V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava konusu 264.162,44 TL anapara kesintisine karşı feragatin kanunun açık düzenlemesi gereği yapıldığını, feragat nedeniyle müvekkili aleyhine avukatlık ücreti takdir edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, sadece 27,16 TL faiz adı altında yapılan kesinti miktarına ilişkin olarak davanın kabulüne karar verildiğini, 49.680,88 TL faiz kesintisi yapıldığını, müvekkili açısından bu miktarın asıl alacak niteliğinde olduğunu, 49.680,88 TL kesinti miktarına ilişkin olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davadan feragat edilmesiyle sona ermiştir.
1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin haricinde kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6100 sayılı Kanun'un 312. maddesinde; feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği, ancak davalının davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş olması halinde, yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği belirtilmiştir.
5510 sayılı Kanuna 22.12.2022 tarihli ve 7429 sayılı Kanun ile eklenen geçici 90. maddeyle götürü bedel üzerinden hizmet alım sözleşmesi imzalamış kamu üniversitesi sağlık hizmeti sunucularınca sözleşme öncesinde incelenen fatura dönemine ait oluşan kesinti tutarlarına karşı açılan davalardan kesinleşmemiş olanlarının tamamından maddenin yürürlüğe girmesinden itibaren 1 ay içinde içerisinde feragat edileceği öngörülmüştür. Madde gerekçesinde, SGK'nın sağlık hizmeti sunucularının cari dönemde finansal ihtiyaçlarını sağlayan kurum olmaktan çıkartılmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 307. maddesinde talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçme olarak tanımlandığına göre feragat, doğası gereği iradi bir işlemdir. Somut olayda ise, tarafların her ikisi de kamu kurumu olup, kanun hükmü gereği davadan feragat edilmiştir. Bahse konu 5510 sayılı Kanunun geçici 90. maddesi emredici nitelikte olduğundan, davacı davadan feragat etmek zorundadır.
5510 sayılı Kanunda, ayrıca yargılama giderleri ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Buna göre, genel hüküm niteliğinde olan 6100 sayılı Kanunun feragat halinde yargılama giderlerinin kime yükletileceğine ilişkin yukarıda belirtilen 312. maddesinin birinci fıkrasının, somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmelidir.
Bu noktada, örtülü kanun boşluğunun açıklanması gerekir: Örtülü (gizli veya istisnai) boşluk, kanunun çok geniş kapsamlı, gerekli istisnalara yer vermemiş olan kelime anlamının, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi (eşit olmayana eşit şekilde davranmama) esas alındığında bir sınırlandırmayı gerektirmesi durumunda ortaya çıkan boşluktur. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup, tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir) (Prof. Dr. Çiğdem Kırca, "Örtülü (gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)", Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 50, 2001, Sayı 1, s. 96, dip not 36'da yer alan yazarlar).
6100 sayılı Kanunun feragat halinde yargılama giderlerinin davacıya yükletileceğine ilişkin 312. maddesinin birinci fıkrasının lafzıyla hareket edilerek, Kanun hükmü gereğince yapılan feragatler hakkında da uygulanması; negatif eşitlik ilkesine yani eşit olmayana eşit davranmama kuralına aykırı olup, hükmün amacıyla uyuşmayacağından; bu konuda kanunda örtülü boşluk olduğunun kabulü gerekir.
Şu halde; davacı, kanunun emredici hükmü gereği davasından feragat etmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanunun 312. maddesinin birinci fıkrasının amaca uygun sınırlandırma yöntemi ile olaya uygulanmaması gerektiği sonucuna varılması ve bu sebeple davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde davalı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.