İçtihatYargıtay6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E. 2024/2220 · K. 2025/1983
- Esas No
- 2024/2220
- Karar No
- 2025/1983
- Karar Tarihi
- 13.05.2025
Karar Metni
6. Hukuk Dairesi 2024/2220 E. , 2025/1983 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/345 E., 2024/508 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/118 E., 2023/883 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında İstanbul ili, ... ilçesi, ... Kent arazisi içinde bulunan Oyak A.Ş. mülkiyetindeki arazi içindeki "Arpalı 1, Arpalı 2 ve Küçük Kartal Derelerinin Islahı" işinin yapımı konusunda 07.02.2013 tarihinde yazılı anlaşma yapıldığını, sözleşmenin belli bir oranda gerçekleştirildikten sonra davalı tarafından tek taraflı olarak haksız şekilde fesih edildiğini, feshin kendileri tarafından kabul edilmediğini, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkilinin davalıdan alacağı ve kâr mahrumiyetinin olduğunu, yapılan imalatlar için de herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin bu işlerin yapılabilmesi için bu işe özgü 234.000,00 € karşılığı, 640.000,00 TL tutarında özel iş makineleri aldığını, müvekkilinin davalı tarafça iş kapsamında verilen vekaletnamelerle vekil sıfatı ile ilgili dairelerde iş kapsamında proje yapılması ve gerekli izinlerin alınması çalışmalarını yürüttüğünü, bu çalışmalar kapsamında muhtelif defalar toplantılar yapıldığını, sonrasında iş yapımı konusunda 07.02.2013 tarihinde sözleşmenin imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme kapsamında 08.04.2010, 11.11.2010, 11.04.2011, 20.06.2012 ve 01.07.2013 tarihlerinde 5 kez proje çalışması yapıldığını ve onayları ile ilgili süreçlerin takip edildiğini, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin talepleri doğrultusunda üç defa proje değişikliğine gittiğini, projenin son hali belirlendikten sonra müvekkilinin işe başladığını, dere ıslahı çalışmalarının yapılabilmesi için 2.140 metre yol kazısı yapıldığını, asfalt kırığı nakledilmiş 30 cm kalınlığında asfalt kırığının sıkıştırılmak sureti ile yola serildiğini, şantiye için 650 metre kanalın kazılarak elektrik, su, telefon hattı döşendiğini, şantiye için konteyner ve aydınlatma projektörlerinin kurulduğunu, dere boyu ulaşımı için 650 metre grovak malzemeden yol yapıldığını, dere tabanı ıslahı için 15 metre genişliğinde 1 metre derinlikte balçık çamurun temizlendiğini, projede belirtilen, dere tabanı kodlarına göre, 50 cm'lik dolgu yapılıp sıkıştırılıp tekrar 50 cm dolgu yapılıp toplam üç kat döşeme silindirle sıkıştırılma yapıldığını, projeye uygun demir işçiliği yapıldığını, kalıpların çakılarak 5,5 metre eninde 10 cm kalınlığında C35 beton dere tabanına beton döküldüğünü, sonuç olarak yaklaşık %8 oranında taş bere hariç dere ıslahı ve kolektör projesinin tamamlandığını, ancak yapılan bu işlere dair herhangi bir ödemenin yapılmadığını ileri sürerek, müvekkili şirketin bakiye iş bedeli ve sözleşme dışı imalat bedeli alacağının şimdilik 45.000,00 TL'sinin sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, şimdilik 15.000,00 TL kâr mahrumiyetinin haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 06.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, bakiye iş bedeli ve sözleşme dışı imalat bedeli alacak tutarını 297.500,00 TL'ye, kâr mahrumiyeti talebini 633.084,66 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işin İSKİ tarafından durdurulduğu 26.04.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin 35, 49 ve 52. maddeleri uyarınca tasfiyesinin ve davacı şirketin hakedişinin tespitinin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, davacı firmanın bu tarihe kadar ki hakediş tutarının KDV dahil 62.651,55 TL olduğunu, bunun dışında hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, müvekkili şirkete olan borçlarının düşülmesinden sonra kalan alacaklarının 1.310,98 TL olduğunu, davacı firmanın dava dilekçesinde taleplerine dayanak olarak gösterdiği iddiaların haksız ve dayanaksız olduğunu, proje çalışmaları hakkındaki iddia ve taleplerinin tümüyle gerçek dışı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme tarihi olan 07.02.2013 tarihinden önceki tarihleri içeren projelerin dava ile ilgisinin olmasının fiilen de imkansız olduğunu, yapı firmasının şantiye sahasına 2.140 metre yol yapma iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, 07.02.2013 tarihli sözleşme ile işi üstlenen davacı firmanın, 20.02.2013 tarihinde yer teslimi ile işe başlamasından başlayarak, 26.04.2013 tarihinde işin İSKİ tarafından durdurulmasına kadar toplam 65 gün faaliyet gösterdiğini, o nedenle davacının iş bu davasının ve taleplerinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen 07.03.2013 tarihli eser sözleşmesi uyarınca davacı yüklenicinin iş bedeli olarak talep ettiği 297.500,00 TL'lik kısmın sözleşme öncesi yani 2011 yılına ilişkin olarak yapıldığı, oysa davacı şirketin kurulma tarihinin 15.06.2012 olduğu, bu haliyle 2.140 metre uzunluğundaki yola asfalt kırığı kaplama malzeme döküm işinin şirketin kurulma tarihinden önce ve sözleşme tarihinden önce yapıldığı, bu nedenle davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin olmadığı, davacının diğer talebi kar mahrumiyeti yönünden TBK'nın 408 ve 438. maddelerine göre kesinti yöntemi uyarınca hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplama sonucu davacının talep edebileceği kâr mahrumiyetinin 503.130,00 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 503.130,00 TL kâr kaybı talebinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 297.500,00 TL alacak talebi için aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 297.500,00 TL'lik meblağa ilişkin "2.140 metre uzunluğundaki yola asfalt kırığı kaplama malzemesi dökülmesi" işi davaya konu sözleşme ve davacı şirketin kurulma tarihinden önceki bir döneme ilişkin olduğundan, davacı tarafça söz konusu işin sonradan davacı şirketin kurucusu ve yetkilisine verilen vekaletnameler kapsamında onun tarafından yapıldığı ileri sürüldüğünden, davacı şirketin bu iş kalemi yönünden davaya konu sözleşme kapsamında veya sözleşme harici olarak davalıya dava açmakta aktif dava ehliyeti bulunmadığı, davalı iş sahibi tarafından yapılan tek taraflı feshin haksız olduğu anlaşıldığından davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden kâr kaybı talep etme hakkı bulunduğu, 6098 sayılı TBK'nın 408 ve 438. maddeleri hükmünde öngörülen “kesinti yöntemine göre” yapılan hesaplama sonucu davacının talep edebileceği kâr mahrumiyeti bedelinin 503.130,00 TL olarak belirlendiği, yapılan işlere ilişkin davalı tarafça hazırlanan hakedişteki bedel 53.094,53 TL ise de sözleşme öncesi yapılan 297.500,00 TL'lik imalat bedelinin sözleşme bedelinden düşülerek hesaplama yapılmasına karşı davacı vekilince bir istinaf itirazında bulunulmadığından ve davacı şirketin o dönem başka iş yaptığı veya başka bir iş bulmaktan kasten kaçına dair bir delil dosyaya sunulmadığından, yapılan bu hesaplamanın dosya kapsamına ve kesinti yöntemi usulüne uygun olduğu, ancak, açılan davanın kısmi dava olduğu göz önünde bulundurularak, hükmedilen toplam 503.130,00 TL kâr mahrumiyeti bedelinin, 15.000,00 TL'sine dava tarihinden, ıslahla arttırılan 488.130,00 TL'sine ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, hükmedilen alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dava ve ıslah dilekçelerinde ticari faiz talep edilmiş olmakla avans faizine hükmedilmiş olmasında ise bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin esastan reddine, davalı vekilinin faiz işletim tarihine ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile, toplam 503.130,00 TL kâr kaybı bedelinin 15.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 488.130,00 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 297.500,00 TL alacak talebinin aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacı şirket yetkilisi adına davalı şirket tarafından tanzim edilen vekaletname ile işin 2010 yılında başlandığını, işin kapsamı ve büyüklüğü nedeniyle projelerin onaylanması ile şirket kuruluşunun beklenmesinin zaman alacağı ve işi geciktireceğinden davalı talebi doğrultusunda işe fiili olarak başlandığını,
b. Mahkemece hakedişlerde yapılan damga vergisi, yemek bedeli vs. için mahsupların dikkate alınmadığını,
c. Davalının iş bedellerini ödemediğini, şirket kurulmadan önce yapılan işler yönünden ret kararı verilecekse dahi şirket kurulduktan sonra yapılan işlerin belirlenerek buna göre sonuca gidilmesi gerektiğini,
d. Tek ortaklı şirketin yetkilisi olan tarafça işlerin yapılmasının iş bedelinin ödenmeyeceği anlamına gelmeyeceğini, şahsın yaptığı işlerin davacı şirket adına icra edildiğinin açık olduğunu beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Sözleşme konusu işin yapımının İSKİ tarafından durdurulmuş olup, işin durdurulmasında müvekkil şirketin hiçbir kusurunun bulunmadığını, işin durdurulmasının müvekkilden gizlendiğini,
b. Gerek maliyet gerekse süreç itibariyle ek maliyet ve külfet getirdiği anlaşılan revize projenin uygulanma imkanının kalmadığını,
c. Davacının kendi alt taşeronu ile 25.07.2013 tarihinde fesih protokolü düzenlediğini, bu protokolün idarenin işi durdurması ve proje değişikliklerine giderek işin ifasının imkansızlaşmasında müvekkilinin kusuru olmadığı konusunun davacının da kabulünde olduğunun kanıtı olduğunu,
d. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu,
e. Kâr kaybı talebinin müspet zarar niteliğinde olduğunu, sözleşmenin feshi halinde sözleşmede açıkça bir düzenleme bulunmadığında talep edilemeyeceğini, sözleşmede kar mahrumiyeti talep edilebileceğini ilişkin düzenlemenin bulunmadığını,
f. Kâr kaybı hesaplama yönteminin haksız ve dayanaksız olduğunu,
g. Davacı şirketin dava dilekçesinde "ticari faiz "talep etmiş olup, mahkemenin taleple bağlılık kuralına aykırı olarak "avans faizi ile tahsiline "hükmettiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla uğranılan kâr mahrumiyeti bedelinin tahsili ile sözleşmeye hazırlık ve sözleşmenin ifası kapsamında yapılan bir takım işlere ilişkin imalat ve hizmet bedellerinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağı istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemeleri'nin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunduğundan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.