Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/1722 · K. 2025/1398
3. Hukuk Dairesi 2024/1722 E. , 2025/1398 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/116 E., 2024/288 K. DAVA TARİHİ : 05.10.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/727 E., 2021/337 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili Hatice'nin 2016 yılının Mayıs ayında davalı şirkete ait hastanede rahminin alındığını, ancak ameliyatta doktorun hatasından kaynaklı olarak çok fazla kan kaybettiğini, kendisine 10 ünite kan verildiğini, 13 gün hastanede yattığını, bundan bir yıl sonra hastane tarafından kendisine ulaşılarak Kızılaydan gelen bilgiye göre ameliyat sırasında verilen kanda Hepatit B virüsünün bulunduğunun bildirilmesi üzerine müvekiline yapılan kan tahlilleri sonucunda müvekkilinde Hepatit B virüsü tespit edildiğini, hem hastanenin hem de Kızılayın gerekli özeni göstermeyerek müvekkilinin hastalanmasına sebep oldukları için sorumlu olduklarını, müvekkilinin, sürekli olarak kontrollere gitmek zorunda kaldığını, eşi ve çocuklarına bulaştırma korkusu taşıdığını, hastalığın kronikleşmesi durumunda olayın siroz veya karaciğer kanseri ile sonlanabileceğini, müvekkilinin eşinin de bu durum nedeniyle tedirgin olduğunu ve sürekli tahlil yaptırmak zorunda kaldığını ileri sürerek; müvekkili Hatice için 400.000,00 TL, Tamer için 100.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili; yapılması gereken tüm mikrobiyolojik testlerin (anti HCV, Anti HIV1-2, Sifilis, HCV RNA, HIV RNA, HBV, DNA) kan numunesine uygulandığını ve sonuçlarının negatif çıktığını, tıpta pencere dönemi adı verilen kan bağışçısının enfekte olmasına rağmen yapılan testin bunu göstermediği bir dönem olduğunu, kan bağışçısına anket uygulanarak genel sağlık durumu ve kan ile bulaşan hastalıklardaki risk durumunun tespit edildiğini, iddiaya konu kan için risk bulunduğuna dair bir emareye rastlanmadığını ve kan bağışına uygun kabul edildiğini, kan bankacılığı usul ve esaslarına mutlak uyum halinde dahi kanla bulaşabilen enfeksiyon riskinin hiçbir şekilde sıfır olmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili; davacıya 12.05.2016 tarihinde sol yumurtalıkta 11 cm kistik kitle ve rahimde en büyüğü 4 cm olan çok sayıda miyom, anormal kanama ön tanısı ile total abdominal histerektomi- tüm rahim – ameliyatının yapıldığını, ameliyat esnasında sol yumurtalıktan çıkan kitlenin ana damara yakın olmasından ve kitlenin yapısından ötürü kanama meydana geldiğini bunun önlenemez bir komplikasyon olduğunu, yapılması gereken kan transfüzyonunun Kızılaydan temin edilen kanla yapıldığını, kan değerleri normal seviyeye çıkan davacının 23 Mayıs'ta taburcu edildiğni, tüm dünyada kan ürünleri için yapılan standart ölçümlerde Hepatit B'nin pencere döneminde yapılan kan ürünü bulaşıcı hastalıkları incelemesinde bu virüsü taşıdığının saptanamamakta ve her ülkede yaklaşık milyonda beş oranına bu sorunun yaşanmakta olduğunu, Kızılayın geri çağırma formunu iletmesi üzerine derhal davacının muayeneye çağrıldığını ve takibe alındığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen miktarın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.