Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E. 2024/1934 · K. 2025/338
6. Hukuk Dairesi 2024/1934 E. , 2025/338 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/845 E., 2024/398 K. İLİŞKİLİ KİŞİ : Abinvest Ws Gayrimenkul Geliştirme İnş. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/464 E., 2023/252 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin alacağı için davalı tarafından A blok, 20 numaralı ve C blok, 18 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarında müvekkili lehine 3.000.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiğini, davalının borcunun ihtarname tebliğine rağmen ödememesi üzerine taraflarınca davalı şirket aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının vekili aracılığıyla dosyaya sunduğu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazlar ile takibi durduğunu, davalı ile bina malikleri arasında, binanın 6306 sayılı Yasa çerçevesinde yıkılıp yeniden inşası işi için 18.12.2015 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, akabinde müvekkili şirketin ortaklarından olduğu ...Enerji ve Gayrımenkul Yatırım A.Ş.-Vestal İnşaat Taah. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı ile davalı şirket arasında bu binanın inşası için 24.02.2016 tarihli taşeron sözleşmesi ve davalının 18.12.2015 tarihli sözleşmeden doğan haklarının yüzde doksan dokuzunun iş ortaklığına temliki için 24.02.2016 tarihli temlik sözleşmesi yapıldığını, davalı şirkete bahse konu yer tesliminin 01.04.2016 tarihinde yapıldığını ve arsa sahipleri ile yapılan sözleşmenin 6. maddesinde işin süresi olarak belirtilen 26 aylık sürenin, bu tarihten itibaren işlemeye başladığını, davalı tarafından, sözleşme konusu inşaat için yapı ruhsatının ise 16.12.2016 tarihinde alındığını, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesinin 8.2 maddesinin içeriğinde yer alan “Mart 2016 ayından itibaren” ifadesinin hukuki ve fiili bir anlamının kalmadığını, alt yüklenici iş ortaklığının, gelişen süreçte yaşanan ve kendisinden kaynaklanmayan tüm gecikmelere ve yine aynı biçimde kendisinden kaynaklanmayan mali ve fiili zorluklara rağmen, inşaat işini sürdürdüğünü ve olabilecek en ileri aşamaya getirdiğini, buna rağmen davalı şirket tarafından iş ortaklığına gönderilen 14.02.2018 tarihli ihtarname ile taşeron ve temlik sözleşmelerinin haksız ve hukuka aykırı biçimde tek taraflı olarak feshedildiğini, fesih işlemine gerekçe olarak ise daha önce gönderilen 08.01.2018 tarihli ihtarname ile verilen sürede eksikliklerin giderilmemesi ve sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hususlarının gösterildiğini, davalının gönderdiği bahsi geçen 08.01.2018 tarihli ihtarnamesinde ise sözleşme konusu inşaatın olması gereken seviyenin çok gerisinde olduğu ve öngörülen tarihte bitirilme olanağının giderek zayıfladığını, arsa sahiplerinin bu sebeple kendilerine tazyik yaptığını iddia edilerek, tebliğden itibaren 3 gün içinde sözleşmeye aykırı davranışların giderilmesi, aksi halde taşeron ve temlik sözleşmelerinin feshedileceğini bildirildiğini, iş ortaklığı tarafından kendilerine gönderilen ihtarname ile fesih işleminin haksız olduğunu ve haksız fesih sebebiyle doğan hakediş alacaklarının ve cezai şart bedelinin ödenmesinin ihtar olunduğunu, alt yüklenicinin kasten veya ağır kusur ile ifa etmediği herhangi bir edimi olmadığını, iş ortaklığının bütün zorluklara ve kendisinden kaynaklanmayan durumlara rağmen sözleşme konusu işin bitirilmesi için gerekli tüm çabayı gösterdiğini, 24.02.2016 tarihli taşeron sözleşmesi'nin 21.2 maddesi gereğince alt yükleniciye tanınması gereken sürenin en az 1 aylık makul bir süre olması gerektiğini, oysa davalının fesih işlemine gerekçe olarak ortaya koyduğu 08.01.2018 tarihli fesih ihtarında sadece 3 günlük bir süre tanıdığını dolayısıyla yapılan ihtarın sözleşmeye uygun olmadığını, hukuken geçersiz olan bu tür bir ihtara dayalı olarak yapılmış fesih işleminin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının yaptığı bu haksız fesih işlemi sonrasında alt yüklenici iş ortaklığı için 24.02.2016 tarihli taşeron sözleşmesinin 21.4 maddesindeki cezai şart ve tüm alacak ve hakedişlerini talep etme hakkı doğduğunu, taraflarınca ipoteklerin paraya çevrilmesi için icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.