Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/14369 · K. 2024/7605
8. Ceza Dairesi 2024/14369 E. , 2024/7605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/313 Değişik İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Gaziantep 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2017 tarihli ve 2016/797 Esas, 2017/170 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine Gaziantep 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2017 tarihli ve 2017/313 Değişik İş sayılı kararı kesin olarak itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40698 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.05.2023 tarihli ve KYB-2023/40698 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın 26/02/2015 tarihli eylemi nedeniyle Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01/04/2015 tarihli ve 2015/11887 soruşturma, 2015/412 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığın adresine gönderilmesine ilişkin tebligatın 26/11/2015 tarihinde bila tebliğ iade edildiği, bunun dışında sanığa anılan kararın tebliğine ilişkin dosyada herhangi bir belge bulunmadığı halde infaz edilmesi için 06/04/2015 tarihinde Gaziantep Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği ve anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 12/08/2015 tarihli ve 2015/1370 DS sayılı yazısı ile sanığın denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi nedeniyle dosyasının kapatılması üzerine hakkında açılan kamu davasına ilişkin yapılan yargılama sonucunda yazılı şekilde mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/2360 Esas, 2019/7718 Karar sayılı ve aynı Dairenin 24/02/2020 tarihli ve 2020/250 Esas, 2020/1242 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüphelinin 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkının bulunduğu ve erteleme kararında itiraz hakkı ile itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi gerektiği, itiraz hakkı bulunduğu hususunu içerir bahse konu karar kendisine hiç tebliğ edilmeyen yahut usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının da bir önem arz etmediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklindeki, 191/3. maddesinde "Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklindeki, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, mahkemece kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği nazara alındığında, Somut olayda, adı geçen şüphelinin 26/02/2015 tarihli eylemi sebebiyle Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01/04/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar sanığa usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilmeden, karara konu denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanılmış olması dolayısıyla sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere aykırı davrandığından bahsedilemeyeceğinden kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, Mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden “durma kararı” verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.