İçtihatYargıtay2. Ceza Dairesi
Yargıtay 2. Ceza Dairesi · E. 2024/1331 · K. 2025/2137
- Esas No
- 2024/1331
- Karar No
- 2025/2137
- Karar Tarihi
- 11.02.2025
Karar Metni
2. Ceza Dairesi 2024/1331 E. , 2025/2137 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/253 E., 2022/874 K.
SUÇ : Konut dokunulmazlığının ihlâli
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.01.2024 tarihli ve KYB-2024/2316 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'u uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/05/2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, "Çukur Mah. Peşkirci Sokak No:17/A Kat:1 Beyoğlu/İstanbul" şeklindeki adresine 04/08/2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ işlemi yapılarak evrakın mahalle muhtarına tebliğ edildiği anlaşılmış ise de, Mahkemesince sanığın hükümlü olarak bulunduğu anlaşılan Kırklareli Açık Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazıldığı, anılan Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 28/07/2016 tarihli yazısı ile sanığın denetimli serbestlik tedbiri kapsamında tahliye olduğu ve izinde geçireceği adresin "Çukur Mah. Peşkirci Sokak No:17/A Kat:1 Beyoğlu/İstanbul" olduğunun bildirildiği, dosya arasında mevcut sanığa ait adres sorgulama evrakları ile sabit olduğu üzere sanığın tebliğ tarihinde adres kayıt sisteminde kayıtlı adresinin bulunmadığının anlaşılması karşısında 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan gerekçeli karar tebliğinin usulsüz olduğundan, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının henüz kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Hükümlünün yokluğunda verilen İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının, dosya kapsamında hükümlünün bilinen son adresi olan "Çukur Mah. Peşkirci Sokak No:17/A Kat:1 Beyoğlu/İstanbul" adresine tebliğe çıkarıldığı, ancak bu adresten hükümlünün taşındığından bahisle anılan tebligatın bila-tebliğ iade dönmesi üzerine, bu kez aynı adrese MERNİS şerhli olarak çıkarılan tebligat üzerine 04.08.2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca evrakın mahalle muhtarına tebliğ edilmesi suretiyle tebliğ işlemi yapılmış ise de; dosya arasında mevcut hükümlüye ait adres araştırma formu ile sabit olduğu üzere hükümlünün tebliğ tarihinde adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi bulunmadığından, 10.05.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlünce kesinleşmediği ve böylece denetim süresinin başlamadığı gözetilmeksizin, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiğinden bahisle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı, bu doğrultuda verilen İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2022 tarihli hükmün açıklanmasına ilişkin kararının da hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, anılan 15.12.2022 tarihli kararın kanun yararına bozmaya konu yapılamayacak olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.