İçtihatYargıtay11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/2562 · K. 2025/652
- Esas No
- 2024/2562
- Karar No
- 2025/652
- Karar Tarihi
- 06.02.2025
Karar Metni
11. Hukuk Dairesi 2024/2562 E. , 2025/652 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1627 Esas, 2024/16 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/113 E., 2021/258 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2007/44727 sayılı “...” markasının sahibi olduğunu, dava konusu 2019/44981 sayılı “...” markasının ise müvekkilinin markası ile benzer olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali doğurabilecek mahiyete bulunduğunu, müvekkilinin markalarının uzun yıllardır bilinen ve kabul edilmiş markalar olduklarını, bu nedenle markalar arasında karıştırılma ihtimali oluşacağını ve markaların birbirlerinin serisi olarak algılanabileceklerini ileri sürerek 2020-M-597 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve dava konusu 2019/44981 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...+ŞEKİL" şeklindeki başvurunun stilize olarak yazılmış bir sözcük markası olduğu, markanın “R-O-S-E-D-E-M” harfleri ile oluşturulmuş yedi harf tek kelimelik bir sözcükten oluştuğu, dilimizde ya da yabancı dillerde bilinen bir kelime olmadığı, bu anlamda uydurulmuş, yaratılmış, farazi bir ibare olduğu, bununla birlikte Türkçe dilbilgisi kurallarına uygun yazımı nedeniyle anılan ibarenin yazıldığı şekliyle “...” olarak üç heceli telaffuz edileceği, markadaki “d” ve “e” harflerinin stilize şekilde yazıldığı, kelimenin üst kısmında ise tüm harfleri kapsayan yatay bir çizgiye yer verildiği, esas unsurunun “...” kelimesinin kendisi olduğu, davacı taraf markası ise "..." şeklinde herhangi bir figüratif unsur taşımayan bir sözcük markası olduğu, markanın “rose” ve “bach” şeklinde iki ayrı kelimenin “&” işareti ile ayrılarak yazıldığı, “rose” kelimesinin İngilizce “gül, güzel kız” anlamına geldiği, “bach” kelimesinin ise “bekar, tek başına yaşayan” gibi anlamları bulunan bir kelime olduğu, tüketicinin “rose” kelimesinin anlamını bileceği, zira anılan ibarenin gül çiçeğinin de İngilizce karşılığı olması nedeniyle tüketicinin sıkça duyumsayabileceği İngilizce kelimelerden olduğu, ancak aynı değerlendirmenin “bach” kelimesi açısından yapılmasının ise mümkün olmayacağı , davacı markasının bu çerçevede “roz end bah” şeklinde ya da “rosebaç” şeklinde telaffuz edileceği, taraf markaları bu kapsamda karşılaştırıldığında her iki markanın da başlangıç sesinin “rose” şeklinde başladığı, ancak her iki markanın da devam seslerinin ise farklı olduğu (dem – bach), davacı markasının “rose” ve “bach” şeklinde iki ayrı kelimenin ayrı ayrı yazımı ile oluşturulduğu ve “&” işareti ile ayrıldığı, her iki kelimenin de yabancı sözcükler (İngilizce) olmaları nedeniyle tüketicinin bu markaları “roz end bah” şeklinde telaffuz etme eğiliminin daha yüksek olacağı, halbuki dava konusu markanın ne yabancı dilde ne dilimizde bilinen bir kelime olmadığı, dolayısıyla bu kelimenin yazıldığı gibi “...” şeklinde telaffuz edileceği ve bu telaffuzu ile davacı markasından farklılaşacağı, keza yine her iki markanın da bütünsel görsel algılarında, ortak harf dizilimleri dışında başkaca bir benzerlik taşımadıkları, davacı markasının tek başına “rose” kelimesinden değil “...” şeklinde bir bütünden oluştuğu, dolayısıyla bu bütün üzerinden taraf markalarının değerlendirilmeleri gerektiği, davacının “rose” ibaresi etrafında yarattığı bir seri marka ailesi olmadığı, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle yalnızca tek bir markasının bulunduğu da gözetildiğinde, dava konusu markanın davacı markasının yeni bir serisi olarak algılanma ihtimali de son derece zayıf olduğu, dolayısıyla taraf markaları kapsamında yer alan bir kısım mal ve hizmetler bakımından emtia benzerliği bulunmakta ise de markaların bütünsel anlamda yarattıkları algılar itibariyle birbirlerinden uzaklaştıkları, markaları oluşturan işaretlerin görsel, sözel ve kavramsal unsurları açısından meydana getirdikleri bütünsel algıların, ilgili tüketici kitlesi nezdinde markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik oluşturmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.