Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2024/14529 · K. 2025/2095
9. Hukuk Dairesi 2024/14529 E. , 2025/2095 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili müvekkilinin 01.04.2007 ile 16.11.2018 tarihleri arasında davalı işveren Şirkette ustabaşı/formen olarak çalıştığını, son ücretinin net 3.585,00TL olduğunu, davacının 25.10.2017 tarihinde ... Sendikasına üye olduğunu, işyerinde çalışan 48 çalışanın da aynı sendikaya üye olduğunu, durumu öğrenen davalı işverenin sendikalı olan işçilere yönelik yoğun baskı ve ayrımcılık içeren davranışlarda bulunmaya başladığını, o dönemde işyerinde çalışmakta olan toplam 102 çalışanın 49’unun sendikaya üye olduğunu, işverenin sendikal çoğunluğa ulaşılmaması için 5 sendikalı çalışanı derhal işten çıkardığını, diğer işçilere de manevi baskı ve ayrımcı muamele uyguladığını, davacının işten çıkartılmadığını ancak işten kendisinin ayrılması için her türlü baskı, kötü muamele ve sözlü taciz ile yıldırılmaya çalışıldığını, normalde yaptığı iş alanı dışında işler verilmek ve buna ilişkin becerisi bahane gösterilmek suretiyle diğer işçilerin önünde küçük düşürücü söylemler ile onurunun ve itibarının zedelenmiş olduğunu, kendisi ustabaşı iken astı olan .... isimli işçinin kendisinin üstü pozisyonuna getirilerek ondan direktif alacak şekilde çalışmak zorunda bırakıldığını, yemek ve çay molalarında diğer işçilerin kendisinden uzak durduğunu farketmesi üzerine iş arkadaşlarına nedenini sorduğunda; işyeri sahibinin açıkça bu konuda talimat verdiğini, davacının yanında gördüğü kişiyi işten çıkartacağını söylediğini öğrenmiş olduğunu, davalı işyerinde işçilere ödenen ücret haricinde prim uygulaması olmamasına karşın, davacı dışındaki çalışanlara davalı Şirket yetkilileri tarafından “emek karşılığı” ya da “sendikadan ayrılma, üyelikten vazgeçme hediyesi” adı altında elden paralar ve zarflar verildiğini, davacıya bir kez dahi bu kapsamda prim verilmemiş olmasının ayrımcı muamelenin en açık göstergesi olduğunu, davacının çalışma ortamındaki kötüniyetli tutumdan manevi olarak çok yıpranması üzerine üyesi olduğu Sendikadan kendisine yol göstermelerini istediğini, Sendika yetkililerinin de davacının sendika üyeliğinden çıkışının yapılarak davalı Şirket yetkililerine çıkış evrakının sunulmasıyla baskıların azalabileceğini değerlendirerek 07.03.2018 tarihinde üyeliğini düşürdüklerini, ancak aynı gün tekrar sendikaya üye yapıldığını, bunun üzerine davalı Şirket yetkililerinin kötüniyetli tutumlarının bir süre azaldığını ancak üyeliğinin devam ettiğinin öğrenilmesi ile yapılan baskıların arttırılarak devam ettiğini, davacının kendisine yapılan baskılara daha fazla dayanamayarak, sigorta prim gününün dolmuş olmasından faydalanmak suretiyle kıdem tazminatını alıp işten ayrılmak zorunda kaldığını, üç çocuğu olan davacının hâlen iş aradığını, davacıya sendikal nedenler ile yapılan baskılar ve çalışma ahlakına aykırı muameleler olmasaydı öncesinde olduğu gibi davalı işyerinde çalışmaya devam edeceğini, günümüz ekonomik koşullarında işsiz kalmayacağını ileri sürerek bir yıllık ücretinden az olmamak koşulu ile takdir edilecek sendikal tazminat ile manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.