İçtihatYargıtay8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/171 · K. 2024/4304
- Esas No
- 2024/171
- Karar No
- 2024/4304
- Karar Tarihi
- 20.05.2024
Karar Metni
8. Ceza Dairesi 2024/171 E. , 2024/4304 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/242 E., 2023/518 K.
SUÇ : Suçu ve suçluyu övmek
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31.10.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında suçu ve suçluyu övmek suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 215 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2.Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında suçu ve suçluyu övmek suçundan 5237 sayılı Kanun'un 215 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi gereğince 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 05.12.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
4. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli kararı ile basit yargılama usulüne ilişkin hükümler yönünden değerlendirme yapılmak üzere sair yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilmiş ve Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında suçu ve suçluyu övmek suçundan 5237 sayılı Kanun'un 215 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi gereğince 360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. Sanığın itiraz etmesi üzerine Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında suçu ve suçluyu övmek suçundan 5237 sayılı Kanun'un 215 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi gereğince 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, vasisine söz hakkı verilmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Dava konusu olay, sanığın 16.07.2016 tarihinde Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinde diğer kullanıcıların erişimine açık bir şekilde yaptığı paylaşım nedeniyle suçu ve suçluyu övmek suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2.Sanığın 16.07.2016 tarihli Facebook isimli sosyal paylaşım sitesinden yapmış olduğu paylaşımın ekran çıktısının dosya içerisinde bulunduğu anlaşılmıştır.
3.Sanık savunmasında özetle; dönemin hükümetine muhalif olduğundan ve darbenin emir komuta zinciri altında yapıldığını zannederek bu paylaşımı yaptığını, sayfasının herkese açık olmadığını, darbe girişiminin FETÖ Terör Örgütü tarafından yapıldığını öğrenir öğrenmez paylaşımı kaldırdığını, suç işleme kastı bulunmadığını beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
Basın yayın yoluyla atılı suçu işlediği anlaşılan sanığın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 218 inci maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği hususunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın facebook isimli sosyal paylaşım hesabından kendi arkadaş listesinde ekli kişilerin görebileceği şekilde "ULAN KEDİ OLALI BİR FARE TUTTULAR DEDİK ONDA DA VATANDAŞ KURTARDI BUNLARI ASKERİN ELİNDEN. MADEM BÖYLE BİR BOK YİYORSUNUZ HAZIR TV'NİN KARŞISINA GEÇTİK 36 SENE SONRA AĞIZ TADIYLA BİR DARBE İZLETMEDİNİZ BİZE AMK. TRT'DEN O BİLDİRİ YAYINLANINCA SANKİ DÜNYA KUPASI FİNALİ İZLER GİBİ HEYECANLANDIM. MISIRIMI ÇAYIMI ALDIM AYAĞIMI UZATTIM HEVESİM KURSAĞIMDA KALDI. KOLAY DEĞİL EN SON TV'DEN SİYAH BEYAZ BİLDİRİ İZLEDİĞİMDE 9 YAŞINDAYDIM AMA NEYSE ARTIK BİZDE DARBE GÖRDÜK DİYE TORUNA TOMBALAĞA ANLATACAK BİR ANIMIZ OLDU" şeklinde paylaşımda bulunduğu görülmüştür.
İfade özgürlüğü, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26 ve Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme'nin 10 uncu maddesi ile teminat altına alınmıştır.
İfade özgürlüğünün kullanımına meşru bir müdahale için;
a. Müdahalenin yasalarda öngörülmüş olması,
b. Ulusal güvenlik, toprak bütünlüğü, kamu emniyeti, kamu düzeninin sağlanması ve suçun işlenmesinin önlenmesi, sağlığın korunması, ahlakın, başkalarının şöhret ya da haklarının korunması, gizli tutulması kaydıyla alınmış bilgilerin açıklanmalarının engellenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanmasına ilişkin değerlerden bir veya bir kaçını korumaya yönelik olmalıdır.
c. Müdahale, demokratik bir toplumda gerekli bulunmalıdır.
2709 sayılı Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin son fıkrasına göre, “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konularda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”
Temel hak ve hürriyetlere ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ekli protokoller Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmıştır. Anayasal düzenleme karşısında, ifade özgürlüğüne ilişkin Avrupa Sözleşmesinin 10. maddesi bir iç düzenleme şekline dönüşmüştür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de içtihatlarında, kişinin hakkı ile toplumun çıkarı ve özellikle kişinin temel ifade özgürlüğü hakkı ve demokratik toplumun terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı kendini korumaya ilişkin meşru hakkı arasında bir denge kurulması ihtiyacını beraberinde getirdiğini ifade etmiştir. (Zana v. Türkiye).
İfade özgürlüğü, sadece memnuniyetle karşılanan, zararsız veya önemsiz sayılan, insanların kayıtsız kalabileceği bilgi ve fikirler için değil, aynı zamanda demokratik toplumu şekillendiren çoğulculuğun, hoşgörünün ve geniş fikirliliğin doğasında bulunan bir gereklilik olarak saldırgan, şok eden, rahatsızlık veren veya ayrılık yaratabilen fikirler içinde uygulanabilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,
Sanığın yaptığı paylaşımın bütünü değerlendirildiğinde, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini ve işlediği suçları meşru gösteren, öven ve teşvik eden ifadelerde bulunduğu, şiddeti meşru gösteren ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, mahkemenin suçun unsurlarının oluştuğuna dair kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ve yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın temyiz itirazları yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2023 tarihli ve 2023/242 Esas, 2023/518 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi.
...