Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/14473 · K. 2025/1158
8. Ceza Dairesi 2024/14473 E. , 2025/1158 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/414 E., 2019/217 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarihli kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 62/1 ve 51. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararın 29.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 08.05.2023 tarihli ve 2022/25613 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57133 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın inceleme konusu dosya haricinde 31/10/2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkûmiyetine ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/12/2014 tarihli ve 2014/1133 esas, 2014/1418 sayılı kararının 15/01/2015 tarihinde kesinleşmesini takiben, sanığın denetim süresi içerisinde 18/01/2018 tarihinde inceleme konusu suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine yapılan yargılama neticesinde hükmün açıklanması ile sanığın mahkumiyetine dair Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2019 tarihli ve 2019/1183 esas, 2019/780 sayılı kararının istinaf edilmesi neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11/03/2021 tarihli ve 2019/1991 esas, 2021/320 sayılı kararında yer alan, "...Sanık hakkında 31/10/2013 tarihli eyleminden dolayı 19/12/2014 tarihinde TCK'nın 191/8 maddesi çerçevesinde HAGB kararı verildiği, bu kararın 15/01/2015 tarihinde kesinleştiği, deneme süresi içerisinde sanığın aynı nitelikteki 18/01/2018 tarihli eylemi nedeniyle TCK'nın 191,62 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği, bu kararın 29/03/2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine, sanık hakkında 19/12/2014 tarihinde verilen HAGB kararının açıklanması için ihbarda bulunulduğu ve 01/10/2019 tarihli karar ile hükmün açıklandığı anlaşılmış ise de; 18/01/2018 tarihli eylemin, Dairemizce incelenen 31/10/2013 tarihli eylem hakkında verilen 19/12/2014 tarihli HAGB kararının ihlali niteliğinde olduğu, 18/01/2018 tarihli eylem ile ilgili verilen ve istinaf edilmeksizin 29/03/2019 tarihinde kesinleşen Ankara 49. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarih, 2018/414 Esas, 2019/217 karar sayılı ilamın, usulüne uygun olarak kanun yararına bozma yoluna gidilerek kaldırılmasının sağlanmasından sonra, dava dosyaları birleştirilip, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi," şeklindeki açıklamalar ile kararın bozulmasına karar verilmesi sonrasında, anılan karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulduğu, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki, 5237 sayılı Kanun'un 191/5. fıkrasında yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki ve 9. fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte nazara alındığında, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 07/10/2019 tarihli ve 2019/2219 esas, 2019/6135 karar sayılı ilâmında da kabul edildiği üzere, ilk suçtan dolayı 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun’un 191. maddesi kapsamında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlendiği iddia edilen ikinci suça ilişkin yargılama yapan mahkemesince, ilk suça ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı veren mahkemeye birleştirme talepli ihbarda bulunarak her iki eylemin birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, somut olayda sanığın incelemeye konu 18/01/2018 tarihli eylemini, Ankara 45. Asliye Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren Mahkemesine ihbarda bulunulup, davanın derdest ... gelmesi sağlandıktan sonra, birleştirme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.