V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı ...Ş. vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 502. maddesi kapsamında vekalet ilişkisinden kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı TBK 502 ve devamı maddelerine göre, vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir.
Öncelikle eldeki davada görev hususunun incelenmesinde; dava tarihi itibarıyla Tüketici Mahkemesi görevli olup, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un yürürlükte bulunduğu 28.05.2015 tarihinde dava açıldığından, her ne kadar karar başlığında Tüketici Mahkemesi sıfatıyla ibaresi yazılmamışsa da, Bölge Adliye Mahkemesinin 2019/3118 E 2021/808 K sayılı "Mahkemesine geri gönderme kararı ile (...) davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılıp sonuçlandırıldığı kabul edilmiştir. denilerek, davanın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla görüldüğü, maddi hata olarak sehven karar başlığına yazılmadığı anlaşıldığından, bu husus karar başlığında re'sen düzeltilmiştir.
Davalı Hastane vekilinin süresinde verdiği ek temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü geçici ödeme tazminatının güncellenmesine ilişkin talebi ile ayrıca temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü faize ilişkin talebinin, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceğinin anlaşılmasına göre, reddi gerekmiştir.
Hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşıyacağından bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim; bu konuda takdir hakkını kullanırken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir.
Somut olayda; olayın oluş şekli, vakanın niteliği, gelecek hayatına etkisi, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının isabetli olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının da reddine karar verilmiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, ileri sürülen temyiz sebeplerine, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ceza davasında ve işbu dava dosyasında alınan bilirkişi raporlarında davalıların kusurlu olduğunun tespit edilmesine, Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde alınan cezanın 01.12.2020 tarihinde kesinleşmesine, maluliyet raporunun olay tarihi (15.01.2012) itibarıyla yürürlükte olan 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenmesinin doğru bulunmasına, hakimin takdirinde olan tazminatın sermaye olarak belirlenmesinin somut olayın özelliğine uygun olmasına, davalıların kusur oranlarının belirlenmesinin iç ilişkilerinde çözümlenmesi gerektiğinden bu davada kusur oranlarının belirlenmesine gerek olmadığının anlaşılmasına ve yukarıda açıklanan nedenlere göre davalı Hastane vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına kara vermek gerekmiştir.