istinaf itirazlarının incelenmemesine karar verilmiştir.
C. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 07.09.2022 tarihli 2020/138 Esas 2022/182 Karar sayılı kararı ile; evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri taraflardan beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin davacı kadını ailesi ile görüştürmemesi, davalının davacının babası ile görüştüğünde babasına davalıyı aramamasını söylemesi, davalının davacıyı ve ailesini tarafların müşterek konutundan kovması, davalının davacıyı dövmesi, nedenleriyle ağır kusurlu olduğu, davacını ise davalıya hitaben "baban iyi ki ölmüş" demesi, ev ve çocuk ile ilgilenmemesi, temizliğe dikkat etmemesi nedenleriyle kusurlu olduğu, tarafların boşanma ve velâyete ilişkin kararın istinaf edilmemesi nedeniyle boşanma ilamının 24.09.2018 tarihinde kesinleştiği, alınan nüfus kayıt örneğinde velâyete ilişkin kararın28.09.2018 tarihinde kesinleşerek davacıya verildiği, boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen ve kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği ve velâyet kendisine verilmeyen eşin çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlü olduğu, ziynet eşyası alacağı talebinin ise; ziynet eşyalarının davalı tarafından davacı asilden alınarak kredi borcunun kapatıldığı, davalı tarafından alınan ziynet eşyalarının davacının rızası ile alındığının ispatlanamadığı gerekçesi ile ; boşanma ve velâyet düzenlemesine yönelik karar kesinleştiğinden bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, ortak çocuk yararına karar tarihinden itibaren aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, hükmedilen nafaka bedelinin her yıl TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artış uygulanmasına, kadın yararına 15.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminata , kadının talep ettiği yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadının ziynet eşyası alacağı talebinin kabulü ile 6 adet 20 gr 22 ayar bilezik (16.500 TL), 1 adet 11 gr kolye (946 TL), 16 adet çeyrek altın (252x16=4.032 TL)'nın davalı erkekten alınarak davacı kadına aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde altınların dava tarihindeki toplam bedeli olan 21.478 TL'nin ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 07.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.