1.Davalı ... vekili; dava konusu edilen ... 2185 parselde bulunan A 4 Blok 8. Kat 17 nolu bağımsız bölüm taşınmazın müvekkilinin murisi olan babası Mehmet ... ve ortaklarına ait iken murisin 1999 yılında vefatı üzerine hissesinin mirasçılarına intikal ettiğini, taşınmazın bir kısmının orman içinde kalmış olduğu anlaşıldığından söz konusu taşınmazın orman alanında kalan kısmının ormandan çıkarılması için bir kısım mirasçının taşınmazdaki hisselerini ...'ya devrettiğini, ...'nın uğraşları sonucunda taşınmazın bir kısmının ormanla bir ilgisinin bulunmadığının anlaşıldığını ve ... tarafından inşaat yapımına başlandığını ve inşaattan müvekkiline düşen dairenin devrinin 08/04/2011 tarihinde yapıldığını, bu devrin bedelsiz yapılmasının nedeninin hisse devrinin bir karşılığı olmasından kaynaklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili; ... ile ortak oldukları miras malı taşınmazın ... tarafından ...'ya devredildiğini, bu devirden sonra taşınmaz üzerinde inşaat yapılmak üzere ... İnşaat ile kat karşılığı satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, devredilen taşınmazın da davalı ...'nin davalıya devretmiş olduğu paya karşılık aldığı daire olduğunu, inşaat bitiminde payına düşen daireyi aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalının kardeşleri ve halaları aleyhine açılan tüm tasarrufun iptali davaları birlikte incelendiğinde durumun aynı olduğunun tespit edileceğini, tüm bu davalıların 2185 parselde paydaş olup, paylarını davalı ...'ya devrettiklerini ve daha sonra haklarına düşen daireleri de bağış olarak tapuda geri aldıklarını, tarafların hala- yeğen olup taraflara murislerinden miras kaldığını, dava konusu taşınmazların satış olarak değil, miras payına karşılık olarak devredildiğini, taraflar arasında mirastan kaynaklanan bir ortaklık olup, 2011 yılında usuli işlemlerin daha rahat yapılabilmesi için davalı ...'ya devredildiğini, usuli işlemler tamamlandıktan sonra kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince ...'nın emaneten üzerine kalan daireleri hak sahiplerine iade ettiğini, taraflar arasındaki devir tarihinin de 26.12.2017 tarihi olup, bu tarih itibariyle ...'nın maddi durumunun son derece iyi olduğunu, adına yapılan bir takip olmadığı gibi borca batıklık durumunun da olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusunun üzerinde bulunduğu arsanın, muris babası Mehmet ... ve ortaklarına ait iken, murisin 06.01.1999 tarihinde ölümü üzerine, hissesinin 11.02.2011 tarihinde içinde davalı ...'nin de bulunduğu mirasçılarına intikal olduğunu, 2185 parselin, imar düzenlemesi yapılırken bir kısmının orman içinde kalmakta olduğu anlaşıldığından, muris mirasçılarından ...'nın mirasçılar ile görüşmeler yaparak, orman alanında kalan kısmın orman niteliği bulunmadığını, buranın ormandan çıkarılmasını ve büyük kısmı imar alanında kalan taşınmazın tamamının imara kazandırılmasını sağlamak için kendisinin gerekli çabayı göstereceğini, uğraş vereceğini anlatıp, elinin güçlü olması için tüm hisseleri kendinde toplamak istediğini, buna karşılık, eğer çabaları sonuç verir ve yer imara açılırsa, ileride muhtemel kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığında, hissesini devir eden mirasçılara 2’şer daireyi, yapacakları hisse devrine karşılık vereceğini beyan ettiğini, bu nedenle hisselerin ona devredildiğini, ...'nın idari yollardan parsellerin ormanla ilişiğinin kesilmesini sağladığını, 13 adet bağımsız bölümün kat irtifakının 02.06.2014 tarihinde ... adına kurulduğunu, adı geçen parsellere ilişkin imar düzenlemesi kesinleştikten sonra ...'nın bu taşınmazlardan A4 Blok 23, 24 ve A5 Blok 17,18 numaralı daireler dışındakileri davalı-borçlu ...’ya satmak suretiyle (teminatı iade etmek suretiyle ) devrettiğini, davalıların hala yeğen olmalarına rağmen, günümüzde insanların sosyallikten uzaklaşmış olmaları, akrabaların nerede ise düğün, cenazelerde dahi nadiren görüşmeleri, ...’nın çok sayıda iş kolunda faaliyette olması, oldukça varlıklı biri olarak, akrabalarına çok mesafeli oluşu, uzaktan onun zor duruma düşmesine hiç kimsenin ihtimal dahi veremeyeceği, akrabaları ile kopukluğuna bakıldığında zor duruma düşse bile malını devretmek için onları asla tercih etmeyeceği gerçeği, yüzlerce taşınmazından sırf dava konusunu kaçırmasının hiçbir anlamının olmayacağı düşünülmeden, basmakalıp şekilde davalıların hala yeğen olması ile devrin bedelsiz olmasının yeterli görülmesinin hiç adil olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C- Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.