A.Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Suçu işlemediğine, atılı suçun şüpheden ibaret olduğuna, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğine ve lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası kapsamına göre, 22.01.2017 tarihinde sanığın temyiz dışı olan arkadaşıyla bulunduğu aracın şüphe üzerine durdurulup yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirildiği kan ve idrarında da uyuşturucu kullandığının tespit edildiği bu eylemi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca doğrudan dava açıldığı, 23.08.2018 tarihinde ise hükümlü olarak bulunduğu Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumunda şüphe üzerine üzeri aranan sanıktan uyuşturucu madde ele geçirildiği bu şekilde sanığın atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olaylarda;
Sanık hakkında 22.01.2017 tarihli eylemi nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2019 tarihli iddianamesiyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 23.08.2018 tarihli eylemi nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2019 tarihli iddianamesiyle infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan ayrı iddianamelerle dava açılıp kovuşturma aşamasında dava dosyalarının birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonucu mahkumiyet kararı verildiği belirlenerek yapılan incelemede;
1. Olayların intikal şekli, sanık savunmaları, kolluk tutanakları, ekspertiz raporlarına ve tüm dava dosyası kapsamına göre, sanığın 22.01.2017 tarihinde üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçunu oluştururken, aradan bir yıldan fazla bir süre sonra 23.08.2018 tarihinde açık ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, üzerinde şüphe üzerine yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirilmesi eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 297/1. maddesinde düzenlenen infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunu oluşturduğu, bu itibarla sanık hakkında farklı tarihlerde işlenmiş iki ayrı eylemi nedeniyle belirtilen suçlardan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin her iki eyleminin de kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçunu oluşturduğunun kabulüyle zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. Ayrıca sanık hakkında, 18.06.2014 tarihli eylemi nedeniyle hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiğinden, temyiz inceleme konusu olan 22.01.2017 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılıp, İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2020 tarihli, 2019/562 Esas, 2020/162 Karar sayılı kararı ile zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de; sanık hakkında daha önceden 18.06.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2014 tarihli kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle ihlâl edildiğinden bahisle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 69. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2015 tarihli ve 2015/89 Esas, 2015/491 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakıldığı, sonrasında aynı Mahkemenin 17.02.2022 tarihli, 2021/564 Esas, 2022/92 Karar sayılı kararıyla hükmün açıklandığı, açıklanan hüküm hakkında istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 15.05.2023 tarihli, 2022/957 Esas, 2023/1147 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında davanın düşmesine karar verildiği ve düşme kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanık hakkındaki davanın düşmesine karar verilmesi ve düşme kararının kesinleşmesi nedeniyle, düşme kararına konu 18.06.2014 tarihli suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince, sanık hakkında temyiz incelemesine konu 22.01.2017 tarihli eyleminden önce usulüne uygun olarak verilmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı olup olmadığı araştırılmalı, başkaca KDAE kararı bulunmadığının anlaşılması durumunda kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere yeniden KDAE kararı verilmesini temin etmek için durma kararı verilmeli, sanık hakkında başka KDAE kararının/kararlarının bulunduğunun tespit edilmesi halinde usulüne uygun olarak ilk kesinleşen KDAE kararı esas alınarak, sanığın eyleminin KDAE kararının ihlali niteliğinde olan bir suç niteliğinde mi olduğu, tek suç, zincirleme suç ya da bağımsız suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumu belirlenmelidir. Açıklanan hususlara ilişkin eksiklikler giderilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.