Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2024/1460 · K. 2025/2268
1. Hukuk Dairesi 2024/1460 E. , 2025/2268 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1671 E., 2024/33 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/643 E., 2022/614 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davalı kardeşlerinin mirasbırakan babalarından intikal eden dava konusu 136 ada 6, 149 ada 9 ve 158 ada 2 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını, başka bir şahsı Tapu Müdürlüğüne götürüp kendisi gibi tanıtarak adlarına tescilini sağladıklarını, kendisinin hiçbir suretle dava konusu taşınmazlarını davalılara devretmediğini, davalılar adına oluşan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazların rayiç bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; iddiaların haksız ve yersiz olduğunu, anılan temliklerin 1988 yılında gerçekleştiğini, davacının bu kadar süre sonra bu işlemden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, satışın davacı ve tanıklar huzurunda bizzat gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Batman 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli 2016/387 Esas, 2019/287 Karar sayılı kararı ile; eldeki davanın, davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle dava konusu taşınmazların haksız ve kötüniyetli olarak diğer davalılara satışının yapıldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine yönelik olduğu, söz konusu taşınmazların 09.11.1988 tarih 1867 yevmiye numaralı işlemle satışının yapıldığı, yine aynı gün 1866 yevmiye numaralı işlem ile intikallerin yapıldığı; davacı tarafın, davalı ...'ye herhangi bir vekalet vermediğini, vekaletin sahte olduğunu, yapılan satıştan bilgisi olmadığını ve bu satışı çok daha sonra 2016 yılında harici olarak yaptırdığı araştırma sonucu öğrendiğini iddia ettiği, satış senetlerinin altında bulunan imzaların ve parmak izinin tespiti için Adli Tıp Kurumundan aldırılan raporda, davacıya ait olduğu iddia edilen parmak izinin davacı tarafından atıldığına yönelik net bir sonuca ulaşılamadığının bildirildiği, bu nedenle davacının parmak izi bastığı hususuna kanaat edilememiş ise de satış senedinde tanık olarak bulunan ... ve ...’ın satış tarihinden önceki dönem ve sonraki döneme ait ıslak imza örnekleri ile Mahkeme huzurunda alınan imza örneklerinin mukayese için İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan raporda tanık olarak imzaları bulunan bu kişilerin imzalarının uyuştuğunun bildirildiği, her ne kadar tanıkların beyanlarında yapılan bu satışları hatırlamadıklarını ve böyle bir satış olmadığını beyan etmiş iseler de Adli Tıp Kurumu raporuna göre resmi senetteki imzaların tanıklara ait olduğunun tespit edildiği, temlikin üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmiş olması nedeni ile olayı net olarak hatırlamalarının mümkün olmayacağı, yaşları da göz önüne alındığında beyanlarına itibar edilebilir olmadığı kanaatine varıldığı, davacı tarafın iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2021 tarihli kararıyla; davacının dava konusu taşınmazlardaki hisselerinin dava tarihi itibariyle değerleri belirlenerek bu değerler üzerinden eksik harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus göz ardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu raporunda, satış işlemine ait resmi senetteki parmak izinin davacıya ait olduğu hususunda net bir sonuca ulaşılamadığının bildirildiği, bu nedenle davacının parmak izi bastığı hususuna kanaat edilememiş ise de satış senedinde tanık olarak bulunan ... ve ...’ın satış tarihinden önceki dönem ve sonraki döneme ait ıslak imza örnekleri ile Mahkeme huzurunda alınan imza örneklerinin mukayese için İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan raporda tanık olarak imzaları bulunan bu kişilerin imzalarının uyuştuğunun bildirildiği, her ne kadar tanıkların beyanlarında yapılan bu satışları hatırlamadıklarını ve böyle bir satış olmadığını beyan etmiş iseler de Adli Tıp Kurumu raporuna göre resmi senetteki imzaların tanıklara ait olduğunun tespit edildiği, temlikin üzerinden yaklaşık 30 yıl geçmiş olması nedeni ile olayı net olarak hatırlamalarının mümkün olmayacağı, yaşları da göz önüne alındığında beyanlarına itibar edilebilir olmadığı kanaatine varıldığı, davacı tarafın iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.