V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, benzerlik iddiasıyla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, internet sitelerine erişimin engellenmesi ve ticaret unvânının terkini istemine ilişkin olup uyuşmazlık davalıların eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyasına sunulan İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sinai Haklar Ceza Mahkemesinin 2020/436 E. sayılı dava dosyasına ait gerekçeli kararda; "... Müşteki adına tescilli "..." markası ile iltibas yarattığı iddia edilen "..." ibaresinin sanığın ticaret siciline tescili yapılan şirket ünvanında iltibas yaratacak şekilde kullanıldığı ve bu şekilde marka hakkına tecavüz ettiği iddiası mevcut ise de, sanığın ticaret ünvanı olan ... Medikal Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ibaresinin Ticaret Sicilinde17230 sicil numarası ile tescilli olduğu, Türk Ticaret Kanununun 50. Maddesinde "usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret ünvanını kullanma hakkı sahibine aittir" düzenlemesi bulunduğu, usulüne uygun olarak tescili yapılmış olan bu ünvanın tescil sahibinin ticari işletmesi ve faaliyeti ile ilgili olarak kullanılması mutad ürünleri üzerinde ticaret ünvanına yer vermesinin doğal olduğu, Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile 6769 sayılı kanun hükümleri arasında öncelik sonralık ilişkisinin bulunmayıp ticaret ünvanının haksız olarak tescil edildiği iddiası var ise öncelikle sözkonusu tescilin hükümsüz kılınmasının gerektiği,
Müşteki adına tescilli "..." markası ile iltibas yarattığı iddia edilen "..." ibaresinin sanığa ait www.farmazenecza.com alan adlı internet sitesinde marka hakkına tecavüz yaratacak şekilde kullanıldığı iddia edilmiş ise de, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre markanın sadece domain adında kullanılmasının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, tecavüzün oluşabilmesi için markanın iltibas yaratacak şekilde internet sitesinin içeriğinde de kullanılması gerektiği, alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere sanığın faaliyet alanının 35. sınıf mal ve hizmet alanına dahil olduğu (online ürün satışı), sanık adına TPE nün 2015/33364 ve 2017/47405 sırasında tescilli markaların 35. sınıfta tescilinin bulunmadığı, markaların tescilli olduğu sınıfta sahibine koruma sağlayacağı, bu nedenle marka korumasından yararlanamayacağı, müştekinin TPE de 2020/30459 başvuru numarası ile 35. sınıfta tescili için başvurusu bulunmakta olup, bilirkişi raporunda, şikayetçinin ... markasının 35. sınıfta 2015 yılından beri kullandığı, dolayısıyla bu sınıfta da hak sahibi olduğu değerlendirilmiş ise de, marka korumasının 3. kişilere karşı, markanın tescil ve ilanının yapılması ile hüküm ifade edeceği, dolayısı ile bilirkişinin bu değerlendirmesinin hukuka uygun bulunmadığı,
Sanığın satışını yaptığı ürünleri, şikayetçinin internet sitesinden satın aldığı ... ibareleri bulunan kutu ile satışa sunması eyleminin ise marka hakkına tecavüz suçunun unsurlarını oluşturmadığı, zire marka hakkına tecavüz suçunun oluşabilmesi için 6769 sayılı kanunun 30/1 maddesinde belirtildiği üzere başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal üretme ve hizmet sunma unsurlarının gerçekleşmesi gerektiği, sanık tarafından kullanılan kutuların taklit olduğu konusunda herhangi bir iddia ve delilin bulunmadığı,
Katılan adına 35. sınıfta tescilli bulunan "eczane ..." markasının ise suç tarihinden sonra 28/04/2021 tarihinde sicile kayıt edildiği ve 31/05/2021 tarihli gazetede yayınlanmış olması nedeni ile suçun oluşumuna etki etmeyeceği, açıklanan nedenler ile sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle sanık ...'ın marka hakkına tecavüz suçundan üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Anılan Kanun'un "Ceza hukuku ile ilişkisinde" başlıklı 74. maddesinde, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacak, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması söz konusu olmayacaktır.
Bu durumda yukarıda yapılan tespitler ve ilkesel değerlendirmeler çerçevesinde, metni alınan Ceza Mahkemesi kararının gerekçesi hukuk hakimini bağlayıcı niteliktedir. Marka hakkına tecavüzün haksız rekabetin nitelikli hâli olduğu göz önünde bulundurularak marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiaları bakımından Ceza Mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp dosyadaki deliller hep birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.