Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/1730 · K. 2025/1216
3. Hukuk Dairesi 2024/1730 E. , 2025/1216 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/262 E., 2023/280 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 04.04.2014 tarihinde öksürük şikayeti ile davalı şirkete ait ... Hastanesine başvurduğunu, kan ve influenza testi yapıldığını, test sonuçlarından sonra dahiliye ve enfeksiyon uzmanı doktorlar tarafından %90 olasılıkla domuz gribine yakalandığının söylendiğini, hangi tür olduğunu anlamak için bir test daha yapıldığını ve hastaneye yatırılarak karantinaya alındığını ancak günün ilerleyen saatlerinde kendisine c vitamininden başka bir ilaç verilmediğini görünce şüpheye düşerek tahlil sonuçlarını istediğini, ilk testlerde sonuçların negatif çıktığını, domuz gribi olmadığını kendisine bunun söylenmediğini ve fuzuli testler yapıldığını, domuz gribi olmuş gibi korkutulduğunu öğrenince hastaneden çıkmak istediğini ancak ücret ödemeyi reddettiği için kendisini polis gelene kadar çıkartmadıklarını, buradan çıkınca başka bir sağlık kuruluşunda yapılan muayenesinin ardından domuz gribi olmadığı tespit edilerek üst solunum yolu enfeksiyonu teşhisinin konulduğunu, yanlış teşhis yüzünden karantinada geçirdiği zamanda çok büyük korku ve endişe yaşadığını, ailesine yaklaşamamanın ve ölümle sonuçlanabilecek bir hastalığa yakalandığı düşüncesinin onu manevi olarak zarara uğrattığını ileri sürerek; 50.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının kendi yararına yapılan işlemleri bilimsellikten uzak olarak hatalı yorumladığını, yanlış tanının söz konusu olmadığını, davacıya domuz gribi tanısı konulmadığını, hasta yararı için ön tanının tanıya dönüştürülmesi için gerekli işlemlerin yapıldığını, influenza a ve b testlerinin hızlı testler olup doğruluk payının %50-60 arasında olduğunu yani yarıya yakın vakada hastalık olmasına rağmen testin pozitif çıkmayabildiğini, kaldı ki domuz gribinin bazen c tipi influenzadan da kaynaklanabildiğini, bu nedenle şüphe durumunda PCR testi istendiğini, bu testin sonucunun geç çıktığını, olayda da davacı için PCR testi istendiğini, tüm işlemlerin hasta yararı için yapıldığını, hastaya uygulanan izalasyon tedbirlerinin WHO, CDC ve JCI doğrultusunda yapıldığını, griple ilgili şüpheli durumlarda test yapılmadan dahi grip olarak kabul edilerek tedbirlerin alınmasının önerildiğini, davacının kendisine bir tanı konulmadan hastaneyi terk ettiğini, davacının hastanede rehin tutulmadığını, hastaneyi derhal terk edememesinin sebebebinin çıkış prosedürünü yerine getirmemesi olduğunu, tedavi red formunu imzalamadığını, polis gelince bir dilekçe verdiğini, tazminat koşullarının oluşmadığını talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir