V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davanın terditli olarak temerrüt ve akde aykırılık nedenlerine dayanılarak açıldığını, akde aykırılık iddiasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince deliller toplanmadan dosya üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının kira bedellerini zamanında ödemediği gibi, sözleşmelerden kaynaklanan diğer mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini, temerrüdün oluşmadığı konusunda Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünün aksine Belediyeye ödenmesi gereken kira bedelinin müvekkiline ödenmesinin talep edilmediğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun olarak Belediyeye ödemesi gereken kira bedellerinin Belediyeye ödenerek ilgili makbuzların müvekkiline gönderilmesinin talep edildiğini, taraflar arasında halihazırda devam eden bir sözleşme mevcut olup, bu sözleşme kapsamında kiracının ödemesi gereken %1 hazine payı olan devlet alacağını talep etmesinin, hakkın kötüye kullanımı olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yine davalı şirkette müvekkili Bakanlığın pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi olmadığını, pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi sıfatının ayrı ve bağımsız tüzel kişiliği olan KTB Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğüne ait olduğunu, bu nedenle sözleşmenin (12.) maddesine açıkça aykırı hareket edilmesinin, müvekkil Bakanlığın bilgisi dahilinde olduğu ve Bakanlığın bu sözleşmeye aykırılıkları zımnen kabul etmiş sayılması gerektiği yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, yine dava konusu taşınmazın sözleşmeye aykırı şekilde 3. kişilere kiraya verildiğine dair ihale dokümanlarının da ekli olup dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, temerrüt ve akde aykırılık nedenlerine dayalı tahliye istemine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle davacı tarafça düzenlenen temerrüt ihtarından sonra aynı alacak için takip başlatılmakla davalıya yeni bir ödeme süresi verilmiş olup, bu süre içerisinde takip konusu kira borcunun ödenmiş olduğu ve dava konusu yapı ve tesislerin 3. kişilere kiraya verildiği hususunda sunulan ihale dökümlerinin, kira ilişkisinin kurulduğu yönünde karine oluşturmayacağının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Taraflar arasında geçerli olarak kurulan 23.08.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile bu sözleşmenin eki niteliğindeki 02.11.1994, 01.09.1999 ve 25.09.2008 tarihli sözleşmelerin varlığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, 23.08.1999 tarihli kira sözleşmesinin "Kira ve Mali Yükümlülükler" başlıklı (8/II) maddesinde yer alan; ''... tarafından UKM ve FSS’nin işletilmesinden elde edilecek toplam yıllık hasılattan Hazine’ye 02.11.2004 tarihinden sonra %1 pay ödenecektir. Hasılata; tahsis olunan arazi üzerinden kurulan işletmelere ait tahakkuk eden her türlü mal ve hizmet satış bedelleri ile yapılan kiralamalar dahildir. Yıllık hasılatı gösteren beyanname 01.06.1994 tarih ve 3568 sayılı Kanuna göre yetkili kılınan Yeminli Mali Müşavirliklere tasdik ettirilir. Bu pay, bilanço dönemini takip eden Mayıs ayı içinde yatırılır." hükmü ile "Diğer Yükümlülükler" başlıklı (12/g) maddesinde yer alan; "...’ın sermayesinin %50’sine tekabül eden paylar Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi, Turizm sektöründe kurulmuş vakıf, dernek gibi kâr amacı gütmeyen kuruluşlar arasında gruplandırılacaktır. Diğer ortaklardan özel hukuk gerçek ve tüzel kişi payları münferit olarak %2 oranının üstüne çıkmayacaktır. Hisse devri ve sermaye artırımına gidilmesi gibi hallerde yukarıda belirtilen ..., Turizm sektöründe kurulmuş Vakıf, Dernek gibi kuruluşların %50 payı aynen korunacaktır. …” hükümlerine aykırılık oluştuğu iddiasına dayanarak akde aykırılık nedeniyle tahliye isteminde bulunmuş, Bölge Adliye Mahkmesince; %1'lik hasılat payı ödenmesine ilişkin hükmün sözleşmenin yapıldığı 1999 tarihinde itibaren hiç uygulanmadığı, 20 yıl sonra bu durumun sözleşmeye aykırılık olarak ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu, yine sözleşmenin (12/g) maddesinde belirtilen davalı şirketin ortaklık yapısına ilişkin değişikliklerin, davalı şirketin yönetim kurulu kararı ile onanarak gerçekleştirildiği ve davalı şirketin genel kurul toplantılarında ortakların bilgisine sunulduğu, davacı Bakanlığın da bu toplantılara katıldığı ve hiç bir itirazda bulunmadığı, bu nedenle değişiklikleri zımnen kabul etmiş sayılması gerektiği ayrıca bu durumun doğrudan taşınmazın kullanımı ile ilgili olmadığından tahliye sebebi oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; sözleşmenin (8/II) maddesinde yer alan açık düzenlemeye rağmen davalı tarafça ödeme savunmasında bulunulmadığı gibi Hazine payının ödenmediği hususunun açıkça belirtildiği, yine 25.09.2008 tarihli ek sözleşmede, imza tarihine kadar sözleşmeden doğan yükümlülüklerin davalı tarafça yerine getirildiği hususu kabul edilmiş ise de, bu açıklamanın 25.09.2008 tarihine kadar olan geçmiş borçlardan ibra şeklinde yorumlanabileceği, bu tarih itibariyle sözleşme hükümleri aynen geçerli olmakla, davalının kiralananın işletilmesinden elde edilecek toplam yıllık hasılattan Hazineye %1 pay ödemesi gerektiği, hiç ödenmemiş ve bu konuda talepte bulunulmamış olmasının bu haktan vazgeçildiği anlamı taşımayacağı, kaldı ki aynı sözleşmenin (2.) maddesinde açıkça 01.09.1999 tarihli mevcut sözleşmede yer alan ve Hazineye ödenmekle yükümlü olunan meblağlara ilişkin hükümlere aynen riayet edileceği hükmüne yer verildiği, yine sözleşmenin (12/g) maddesine aykırılık olarak iddia edilen ortaklık payı sınırlandırılmasına ilişkin hükme uygun davranılmadığı hususunun davalı tarafça açıkça ikrar edildiği, bu hususta davacı tarafça, davalı şirket genel kurulunda ibra yönünde oy kullanmak veya yönetim kurulunda itirazda bulunmamak gibi davranışlarının, mevcut sözleşme hükmüne açık aykırılık karşısında, davalı şirket nezdinde korunmaya layık ve esaslı bir güven oluşturacak özellikte olmadıkları, bu nedenle örtülü biçimde kurulmuş bir ibra yahut tadil sözleşmesinden bahsedilemeyeceği gibi davacının sözleşmeyi feshi talebinin de hakkın kötüye kullanımı teşkil etmeyeceğinin kabulü gerektiği, kaldı ki yine 25.09.2008 tarihli son ek sözleşmenin 4. maddesinde; davalının sermaye yapısının 01.09.1999 tarihli sözleşmenin (12/g) maddesinde öngörülen yapıya dönüştürüleceği hususunun da ayrıca ve açıkça hükme bağlanmış olması karşısında, tarafların söz konusu hükümlerin yürürlükte olduğu ve davalının bu borçları ifa ile yükümlü olduğu hususunda açık irade beyanlarını ortaya koyduklarının kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının akde aykırılık nedeniyle tahliye istemi yönünden, bahsi geçen Hazine payı ödenmesi ve ortaklık pay oranlarına ilişkin düzenlemelere ilişkin sözleşmenin (8/II) ve (12/g) maddelerine aykırılık oluştuğunun kabulü ile kiralananın tahliyesi yönünde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile talebin tümden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.