II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
3. 5271 sayılı Kanun’un, 172 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." denilmektedir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli ... hakkında atılı suçtan yapılan soruşturma neticesinde, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2017 tarihli ve 2016/36562 Soruşturma, 2017/25651 Karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bahse konu karara yönelik itiraz üzerine, İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.05.2017 tarihli ve 2017/2755 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, şikâyetçi vekilinin 14.09.2021 havale tarihli dilekçesi ile yeni delil elde edildiği belirtilerek Cumhuriyet başsavcılığına hitaben dilekçe yazıldığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2021 tarihli ve 2021/165930 Soruşturma, 2021/76587 Karar sayılı kararı ile "...müştekinin şikayeti ile ilgili olarak Başsavcılığımızın 2016/36562 soruşturma, 2017/25651 karar numaralı kararında iddialar ile ilgili takipsizlik kararı verildiği, bu itibarla mevcut dosyadaki şikayetin mükerrer nitelikte olduğu, sulh ceza hakimliğinin yeni delil iddialarını CMK 172/2. maddesi gereğince değerlendirmesinin gerektiği..." gerekçesiyle yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın şikayetçi vekiline 04.10.2021 tarihinde tebliğini müteakip, şikayetçi vekilinin 06.06.2022 tarihli dilekçesi ile "...dosyanın arşive kaldırıldığını, oysa ki yeni delil talebini değerlendirmek üzere Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesinin gerektiği..." yönünde talepte bulunması üzerine, bu dilekçenin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz mahiyetinde olduğundan bahisle dosyanın Sulh Ceza Hakimliğine gönderildiği, İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/5587 Değişik İş sayılı kararı ile de kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, kararın 04.10.2021 tarihinde tebliğini müteakip, şikayetçi vekili tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan 06.06.2022 tarihli dilekçenin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz mahiyetinde bulunmadığı gözetilerek herhangi bir karar verilmemesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçe ile kabul edilmiş, bununla birlikte; Dairemizin 07.10.2024 tarihli ve 2023/7151 Esas, 2024/11182 Karar sayılı ilamında yer alan ; "...şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil elde edildiğinden bahisle talepte bulunulması üzerine, öncelikle bu hususta Cumhuriyet savcısınca bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı tarafından söz konusu iddiaların yeni delil mahiyetinde olduğunun kabulü halinde, soruşturmaya devam olunarak kamu davası açılması hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmesi durumunda bu hususta Sulh Ceza Hakimliğinden karar talebinde bulunulması, iddiaların yeni delil mahiyetinde olmadığının veya yeni delilin kovuşturma açılmasına yeter mahiyette bulunmadığının kabulü halinde ise, yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu kararın da itiraza tabi olarak Sulh Ceza Hakimliğince denetlenmesi; yeni delilin varlığı nedeniyle doğrudan Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunması halinde dahi, Sulh Ceza Hakimliğinin yeni delil olup olmadığının değerlendirilmesi için talebi soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına iletmesi gerekecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, adli-idari nitelikte bir işlem olup, başka bir anlatımla karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle, beraat kararında olduğu gibi kişi hakkında verildiği fiile ilişkin olarak kesin hüküm sonuçlarını doğurmamaktadır. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesin hüküm sonuçlarını doğurmaması, soruşturma makamının bu karardan her zaman keyfi biçimde dönebileceği ve kamu davası açabileceği anlamına da gelmemektedir. Kanun Koyucunun, 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca getirdiği düzenlemeden de açıkça anlaşıldığı üzere, fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiile ilişkin olarak kamu davası açılabilmesi için, "yeni delilin meydana çıkması" ile "bu hususta Sulh Ceza Hâkimliğince bir karar verilmesi" şartlarına bağlanmış ve bu hususlar kovuşturma şartı olarak belirlenmiştir. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının, yeni elde edildiğinden bahisle soruşturma işlemlerine başlaması için, Sulh Ceza Hakimliğinden bu yönde bir izin almasına gerek bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiği hususunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra talepte bulunulması halinde Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilecek karar, önceki kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddinden bağımsız yeni bir karar niteliğindedir...." şeklindeki açıklamalar ışığında, yeni delil bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise suç tarihi ve zamanaşımı hususları da değerlendirilerek gereğinin mahallinde takdir ve ifası mümkün görülmüştür.