Yargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2024/2260 · K. 2024/7733
11. Ceza Dairesi 2024/2260 E. , 2024/7733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2009/109 E., 2014/184 K. SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, görevi ihmal HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama, bozma 1. Şikâyetçi kurum vekilinin; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat kararlarını temyiz ettiği anlaşılmış ise de, şikâyetçinin adı geçen sanıklar hakkındaki nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükümlerini temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı, zira resmi belgede sahtecilik suçunun maddi unsurunun hedef aldığı kişi, nitelikli dolandırıcılık suçunun ise haksız menfaat temin edilen kişi olup suça konu maaş bordrolarının şikâyetçiye karşı kullanılmaması ve şikâyetçi kurumdan haksız menfaatte temin edilmemesi nedeniyle şikâyetçinin yüklenen suçlardan doğrudan zarar görmediği anlaşılmıştır. 2. Katılan banka vekilinin; sanıklar ... ve ... hakkında görevi ihmal suçundan kurulan beraat kararlarını temyiz ettiği anlaşılmış ise de; bu suç yönünden doğrudan zarar görmediği ve kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı, usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği belirlenerek inceleme yapılmıştır. 3. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun), kanun yollarına başvurma başlıklı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan şikâyetçi ... vekilinin duruşmadan haberdar edilmediği ancak Mahkemesince kurulan hükmün kendisine tebliğ edilmesi üzerine süresinde temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği anlaşılmış olup şikâyetçi kurumun sanıklar ... ve ... hakkında görevi ihmal suçları yönünden 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilmiştir. 4. Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçesi kapsamına göre aleyhe temyiz ettiği tespit edilen; sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat kararlarına yönelik; katılan banka vekilinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat kararlarına yönelik, (Her ne kadar tebliğnamede katılan banka vekilinin resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat kararlarına ilişkin temyizi yönünden katılma hak ve yetkisinin bulunmadığından bahisle sıfat yokluğu nedeniyle ret yönünde görüş serdedilmiş ise de resmi belgede sahtecilik suçunun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olduğu ve suça konu sahte belgelerin bankaya ibraz edilerek haksız menfaat temin edildiği, dolayısıyla bu suç yönünden katılan bankanın katılma hak ve yetkisinin bulunduğu tespit edildiğinden tebliğnamedeki redde yönelik düşünceye iştirak edilmemiştir), katılan ... vekilinin sanıklar ... ve ... hakkında görevi ihmal suçlarından kurulan beraat kararlarına yönelik, sanık ... müdafiinin sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik, sanık ...'nın sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan bu hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: