V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Davalı ... dahi sigortalısı olan sürücüsü olan davalı ... 'ın kazada kusurlu olduğunu dava haricinde taraflar arasındaki mail yazışmalarında kabul ettiğini,
b. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini,
c. Kazanın trafik kazası olması ve davalılardan diğerinin maktülün işvereni olması nedeniyle Mahkemece maktüle verilen kusurun ne kadarının maktülün ne kadarının işverenine ait olacağının en az iki kişiden oluşan iş güvenliği uzmanı bilirkişi heyetince ayrıca tespiti gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının maddi tazminat istemine ilişkindir.
1.İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
7.İş kazası tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakimi zarar verenin kusuru olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
8. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
9.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, davalı ... Ltd. Şti. nezdinde şoför olarak çalıştığı, 09.11.2014 günü davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ....plakalı aracı ile Niksar ilçesinden Tokat istikametine seyri sırasında kaza mahalline geldiğinde, Tokat istikametinden Niksar istikametine seyreden... plakalı aracını yolun sağına park ederek kamyonet cinsi aracından düşen paketini almak için yaya olarak yola çıkan sigortalı ...'a aracının ön sol kısımlarıyla çarpması sonucu sigortalının vefat ettiği, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olarak kabul edildiği, ...'ın kusursuz olduğu, işveren ... Şirketi'nin % 50 oranında, ...'ın ise % 50 oranında kusurlu olduğu yönünde tespitler yapıldığı, aynı olaya ilişkin açılan ceza dava dosyasında Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporları düzenleyen bilirkişilerin uzmanlıkları ile ölen ...'ın sanık ...'ın seyir ettiği şerit üzerinde gece vakti eğilmiş halde kendisini tehlikeye atar vaziyette gerekli tedbirleri almadan kutu ve düşmüş ayranları toplaması şeklindeki eylemi karşısında sanık ...'a atfıkabil kusur bulunmadığının kabulü ile sanığın üzerine atılı suçtan kusuru bulunmadığından beraatine yönelik karar verildiği ve işbu kararın Yargıtay onama ilamı ile kesinleştiği, eldeki dosyada Mahkemece üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 27.05.2020 tarihli kusur raporunda ise iki ayrı olasılık değerlendirilmek suretiyle rapor tanzim edildiği, birinci olasılıkta; çarpma noktasının ... plakalı aracın seyri istikametindeki (Niksar-Tokat istikametindeki şerit üzerinde) olması halinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın, kendi şeridini takiben seyrettiği, kazanın oluşumunu engelleme imkânı bulunmadığından kusurunun bulunmadığı; maktul yaya ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yer alan yaya asli kusurlarından 68/1-c maddesi (Taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek hareketlerde bulunmak) kusurunu ihlal ettiğinden % 100 oranında kusurlu olduğu, ikinci olasılıkta ise; çarpma noktasının park halinde bulunan... plakalı aracın bulunduğu şerit üzerinde (Tokat-Niksar istikametindeki şerit üzerinde) olması halinde ... plakalı araç sürücüsü ...'ın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan sürücü tali kusurlarından 56/1-a maddesinde yer alan (Şerit izleme kurallarına riayet etmemek) kuralını ihlal ettiğinden % 25 oranında kusurlu olduğu, maktul yaya ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan yaya asli kusurlarından 68/1-c maddesi (Taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek hareketlerde bulunmak) kusurunu ihlal ettiğinden % 75 oranında kusurlu olduğu şeklinde belirtildiği, Mahkemece;" ... yaya ...'ın gerek ceza dosyasında gerekse işbu dosyada alınan kusur raporları ve ATK raporlarıyla da sabit olduğu üzere kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu anlaşıldığından, işbu davada zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmesi gerekliliği karşısında.." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, ancak maddi olgunun tam olarak ortaya konulmadığı, raporun da oluşa uygun olmadığı gibi eldeki dosya ile çelişir nitelikle veriler bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.
10. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; davalı sürücü ...'ın kusursuz olduğunun anlaşıldığı ve fakat işveren yönünden hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporunu düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; öncelikle maddi olguyu tam olarak ortaya koydurmak, işveren yönünden SGK inceleme raporunda belirlenen tespitleri (özellikle işbu raporda işverenin kusurlu bulunmasına neden olan tespitleri) irdeletmek, eldeki dosya ile arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını - tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
11. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.