İçtihatYargıtay8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/17262 · K. 2024/4926
- Esas No
- 2024/17262
- Karar No
- 2024/4926
- Karar Tarihi
- 06.06.2024
Karar Metni
8. Ceza Dairesi 2024/17262 E. , 2024/4926 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/272 E. 2015/556 K.
SUÇLAR : Eziyet, suçu bildirmeme
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mağdur ...'ın şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan ettiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mağdurun kamu davasında katılan sıfatının olmadığı, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, 19.01.2016 tarihli ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden katılan Bakanlık ve katılan ... vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. a. Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2014 tarihli iddianamesi ile sanıklar ..., ... hakkında eziyet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin birinci fıkrası,
b. Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2015 tarihli iddianamesi ile sanıklar ... hakkında suçu bildirmeme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 278 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Kemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli kararı ile sanıklar ..., ... hakkında eziyet suçundan, sanıklar ... hakkında suçu bildirmeme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteği;
Sanıkların suçunun sabit olduğuna ilişkindir.
B. Katılan ... vekilinin temyiz isteği;
Sanıkların cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanıklar..., ...'in çalıştığı bakım merkezinde kalan katılan ... ve mağdurlar ... ve ...'ya yönelik eziyet suçunu işleyip işlemedikleri iddiasına ilişkindir.
2. Mağdur ...'nin hafif derecede mental retardasyon rahatsızlığının olduğu, %50 kalıcı olduğu, mağdur ...'nın geçirdiği trafik kazası nedeniyle vücut fonksiyon kaybının %38 olduğu, katılan ...'nun şizoafektif bozukluğunun bulunduğu, bir kısım ihtiyaçlarını gidermede kısmen bağımlı olduğunun tespit edildiği belirlenmiştir.
3. a. 19.09.2013 tarihinde bakım merkezinde çalışan hemşire ... ve psikolog Belkıs'ın mağdure ...'nin ilaçlarını verdikleri sırada kollarında morluk olduğunu görmeleri üzerine bakım merkezi yönetimine bir dilekçe vererek, psikolog tarafından yapılan görüşmede bu morluğun bakım merkezinde çalışan sanık ... tarafından yapıldığının öğrenildiğinin belirtildiği, bu hususun kollukta alınan beyanında mağdur ... tarafından doğrulandığı halde kovuşturma aşamasında bakım evinde hiç kimseden kötü muamele görmediğini ifade ettiği belirlenmiştir.
b. Mağdur ...'nın 24.05.2013 tarihinde Alo 183'ü arayarak kalmakta olduğu bakım merkezinde şiddet gördüğünü beyan etmesi üzerine sosyal çalışmacıların bakımevine giderek mağdurla gerçekleştirdikleri görüşmede, 23.05.2013 tarihinde bakım merkezi çalışanı ...'in sağlık kurulu raporu için kendisini hastaneye götürmesine karşı çıkması üzerine boğazına sıkıp yere yatırdığını ve zorla arabaya götürüp tekmeyle arabaya bindirdiğini ifade ettiği, mağdurun oda arkadaşının sanığın boğazına sarılıp mağduru vurduğunu, kolundan tutup zorla arabaya bindirdiğini belirterek bu hususu doğruladığı, sanığın savunmasında, arabaya binme konusunda yardımcı olduğunu beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, mağdurun kovuşturma aşamasında soruşturma aşamasında alınan beyanının aksine sanığın olay günü kendisine vurmadığını, hastaneye gitmek istemediği için ceketinden tutup araca bindirdiğini ifade ettiği belirlenmiştir.
c. Psikolog Hakan beyanında, katılan ... ile yaptığı görüşme sırasında katılanın kollarında ve bacaklarında büyükçe morluklar gördüğünü, bunu kimin yaptığını sorduğunda ...'ın yaptığını söylediğini ifade ettiği, katılan ifadesinde, banyoya girdiği için sanıkların kendisine kötü davrandıklarını belirttiği, sanıkların savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediklerini ifade ettikleri belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar..., ... hakkında eziyet suçundan kurulan hükümler yönünden;
Dosyada mevcut raporlara göre, katılan ... mağdurların gerek ruhsal gerekse fiziksel olarak bakıma muhtaç oldukları dikkate alındığında, sanıklara isnat olunan suçun 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamında kaldığından olağan zamanaşımının gerçekleşmediği gözetilerek yapılan incelemede;
1. Dosyada mağdur ... katılanların doktor raporlarının bulunmaması, mağdurların aşamalarda değişen beyanları, katılan ...'nun sinir krizi geçirdiği sırada kendisine ve çevreye zarar verdiğine dair anlatımlar, sanıkların atılı suçlamayı kabul etmemeleri ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birilikte değerlendirildiğinde, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Bakanlık vekili ve katılan ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanıklar ... ve ... hakkında suçu bildirmeme suçundan kurulan hükümler yönünden;
1. Sanıklar ... ve ...'ın eylemleri için ise aynı Kanun'un 278 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık ...'in savunmasının alındığı 13.05.2015 tarihi olduğu, bu tarihten temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
A. Mağdur ... vekilinin temyiz talebi yönünden;
Mağdur ...'ın şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan ettiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mağdurun kamu davasında katılan sıfatının olmadığı, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, 19.01.2016 tarihli ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, mağdur vekilinin temyizinin reddine ilişkin ek kararında mağdur vekili tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek kararın, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar..., ... Hakkında eziyet suçundan kurulan hükümler yönünden;
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Kemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2014/272 Esas, 2015/556 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık ve... vekilleri tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık ve... vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanıklar ... ve ... hakkında suçu bildirmeme suçundan kurulan hükümler yönünden;
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Kemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2014/272 Esas, 2015/556 Karar sayılı kararına yönelik katılan Bakanlık ve... vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.