IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 09.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun 1. sayfasında dosyada maddi hata yapıldığı, "...davacının dava dosyası içerisindeki 2011 yılından 2013 yılı dahil maaş bordroları incelenerek davacının yıllar itibariyle asgari ücretin kaç katı kazanç elde ettiği hesaplanmıştır. Yukarıda gösterildiği üzere davacının 2011 yılında ( 2,19 ) , 2011 yılının 2. Yarısında ( 2,31 ) , 2012 yılında ( 2,17 ) , 2013 yılında ( 2 ) katı yüksek kazanç elde edildiği ancak mahkemenizin 12.07.2019 tarih ve 2013 /145 E. 2019/204 K. sayılı kararına esas alınan 8.01.2018 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının kazancının net asgari ücretin 2011 yılında ( 2,11 ), 2012 yılında ( 1,99), 2013 ve sonrasında ( 1,91538 ) katı yüksek olduğu hesaplandığı, davacı tarafından istinaf yoluna müracaat edilmediği ve bu hususun kaldırma nedeni yapılmadığı anlaşılmakla tarafımızdan hesaplanan katsayılar değil, davalı lehine olan ve önceki hükme esas alınan katsayılar kullanılacaktır." şeklinde raporda izahat yapıldığı, Yargıtay içtihatlarına göre maddi yanılgıya dayalı usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, bu durumda tarafımızca istinaf edilmeyen ilk karara esas alınan bilirkişi raporunda müvekkil davacının aldığı ücretin asgari ücrete oranı hesabında "maddi hata" olduğundan davalı lehine usuli müktesep hak oluşmayacağı, bu durumda asgari ücret artışlarının dava konusuna uygulanmaması, aynı zamanda maddi yanılgıya dayalı bir uygulama olduğu, 08.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre müvekkil davacının zararı 248.774,22 TL olarak belirlenmiş, bu tutardan kurumca rücu edilebilecek %90 kısmı olan 62.024,79 TL ve güncel sigorta ödemesi tenzili 90.450,36 TL düşülerek 96.299,07 TL maddi tazminat tutarı hesaplandığı, 21.05 2018 tarihli ıslah dilekçemizle fazlaya ait haklarımız saklı tutulmak kaydıyla, dava değerinin ıslah edildiği ve dava değeri 10.000,00TL'den 96.299,07 TL'ye yükseltildiği, itiraz üzerine dosya tekrar bilirkişiye gitmiş, 11.09.2018 tarihli bilirkişi raporuyla bu kere maddi tazminat tutarı 92.538,31 TL olarak hesaplandığı 28.11.2018 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçemizle bilirkişi raporundaki maddi hatanın düzeltilerek, maddi tazminat tutarından indirilmesi gereken tutarın rapor tarihine güncellenen 94.211,12 TL değil, 62.000,00 TL olarak indirilmesinin gerektiği, itiraz üzerine aynı heyetten alınan 7.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda müvekkil davacının gerçek zararı 179.009,29 TL olarak hesaplandığı 21.05.2018 tarihli ıslah dilekçemizde "fazlaya ait haklarımız saklı tutulmuş" olduğundan 179.009,29 TL meblağ üzerinden verilecek olası bir kararda ek tutar için dava ve tahsilat hakkımız saklı tutulduğu, İlk Derece Mahkemesinin 2013/145 E. 2019/204 K. sayılı ilamıyla müvekkil davacı lehine 96.299,07 TL maddi tazminata, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu böylece hükme esas alınan raporda 179.009,29 TL bilirkişi raporu esas alındığı için bu tutar üzerinden verilen kararda, ıslah ettiğimiz 96.299,07 TL'nin üzeri miktar için ek dava haklarının olduğunu, davalı tarafın 6.09.2019 tarihli istinaf dilekçesinde " sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin ifa amacıyla ödeme " olduğuna dair herhangi bir istinaf başvurusu bulunmadığını Bilahare Adana BAM 7 Hukuk Dairesi 2019 /4018 E. 2021 /635 K. sayılı kararla istinaf incelemesi yapılarak HMK md. 355'e göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır" böylece istinaf mahkemesi davalı tarafın kusur oranına ilişkin istinaf talebiyle sınırlı olarak inceleme yapmış olup, sadece tarafların kusur oranı konusundaki belirsizliğin giderilmesi amaçlı kaldırma kararı verildiği, kusur oranı konusunda 26.07.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre müvekkil davacıya %30 oranında kusur atfedildiği, müvekkil davacıya atfedilen %30 kusur oranına göre alınan 15.03.2022 tarihli hesap bilirkişi raporuna göre müvekkil davacının karşılanmamış gerçek zararının 240.224,34 TL olduğu hesaplanmıştır. Müvekkil davacı için esas alınan %30 kusur raporuna göre 353.973,11 TL maddi tazminat tutarından, ... sigortanın yaptığı 62.000,00 TL ödeme, 113,748,77 TL güncel bedel olarak bulunarak tenzil edilmiş ve 240.224,34 TL tazminat tutarı hesaplandığı, dosya tekrardan aktüerya bilirkişisine gönderilmiş ve 17.05.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre "1)5.12.2012 ödeme tarihinde davacının bakiye ömrü PMF1931 yaşam tablosuna göre belirlenir ise 45.832,88 TL, bakiye ömrü TRH -2010 yaşam tablosuna göre belirlenirse 54.738,81 TL gerçek zararının olduğu, ancak dava dışı sigorta şirketi tarafından davacıya 62.000,00 TL ödenmiş olmakla davacının ödeme tarihinde karşılanmamış zararının bulunmadığı, 2)Ödeme tutarının ödeme tarihinden hesap tarihine kadar yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilmiş değerinin zarardan mahsup edilmesi gerektiği kanaati hasıl olur ise , davacının bakiye ömrü PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenir ise 241.976,21 TL, bakiye ömrü TRH -2010 yaşam tablosuna göre belirlenir ise 298.236,78 TL bakiye zararının oluşacağı" belirlemesinin yapıldığı, 4.07.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde bilirkişi raporundaki 1 no'lu seçeneğe göre hüküm kurulamayacağı, 1 no'lu seçeneğin "ifa amacıyla ödeme" yapılmış gibi hesaplama yapıldığı, davalı tarafın 6.09.2019 tarihli istinaf dilekçesinde de, davaya cevap dilekçesinde de bu konuda bir talepleri ve itirazları olmadığından ve yasa gereği istinaf sebepleriyle sınırlı olarak kaldırma kararı verildiğinden böyle bir seçenek hesaplaması yapılmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek itiraz edildiği ayrıca iş hukukunda amir olan "işçi lehine yorum ilkesi" gereğince PMF 1931 yaşam tablosu artık uygulanmadığından, Yargıtay içtihatları doğrultusunda tek seçenek olarak TRH 2010 yaşam tablosunun uygulanması gerektiği de belirtilerek, bu yönde de itiraz edildiği, itirazlar üzerine aynı aktüerya bilirkişisinin 30.09.2022 tarihli raporuna göre " ...12.07.2019 tarihli mahkemeniz hükmüne esas alınan 8.01.2018 tarihli hesap bilirkişi raporundaki esas alınan asgari ücret verilerinin güncel tarihe çekilmeksizin sadece BAM kaldırma kararına göre sonradan alınan davalı işverenin %70 kusurlu olduğuna dair kusur raporuna göre değişiklik yapılması ancak sair hususların artık davalı lehine usuli müktesep hak olduğu kanaati hasıl olur ise davacının 42.341,73 TL bakiye zararının olduğu; sayın mahkeme davacının ilk karara karşı istinaf yoluna müracaat etmemesinin asgari ücretin güncelleştirilmesi yönünden davalı lehine usuli müktesep hak teşkil etmeyeceğinin kabul edilmesi halinde, 2022 yılı 2. dönem güncel veriler ile yapılan hesaplama neticesinde; ödeme tutarının ödeme tarihinden hesap tarihine kadar yasal faiz ölçüsünde güncelleştirilmiş değerinin zarardan mahsup edilmesi sonucu; davacının bakiye ömrü PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlenir ise 338.606,20 TL, bakiye ömrü TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenir ise 411.360,43 TL bakiye zararının oluşacağı" belirlemesi yapıldığı, işbu bilirkişi raporuna karşı 24.10.2022 tarihli itiraz dilekçemizde" iş kazasından kaynaklanan maddi -manevi tazminat davaları res'en araştırma ilkesine tabii olup, yaşam tablolarına ilişkin "usuli kazanılmış hak"tan bahsedilemez. Yine iş hukuku yargılamasında hakim olan " işçi lehine yorum" ilkesi gereğince de işçinin lehine olan yaşam tablosunun hesaplamaya esas tablo olarak kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla müvekkil davacının lehine olan TRH -2010 yaşam tablosuna göre müvekkil davacının bakiye zararının 411.360,43 TL üzerinden hesaplanarak davamızın kabulü", talep edildiği, yerel mahkeme kararında birden çok hata yapmış ve en büyük hata da müvekkil davacının tazminat oranının belirlenmesinde maddi hata içeren bilirkişi raporunun ve ilk kararın esas alınarak "usuli kazanılmış hak" oluşturduğu şeklinde hatalı hukuk nitelemeyle asgari ücretteki artışların hesaba katılmaması olduğu, istinaf mahkemesinin verdiği kaldırma kararından sonra, kusur oranına göre yapılan yeni bilirkişi incelemesinde hesaplama yapılırken, asgari ücretteki artışların ve uygulanması gereken yaşam tablosunun hesaplamaya esas alınmasının zorunlu olduğu, maddi hataya dayalı usuli kazanılmış hak oluşmayacağı ve re'sen araştırma - İşçi lehine yorum ilkeleri gözardı edilerek hem davacı lehine olan yaşam tablosu uygulanmadığı ve hem de davalı taraf lehine hesaplamaya esas ücret konusunda "olmayan" bir usuli kazanılmış hak varmış gibi hüküm tesis edildiği, davacı tarafın, müvekkil şirketin sigortalı, sigorta ettiren ve prim ödeyen konumunda bulunduğu bu poliçeye istinaden müvekkil şirketten habersiz bir şekilde sigorta şirketine başvurduğu davacının bu başvurusu sigorta şirketi tarafından tarafımıza bildirilmeden Garanti Bankası dekontundan da anlaşılacağı üzere 05.12.2012 tarihinde davacıya 62.000,00 TL ödeme yapıldığı bu ödemeden müvekkil şirketin henüz haberinin olduğunu bu nedenle bu ödemenin müvekkil şirketin kusurlu olduğu yönünde bir anlam taşımaması gerektiği, mahkeme tarafından takdir edilen 45.000,00 TL manevi tazminatın son derece yetersiz olduğu, Müvekkil davacının bir uzuv kaybıyla sonuçlanan tazminat davası olağan sürelerin üzerinde bir zaman almış ve 10 yılı aşan yargılama sonucunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, diğer yandan hukukun temel ilkelerinin ve yasaların dava konusuna uygulanmaması sonucunda müvekkil davacının Mahkemeye erişim hakkı, hukuki dinlenilme hakkının da ihlal olduğu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... Metalurji San. Tic. ve Liman İşletmeciliği A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kaza tamamen işçinin kendi kusurundan kaynaklandığı, kazazede işçiye müvekkil şirket tarafından iş mevzuatı gereğince verilmesi gereken tüm eğitimler verildiği, alınması gereken tüm önlemler alındığı, iş kazalarında işçinin ya da üçüncü kişilerin ağır kusur ile illiyet bağı kesildiği, somut olayda davacı kazanın meydana gelmesinde kendi tam ve bağışlanamaz kusuru ile sebep olduğu, davacının iş güvenliği ve sağlığı konusunda gerekli eğitimleri aldığı şahsi sicil dosyası kapsamında bellidir. Davacının şahsi sicil dosyasında bulunan eğitim katılım formuna göre İş Güvenliği Mühendisi ... ve İş Güvenliği Uzmanı ... tarafından verilen Temel İş Güvenliği Eğitimi, Kişisel Koruyucuların önemi ve kullanım alanları eğitimi davacıya verildiği buna rağmen kazazede kendi iş güvenliğini bizzat tehlikeye düşürdüğü Müvekkil şirketin bir kusuru, ihmali ve tedbirsizliğinin olmadığını, hükmedilen kusur oranını, maluliyet oranını ve fahiş tazminat tutarlarının istinaf ettiklerini, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmediğini, Mahkeme tarafından hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporlarına karşı sunmuş oldukları itirazların hiçbir şekilde dikkate alınmadığı dosyada keşif yapılmadan hazırlanan bilirkişi raporlarına göre karar verildiği, davacıya ödenmesine hükmedilen manevi tazminatı da istinaf ettiklerini, yerel mahkemece davacı tarafın ıslah talebinden sonra arttırdığı maddi ve manevi tazminat tutarı için, kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesinin HMK'ya aykırı olduğu, davacının tüm alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını bu nedenlerle Mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yapılan açıklamalar ve değinilen ilke ve kararlar doğrultusunda, eldeki dosyada maddi olgunun açıklığa kavuşturularak tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin tespitinden sonra belirlenecek kusur oranlarına göre yeniden hesap raporu alınması gerektiği gözetildiğinde, taraflarca hükmün esas alınan hesap raporu yönünden istinaf edilmemesi nedeniyle taraflar yönünden oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde hükme esas alınan hesap raporuna uygulanması, bu raporda bilinen dönem başlangıcı ile esas alınan bilinen (işlemiş) devre sonu değiştirilmeksizin dolayısıyla esas alınan bilinen (işlemiş) devre sonundan sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan davacının maddi tazminat alacağı ve usuli kazanılmış hakka göre manevi tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamından, aldırılan 15.03.2022 tarihli raporun, 17.05.2019 tarihli raporda bilinen dönem başlangıcı ile esas alınan bilinen (işlemiş) devre sonu değiştirilmeksizin dolayısıyla esas alınan bilinen (işlemiş) devre sonundan sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerini rapora yansıtmadan yeniden belirlenen kusur oranlarına göre hazırlandığı bu nedenle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmaktadır. Bahsi geçen raporda davacının karşılanmamış gerçek zararının 240.224,34 TL olduğu belirlenmiştir. Yapılması gereken iş, davacının talebiyle bağlı kalınarak belirlenen bu miktar doğrultusunda karar vermektir. Mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması ortadan kaldırma nedeni olmakla birlikte bu husus yeninde yargılama yapılmasını gerektirmediğinden esas hakkında düzelterek yeniden karar vermek gerekmiştir. Değinilen sebeplerle, davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf talebi dışındaki istinaf itirazları ile davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Kabule göre de ortadan kaldırma kararına konu ilam taraflarca manevi tazminat yönünden istinaf edilmediğinden taraflar yönünden kesinleştiği gözetilmeksizin önceki kararda hükmedilen tutarın altında manevi tazminata hükmedilmiş olması isabetsiz olup davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kabulü gerektiğinden..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.