IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirkete atfedilen ve hükme esas alınan %60 kusur oranının yüksek olduğunu, davacının 47 yaşında deneyimli bir çalışan olduğunu, kendisine gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verildiğini, davacıya iş sağlığı ve güvenliği talimat ve taahhütnamesinin tebliğ edildiğini, olay günü diğer çalışan işçiler ve forklift operatörü de çay molasında iken davacının kendisine herhangi bir talimat verilmediği ve yetkisi olmadığı halde forklifti çalıştırıp paleti yukarı yükselttiğini, daha sonra merdivene çıkıp paketleri paletin üzerine koyduğunu, bir ayağı merdivende bir ayağı palet üzerinde iken dengesini kaybedip yere düştüğünü, olayın tamamen davacının uyulması gereken kurallara uymaması ve tedbirsiz hareket etmesinden kaynaklandığını, davacının ağır kusuru olduğunu, davalı şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafından sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmediğini, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 06.07.2020 tarih ve 2020/9751 sayılı kararı ile sürekli iş göremezlik derecesinin %37 olarak belirlendiğini ve bu oran üzerinden ödeme yapıldığını, Ankara Batı 3. İş Mahkemesinin 2018/96 Esasına kayıtlı rücu davasının devam ettiğini, bu durumda davacı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sürekli işgöremezlik oranına itiraz edilmediğinden, kabul anlamına gelmemek üzere, taleple bağlı kalınarak %37 sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden işlem yapmak gerekeceğini, bilirkişinin de bu yönde tespit yaptığını, Mahkemece kusur tespitine yönelik itirazlarının reddine karar verildiğinden, bilirkişi tarafından ilgili kusur oranları üzerinden hesaplama yapıldığını, bilirkişinin TRH 2010 tablosunun esas alınması gerektiğini beyan ettiğini, davacının 17.01.2014 tarihinde iş kazası geçirdiğini, 31.01.2015 tarihinde emekli olarak işyerinden ayrıldığını, 01.03.2015 tarihinde kendisine Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlandığını, bilirkişi raporuna göre 05.09.2023 tarihinden sonra çalışmaya başladığını ve çalışmaya devam ettiğinin beyan edildiğini, bu halde, davacının çalışabilecek durumda olduğunu, davacının çalıştığı dönem için tazminat hesabının yapılmaması gerektiğini, davacının 20.01.1967 doğumlu olduğunu, 20.01.2027 tarihinde 60 yaşında olacağından yaklaşık 3 yıl daha çalışabileceğini, bilirkişinin bu dönemi 2 yıl olarak aldığını, Ankara Batı 3. İş Mahkemesinin 2018/96 Esas sayılı dosyasında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılan rücu davasında, Kurum zararının toplam 99.437,46 TL olduğunu, sigortalıya 85.723,10 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını, bilirkişinin belirlediği miktarın düşük olduğunu, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %60 altında olduğundan ve davacı çalışmaya başladığından, çalışmaya başladığı dönem ve sonrası ile 60 yaş sonrası dönem için tazminat hesaplamasının yapılmaması gerektiğini, hesaplamalara ve belirlenen miktara itiraz ettiklerini ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından itirazlarının dikkate alınmadığını, ıslah talebine itiraz etiklerini, ıslah talebine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kazanın, 17.01.2014 tarihinde davacı işçinin depoda yer alan çok katlı rafların üzerine seyyar merdiven ile çıktığı, raflardaki malzemeyi rafın yanındaki forklift çatalları üzerinde bulunan ahşap palete koymak isterken, paletin üzerine ayağını bastığı esnada dengesini kaybederek palet ile birlikte düşmesi neticesi yaralanması şeklinde meydana geldiği, olayın iş kazası olduğu, SGK denetmen raporunda davalı işverenin %60, davacı işçinin %40 kusurlu bulunduğu, hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 21.12.2020 tarihli son kusur heyet raporunda, davacı taraf %40 oranında, davalı taraf ise %60 kusurlu bulunduğu, denetmen raporu ve son heyet raporunun birbiri ile örtüştüğü, Ankara Batı 3. İş Mahkemesinin 2018/96 Esas, 2024/175 Karar sayılı rücu dosyasında da aynı kusur oranlarının kabul edildiği, somut olayda hükme dayanak alınan bilirkişi heyeti raporunun, 6331 sayılı Kanun'un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığı, hükme esas alınan hesap raporunda, maddi tazminat hesabında bakiye ömrün belirlenirken “TRH 2010” tablosunun dikkate alınması, pasif dönem zarar hesabı yapılması ile hesaplanan maddi tazminat miktarından, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirlerin rücuya tabi ilk peşin sermaye değerinin düşülerek somut uyuşmazlığa ve Yargıtay İçtihatlarına uygun olarak karar verildiği, davacının sürekli iş göremezlik derecesinin Sosyal Güvenlik Kurumu Kocatepe Sağlık ve Sosyal Güvenlik Merkezince %37 olarak belirlendiği (kontrol muayenesi gerektiği) 21.04.2017 tarihi ile dava ve ıslah tarihi nazara alındığında dahi on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.