II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Suça sürüklenen çocuk hakkında 03.11.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının 02.08.2015 tarihli ve 2014/3118 Soruşturma, 2015/12 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Suça sürüklenen çocuğun yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2019 tarihli ve 2014/3118 Soruşturma, 2019/828 Esas, 2019/812 Karar sayılı iddianamesi ile Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2019/507 Esas, 2019/725 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının ''...Suça sürüklenen çocuk hakkında, kamu davasında kovuşturma şartı olan "uyarı" şartı gerçekleşmediğinden CMK'nın 223/8 fıkrasının 2. cümlesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden gerçekleşmesini beklemek üzere kamu davasının durmasına karar verilmiştir. '' gerekçesiyle 5271 sayılı Kanunu’nun 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verildiği,
D. Karara Cumhuriyet savcısının itiraz etmesi üzerine Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/245 Değişik İş sayılı kararı ve ''..Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında da ayrıntılı olarak belirtildiği üzere dosyadan yapılan kararlar ile uyarı yazısının usulüne uygun olarak tebliğ olduğu, suça sürüklenen çocuğun Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurduğu, denetimli serbestliğe ilişkin yükümlülüğü bir yıl içerisinde iki kez ihlal ettiğinin anlaşıldığı, suça sürüklenen çocuğun kendisine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinden hakkında kamu davası açıldığı, TCK 191/4 maddesinin şartlarının oluştuğu, bu itibarla Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/507 Esas 2019/725 karar sayılı dosyasından verilen durma kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.'' gerekçesi ile itirazın kabulüne, Kumluca 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2019 tarihli ve 2019/507 Esas, 2019/725 Karar sayılı kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
E. Dava dosyası kapsamına göre;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesindeki, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir usul benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki açıklamalar gözetilerek söz konusu denetim dosyası üzerinden yapılan tebligatlar incelendiğinde, suça sürüklenen çocuğun soruşturma aşamasında 03.11.2014 tarihli ifadesinde adresini, "Karşıyaka Mah. Sümbül Sok. No:17 Kumluca/Antalya" olarak belirttiği, Elmalı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 28.12.2015 tarihli çağrı yazısının ve 22.01.2016 tarihli uyarı yazısının anılan adrese "mernis şerhi" düşülmek suretiyle doğrudan 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmakla, öncelikle suça sürüklenen çocuğun bilinen son adresine anılan Kanun'a göre normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade edilmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği halde, doğrudan mernis adresine tebliğ işlemi yapılması sebebiyle anılan tebliğin usulsüz olduğu, suça sürüklenen çocuğun üzerine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar etmiş sayılamayacağı ve anılan nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hukuka aykırı olup,
2- 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191/2-2. maddesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve suça sürüklenen çocuğa tebliğ edilmesi gerektiği,suça sürüklenen çocuğa, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, suça sürüklenen çocuğa hakkında Kumluca Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 5271 sayılı Kanun'un 173/1. maddesinin karar tarihinde yürürlükte olan haline göre "15 gün" olarak gösterilmesi yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle suça sürüklenen çocuğun yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2-2 maddesinin ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173. maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, Mahkemesince açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun'un 223/8-2. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı Kanun'un 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre '' iki hafta '' içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.