V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili ve davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen kabul kısmen ret olması gerektiğini, müvekkili lehine de vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, davanın aslında tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, cevap dilekçesindeki itirazların dikkate alınmadığını, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, kısa karar açıklandıktan sonra gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması gerektiğini, delillerin toplanmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, yemin delili ve bilirkişi incelmesinin Mahkemece yerine getirilmediğini, tanıkların dinlenmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; boşanma davasından kısa süre önce çekilen paraların da tasfiyeye dahil edilmesi gerektiğini, alacağın eksik hesaplandığını, ... nolu hesapta bulunan paranın da tasfiyeye dahil edilmesi gerektiğini, 01.01.2002 öncesi hesaplarda bulunan paralar yönünden müvekkilinin alacağının hesaplanması gerektiğini, alacağa dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usuli kazanılmış hak, hükmün kuruluşu, kısa karar ile gerekçeli kararı çelişkili olup olmadığı, tasfiyeye dahil edilecek mallar, zamanaşımı, kişisel mal savunması ve ispatı, denkleştirmenin doğru yapılıp yapılmadığı, faizin başlangıç tarihi, vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır. Dava, tapu iptali ve tescili ile katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 31 inci maddesi, 33 üncü maddesi, 190 ıncı maddesi, 294 ve 297 nci maddeleri, geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 4 üncü, 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 6100 sayılı Kanunun 323 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 326 ncı maddesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 164 üncü maddesi, 168 inci maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13 üncü maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'un (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası; 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (4722 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646 ncı maddesi; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı kadın vekilinin ve davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı kadın vekilinin ... nolu TL hesabına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; 25.04.2022 tarihli bozma ilamında sadece Euro hesapları yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, bozma kapsamı dışındaki taraf vekillerinin bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin onanmasına karar verilmiş ise, davanın hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, her ne kadar bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin onanmasına karar verilmiş ise de, infazda tereddüt oluşmaması ve bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacının talepleri yönünden ayrı ayrı yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde sadece bozma kapsamındaki yönlerden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bozulması gerekmiştir.
3. Davalı erkek vekilinin vekâlet ücretine yönelik ve davanın kısmen reddine yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; somut olayda, banka hesapları yönünden toplam alacak miktarının 300.000,00 TL olduğu, sonuç olarak TL hesabı yönünden 14.373,95 TL, Euro hesapları yönünden 75.490,13 TL olmak üzere toplam 89.864,08 TL alacağın tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, her ne kadar 25.04.2022 tarihli bozma ilamında bozma kapsamı dışındaki yönlerden hükmün onanmasına karar verilmiş ise de, davanın niteliği gereği hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası olması nedeniyle bozma ile bir önceki karar ortadan kalktığından bozma sonrası verilecek yeni karar ile alacak miktarı ve kabul-ret oranı değişeceğinden karar tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT göre vekâlet ücretinin belirlenmesi gerekirken, Mahkemece, son kararda davanın tam kabulüne karar verilerek kabul edilen alacak miktarı ve kabul oranı gözetilerek davalı erkek lehine vekâlet ücreti hesaplanmaması hatalı olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki (2) ve (3) nolu bentlerde belirtilen yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.