V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; sözleşmede açık bir şekilde, ayrı bir taraf olarak yazılmış olan ...’ın davada taraf olarak kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, süre sonunda sözleşmenin uzatılmayacağı yönünde bir bildirimde bulunulmadığını, bu nedenle 2013 yılı kira alacağının tamamının tahsili gerektiğini, yine daha sonraki yıllar için de davalının kira sözleşmesinin uzatılmayacağı, taşınmazın teslim alınması gerektiği yönünde bir bildirimde bulunmadığı için 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları kira alacağının da tahsiline karar verilmesi gerektiğini, sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın ifaya ekli cezai şart olarak kararlaştırıldığını bu nedenle ifayla birlikte talep edilebileceğinin kabulü gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı şirket vekili; süre sonunda sözleşmenin sona erdiğini, aksi yönde bir anlaşma bulunmadığını, tarafların anlaşması halinde sürenin uzatılabileceğinin sözleşmede hüküm altına alındığını, davacı tarafça sözleşme devam ederken taşınmazda delil tespiti yaptırılmış olmakla kira süresinin uzatılmayacağı yönünde iradenin ortaya koyulduğunu, kira alacağı talebinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağını, taşınmazın kötüniyetle teslim alınmadığını, davacı tarafça delil listesinde sunulan ''Tutanaktır'' başlıklı belgenin imzasız olduğundan bahisle dikkate alınmamış olmasının hatalı olduğunu, davacının iddia ettiği santral ve aksamların taşınmaza ait olmadığını, sözleşmede yazılı olanların haricinde taşınmazda başkaca müştemilat bulunmadığını, kira süresinin bitiminden itibaren geçen sürede kapalı olmayıp açık bir yerde bulunan, koruma altına alınmayan, terk edilmiş ve herkesin müdahale edebileceği bir alanda olan dava konusu malzeme ve teçhizatların ne şekilde zarar gördüğünün tespitinin mümkün olmadığını, lehine hükmedilen vekalet ücretinin de eksik hesaplandığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağı, tazminat ve cezai şart istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan kararda; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa 6098 sayılı Kanun hükümlerinin doğru şekilde uygulandığı, sözleşmede kiracı olarak davalı şirketin yer aldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davacının cezai şart talebinin ise 6098 sayılı Kanun'un 179/1 maddesinde düzenlenen seçimlik cezai şart niteliği taşıdığı anlaşılmakla; davalı şirket vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. 6098 sayılı Kanun'un 327. maddesinde yer alan düzenlemeye göre; genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde kira sözleşmesinin başlangıcı ve süresi belli ise, kira sözleşmesi sürenin dolması ile kendiliğinden sona erer. Kiraya veren sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak süre bitimi nedeniyle tahliye talep edebilir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde belirlenen sürenin dolması halinde, taraflar arasında açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisi sürdürülürse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde; belirli süreli kira sözleşmesinin süresiz hale gelmemesi için, kiraya veren kira süresi bitmeden veya dava açma süresi içinde kira sözleşmesini yenilemeyeceğine dair ihtarname tebliğ ettirirse, kira sözleşmesi yenilenmeyeceği gibi süresiz hale de gelmez. Bu durumda her zaman süre bitimi nedeniyle tahliye davası açılabilir. 6098 sayılı Kanun'un 328. maddesinde yer alan düzenlemeye göre ise; belirsiz süreli kira sözleşmelerinde taraflardan her biri, daha uzun bir fesih bildirim süresi veya başka bir fesih dönemi kararlaştırılmış olmadıkça, yasal fesih dönemlerine ve fesih bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. Sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine veya bildirim süresine uyulmamışsa, bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur.
3. Somut olayda; taraflar arasındaki genel hükümlere tabi kira sözleşmesinin 01.01.2013 tarihinde sona erdiği, ancak 6098 sayılı Kanun'un 327. maddesi hükmü de dikkate alındığında taraflar arasında açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisinin sürdürülmesi nedeni ile sözleşmenin belirsiz süreli hale geldiği, her ne kadar davalı şirket vekili süre bitimi ile kira ilişkisinin sona erdiğini savunmuş ise de şirketin süre bitimine rağmen kiralananı kullanmaya devam ettiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, fesih bildiriminin 6 aylık döneme nazaran 3 ay önceden keşide ve tebliğ edilmesi gerektiği, davalı tarafça fesih iradesinin bildirildiği 09.05.2013 keşide tarihli ihtarnamenin, 01.01.2013-01.01.2014 dönemi için, ilk altı aylık dönem içerisinde belirlenen ikinci üç aylık dönem içerisinde tebliğ edilmiş olmakla, ikinci altı aylık dönem sonu olan 01.01.2014 tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği, vergi dairesine yapılan tek taraflı bildirimin tahliye olgusunu ispata yeterli olmadığı, kaldı ki kiralananın etrafının çevrili olduğu ve anahtarla girilebilen iş yeri niteliğinde bulunduğunun tespit edilmesi karşısında kiralananın tahliye edildiği hususunun davalı tarafça ispatlanması gerektiği anlaşılmakla, kiralananın tahliye edilerek kiraya verenin hakimiyetine geçtiği tarihe kadar kiracının kira bedelinden sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.