IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili (Hazine dışındaki) tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarih ve 2021/893 Esas, 2021/982 Karar sayılı kararıyla; Yerel Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisi ...'ten kaldığı ve mirasçılar arasında yapılmış bir taksim anlaşması da bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; somut olayda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın, çekişmeli taşınmazların tarafların yakın murisleri ...'ten mi yoksa kök murisleri ... ...'ten mi kaldığı, her iki murisin mirasçıları arasında yöntemince yapılmış bir taksim bulunup bulunmadığı ve davalı taraf lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, davacı taraf çekişmeli taşınmazların kök muris ...'ten oğlu ...'e, ondan da kendilerine kaldığını iddia etmekte iken davalı taraf kök muris mirasçılarından halaları... ve ...'ün hisselerinin kendi babaları tarafından satın alındığını, dolayısıyla bu durumun ve ayrıca taşınmazların çok uzun yıllardır kendilerinin kullanımında olması hususunun dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini iddia ettiği, ne var ki, mahallinde yapılan keşiflerde alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları yukarıda belirtilen uyuşmazlık noktalarını çözmekten uzak, soyut, çelişkili ve ayrıntı içermeyen beyanlar olup, bu beyanlara dayanılarak davanın esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilebilmesinin mümkün olmadığı, diğer yandan dava konusu 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerinde muhdesat niteliğinde yapı bulunmasına rağmen, bu yapıyla ilgili olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca değerlendirme yapılmaması ve koşulların oluşması halinde sahibi lehine muhdesat şerhi verilmemesinin isabetsiz olduğu, o halde sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek en az üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, senet (28.04.1992 ve 12.01.1996 tarihli senetlerin) tanıkları, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte tanık ve yerel bilirkişilere dava konusu taşınmazların evveliyatı itibariyle yakın muris ...'e mi yoksa kök muris ... ...'e mi ait olduğu, bu kişilerin mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde yapılmış bir taksim bulunup bulunmadığı, taksim yapılmış ise çekişmeli taşımazların kime düştüğü, bu taşınmazların kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde ve hangi sıfatla kullanıldığı, taşınmazların kullanımıyla ilgili olarak herhangi bir uyuşmazlık yaşanıp yaşanmadığı, mirasçılar arasında satış, bağış, pay devri yapılıp yapılmadığı, 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerideki binanın kim tarafından ne zaman ve kimin adına yaptırıldığı, dosyaya sunulan senetlerin hangi taşınmaz ya da taşınmazlara ilişkin olduğu hususlarının etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasındaki çelişkinin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana neden üstünlük tanındığının gerekçesinin karar yerinde açıklanması, çekişmeli taşınmazların kök muris ...'ten kaldığı ve mirasçılar arasında taksim edilmediğinin anlaşılması halinde bu muristen kalan miras payı oranında, yakın miras bırakan ...'den kaldığının ve taksim edilmediğinin anlaşılması halinde ise bu muristen kalan miras payı oranında davanın kabul ya da reddine karar verilmesi, yine dava konusu 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki muhdesatla ilgili 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu hususlar göz önüne alınmaksızın eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bir kısım davalılar (Hazine dışındaki) vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Kaldırma Kararı Sonrasında İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kadastro tespitine itiraz mahiyetinde tapu iptali ve tescil davası olduğu ve Kadastro Kanunu'nda belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dava konusu taşınmazların kök muris ...'ten intikal edip etmediği noktasında ihtilaf bulunduğu, davacılar ve davalıların kök muris ...'in mirasçıları olup kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazların kök muris ...'in oğlu olan ... adına tespit edildiği, taşınmazların kadastro tespitinde tapu kaydı esas alınmadığı, yargılama sırasında davacı taraflar tapu kaydına dayanmış iseler de tapu kayıtları süresi içerisinde sunulmadığından itibar edilmediği, bu halde taşınmazın tapuya kayıtlı olmayan menkul mal niteliğinde olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, bilindiği üzere menkul mallarda mülkiyetin nakli için zilyetliğin teslim edilmesi yeterli olup yazılı bir sözleşme aranmayacağı, somut olayda davacılar ile davalıların ortak muris ...'in mirasçıları olduğu, davacıların dava konusu olan taşınmazların ortak muris ...'ten geldiğini iddia ederek miras payı oranında mirasçılar adına tapu iptali ve tescil talebinde bulundukları, uyuşmazlığın, dava konusu taşınmazların ortak muris ...'den gelip gelmediği noktasında toplandığı, mahallinde keşif icra edilmiş olup ve keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının beyanlarından dava konusu taşınmazların ...'ten intikalen geldiğinin görüldüğü, ... ve... ...'in ...'in kardeşleri olduğunun nüfus kayıtlarından anlaşıldığı, davalıların ise murisleri ...'in halaları olan... ... ve ...'ın hisselerini satın aldığına dair iddiaları mevcut olup dinlenen senet tanıklarının buna dair bilgilerinin olmadığı görülmekle beraber davalıların bu iddialarını ispatlayamadığı, bu kapsamda dava konusu olan taşınmazların ortak muris ...'ten intikal ettiği ve mirasçılar arasında zilyetlikle kazanım olgusunun gerçekleşmeyeceği, davacıların miras payı oranında dava konusu taşınmazlarda hakkı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu olan 126 ada 50 parsel sayılı taşınmaz üzerinde muris ... tarafından yapılmış muhdesatın beyanlar hanesine şerh düşürülmesine; tapu iptali ve tescil davasının tapu kayıt maliklerine karşı yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle Hazineye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesi kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili (Hazine dışında) tarafından İstinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazların tarafların ortak murisi ...'ten kaldığının dosya kapsamı itibariyle sabit bulunmasına, ortak muris ...'in sağlığında ya da ölümünden sonra taksim yapıldığının davalı tarafça iddia ve ispat edilememiş olmasına, mirasçılardan biri ya da birkaçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılmasına, mirasçılar arasında zilyetlikle kazanım hükümlerinin uygulanamayacak olmasına, davalı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin insan ömrünü aşacak süreye
ulaşmamış olmasına ve tüm dosya kapsamına göre Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle bir kısım davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.